Oruç tutanlara öğle saatlerinde "şekerleme" tavsiyesi

04 Haziran 2018 Pazartesi - 10:34 | Son Güncelleme : 04 06 2018 - 10:34

Türk Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Hikmet Fırat, sağlıklı bir kişinin kesintisiz 6-8 saat uyku süresine ihtiyaç duyduğunu ancak bu durumun Ramazan ayında kesintiye uğradığına dikkat çekti. Doç. Dr. Fırat, "Bu durumda uykunun başlamasını tetikleyen melatonin hormonunun en fazla salındığı öğle saatlerinde 'şekerleme' dediğimiz kısa süreli uyku uyunması büyük önem kazanmakta. Bu sürenin ise 20-40 dakikayı aşmaması da önemli" dedi


Türk Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Hikmet Fırat, oruç tutanlara öğle saatlerinde 20-40 dakika "şekerleme yapmaları" önerisinde bulundu.
 
AA'nın haberine göre; Fırat, Ramazan ayı boyunca gece sahura kalktıkları halde işe erken başlayanların, yetersiz uyku süresi ile günü geçirdiklerini belirterek, ortalama 16 saat süren susuzluk ve açlığın etkisiyle daha fazla uykuya meyil ve yorgunluk yaşanabileceğini, bunun da performansta bozulmaya neden olabileceğini bildirdi.
 
Ramazan ayının kısmen de olsa bir bölümünün yaz dönemine denk gelmesi nedeniyle bunlara bir de yaz sıcaklarının ekleneceğini ifade eden Fırat, şöyle devam etti: "Bu ay günler uzun, geceler ise kısa olmakta. Sahurdan iftara kadar olan süre yaklaşık 16 saat ve bu süre içinde aç ve özellikle susuz kalmak, sağlığı bozuk, kronik hastalığı olan kişilerde hayati önem arz etmektedir. Bu durum özellikle diyabet, tansiyon, kalp rahatsızlığı gibi kronik rahatsızlığı olan kişilerde çok daha belirgin olur. Dikkat gerektiren işlerde çalışan işçi, şoför, pilot gibi mesleklerde olası iş kazalarının nedenleri araştırıldığında, uyku bozukluklarının ve ek hastalıkların rolü olduğu görülmüştür."
 
"SAĞLIKLI BİR KİŞİ 6-8 SAAT UYUMALI"
 
Gece sahur vaktine kadar uykuda geçen sürenin oldukça az olduğunu belirten Fırat, "Sağlıklı bir kişinin kesintisiz 6-8 saat uyku süresine ihtiyacı olduğunu düşünürsek, bu durumun ramazan ayı boyunca mümkün olmayacağını görebiliriz. Sabah işe erken gitmesi gerekmeyen kişiler, bu durumu sahur sonrasında yatıp sabah geç saatlerde uyanarak telafi edebilirler ancak işe erken başlayanlar eksik uyku ile güne başlamaktalar" dedi.
 
Kesintili uyku sürecinden dolayı özellikle ramazanın ilk günlerinde gün içinde yorgunluk, dikkatsizlik olabileceğine dikkati çeken Fırat, şu önerileri dile getirdi: "Bu durumda uykunun başlamasını tetikleyen melatonin hormonunun en fazla salındığı öğle saatlerinde (14.00 civarı) 'şekerleme' dediğimiz kısa süreli uyku uyunması büyük önem kazanmakta. Bu sürenin ise 20-40 dakikayı aşmaması da önemli. İdeal olan rutin uyku alışkanlığının devamıdır. En azından toplam uyku süresini yakalamak adına, her zamankinden erken yatmak da kısmi çözüm olabilir."
 
Sahura kalkılmamasının da uykunun kesintiye uğramaması için bir çözüm olabileceğini kaydeden Fırat, ancak bu durumda da vücudun uzun süreli aç ve susuz kalmasının fizyolojik olarak metabolizmayı etkileyeceğini, bunun da yine gün içinde uykuya meyili artıracağını söyledi.
 
Uyku hijyeni açısından kesintisiz uyku ne kadar uzun olursa, vücudun dinlenmesinin de derin ve "REM" uykusunun daha fazla olması açısından o kadar düzgün olacağını ifade eden Fırat, "Bu nedenle dayanılabildiği kadar uyanık kalıp, sahurlukları yedikten sonra kısmen de olsa kesintisiz uyuyup işe gitmek, uyku hijyeni açısından daha uygun olabilir" dedi.
 
İFTARDA VE SAHURDA YENİLECEK YEMEKLERE DİKKAT!
 
Sahurda ve iftarda yenilecek yemeklere de dikkat etmek gerektiğini kaydeden Fırat, şu bilgileri verdi: "Oruç süresinin bitimi olan iftarda ve daha sonrasında ise sahurda yenilecek yemeklerin de önemi vardır. Kısa sürede ve miktar olarak fazla yenecek yemeklerin, özellikle karbonhidrat ve yağlı yiyeceklerin tüketilmesi ile metabolizma zorlanacak, aşırı insülin salınımına neden olacaktır. Bu durum idrar çıkışını artırabilir, normalden daha sık tuvalete gidilebilir. Yine, aşırı yemenin terlemeye katkıda bulunduğu, varsa reflü şikayetlerinin arttığı, hatta buna bağlı öksürük problemlerinin de açığa çıktığı ve tüm bunların uyku bölünmelerine yol açtığı bilinmektedir. Uykuda nefes durması (uyku apnesi) hastalığı olan kişilerin de özellikle ramazan aylarında aşırı yemekten kaçınmaları ve mutlaka cihazlarını (CPAP / BPAP gibi) kullanmaları önerilmektedir."
 
İftar sonrası aşırı çay ve kahve gibi uyaranların tüketiminin de uykusuzluk problemi olan kişilerde sorun yaratabileceğine işaret eden Fırat, şu bilgileri verdi: "Bu durumda uykuya dalma süresi gecikmekte, uykuyu idame ettirme çabası zorlaşmaktadır. Her iki durumda da uyku kalitesi bozulmakta, ertesi gün yaşam kalitesi etkilenmektedir. Bütün bu durumların geçici olması (ramazan ayı süresince), daha sonrasında da uyku hijyenine dikkat ederek yeterince uykunun alınması sonucu yaşam kalitesinin normale dönmesi beklenmektedir. Şikayetlerin uzaması durumunda ise uyku bozuklukları konusunda uzmanlara danışılarak destek tedavisi almak gerekebilir."

ETİKETLER