Gazetevatan.com » Yazarlar » Ateşböceği’ne bütünlük lazım!

Ateşböceği’ne bütünlük lazım!

09 Temmuz 2017 Pazar


Mia Yapım-Banu Akdeniz’in yapımcılığını, Ebru Hacıoğlu’nun senaryosunu, Volkan Akmehmet, İnanç Şanver’in müziklerini, Barış Yöş’ün yönetmenliğini üstlendiği Ateşböceği, ikinci bölümüyle Star TV’de ekrana geldi. Seçkin Özdemir, Nilay Deniz, Seda Güven, Durul Bazan, Belma Canciğer, Şebnem Dilligil, Gözde Çığacı, Çağrı Çıtanak, Berkay Tulumbacı, Alicia Kapudağ, Umur Yiğit Vanlı, Lal Tayra Bahar, Çiğdem Aygün, Aslı Samat ve Derya Alabora’nın rol aldığı dizi; perşembe akşamları tüm kategorilerde ikinciliğe oturdu. Taksi şoförlüğü yapan Aslı ve boşanma avukatı olan Barış’ın yollarının bir trafik kazası sebebiyle kesişmesini ve ilk görüşte aşkı konu edinen dizi, henüz türünü oturtamadığı için arada kalmış görünüyor. Çünkü Aslı ve Barış aşkı romantik komedi türüne kayarken, işin içine aileler girdiğinde mahalle komedisine dönüşüyor. Sanki birbirinden ayrı iki dizi izliyoruz. İkinci bölüm sona ermesine rağmen mahalle ve zengin aile arasında organik bir bağ kurulamadı. Aslı mahallede neredeyse hiç vakit geçirmiyor. O nedenle bizi oraya bağlayan bir düğüm henüz oluşmadı.

Herkes komedi oynuyor

Sanırım dizinin bu arada kalmışlık duygusu; yine Star TV’de ekrana gelen ve fenomene dönüşen Kiralık Aşk dizinin başarısı nedeniyle oldu. Çünkü benzer bir durum Dolunay dizisi için de geçerli! Anlaşılan; kanal o başarıya yeniden ulaşmak için aynı formülü yeni dizilerinde de kullanmaya çalışıyor. Yani her dizisini Kiralık Aşk’a benzetmeye çalışılıyor. Hikaye başka bir şeye benzemek için yapı bozumuna uğradığında da ortaya bir arada kalmışlık çıkıyor. Madem benzetilecek öyleyse Aslı’ya acil bir mahalle hayatı eklenmeli. Ayrıca dizide çok fazla komedi karakteri var. Herkes kafasına göre oynuyor. Zaten Barış’ın kuzeni Hakan kafası çalışmayan adam rolüyle komediye talipken, annesi Handan durumu köpürtüyor. Cahide’nin tek görevi ikisine ne kadar akılsız olduklarını hatırlatmak! Ofiste İlayda buzlar kraliçesi olmaya talipken, yanındaki fazla karikatür asistanı Sıdıka’yla sürekli grotesk biçime kayıyor. Aynı durum ofisteki sekreter Şirin için de geçerli! Fiziksel görüntüsüyle zaten komedi oyunculuğunu çağrıştırıyor. Bir de halaylar, bebeksi konuşmalar eklenince ortaya oldukça karikatür bir ofis çıkıyor.

Karaktere ihanetti

Gelelim mahalleye; Neşe, Barbo ve Arzu da komediye talip oyunculuklar sergiliyor. Aslı ise ne yapacağını şaşırmış durumda! Taksi şoförlüğünden gelen erkeksi bir kızın aşkla beraber değişimini ve kadınlığı hatırlayışını izleyeceğimizi zannetmiştik. Ancak Aslı da komedi yapacağım diye ipin ucunu kaçırdı. Arabanın çekilme sahnesinde izlediğimiz Aslı, ilk bölümden beri çizdiği karakter motivasyonuna resmen ihanetti. İlk bölümde ona yardım eden Barış’la kavga eden Aslı’nın ikinci bölümde araba çekilirken camlardan sarkıp özür dileyerek şekilden şekile girmesi olmadı. Oysa orada “İndirsene beni” diyerek çekiciyle kavga etmeliydi. Dizide hikayeden rol çalmadan oynayanlar; Barış, Teo, Metin ve Çiçek karakterleri... Olması gerektiği kadar yalın ama hikayeyi öne çıkaracak şekilde oynuyorlar. Tüm eleştirilerime rağmen diziyi oturup sıkılmadan izleyebiliyorum. Gerçekten çok eğlendiğim bir sürü sahne var. Zaman akıp gidiyor. Ancak Yeşilçam dokulu hikayesi ve müziğiyle bugüne taşınan bu işin çok daha iyi olabilecek bir mayası var. Bunu da söylemek zorundayım. Mahalle, aile, ofis, Aslı ve Barış arasındaki kopukluk giderilir, bir bütünlük sağlanırsa daha uzun soluklu bir iş çıkabileceğini düşünüyorum. Tüm ekibin emeğine sağlık!