Ormanda oturup böceklerle konuşurum

BURAK TAPAN / brktpn@gmail.com |  14 Mayıs 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 14 05 2017 - 2:30

İzmir'in tek kadın orman muhafaza memuru 26 yaşındaki Betül Canbolat, görev sahasındaki 14 mahallede ormanları koruyor. Cesaretiyle takdir toplayan Canbolat, ayrıca Türkiye'nin en genç kadın ormancısı konumunda.


Betül Canbolat'ın doğuştan geldiğini düşündüğü bir doğa ve hayvan sevgisi var. Kendisini hiperaktif olarak tanımlayan genç orman muhafaza memuru, lisede ders dinlemekten sıkılıyormuş. Üniversitede Avcılık ve Yaban Hayatı Bölümü'nden mezun olan genç orman koruyucusu, muhafaza memurluğundan önce veteriner kliniğinde, hayvan barınağında ve papağan çiftliğinde çalışmış. İki yıl önce de muhafaza memuru olarak göreve başlamış. Canbolat doğa tutkusunu şu sözleriyle açıklyıor: "Gördüklerime canlı olarak şahitlik etmek için imkanlar üretirim. Bir keresinde bir belgeselde sivrisinekler anlatılıyordu bunun üzerine evde akvaryum içinde sivrisinek üretip tüm gelişim evrelerini gözlemlemiştim. Doğa ve bilim dergileri de odamdan eksik olmaz. Yani çocukluğumdan beri yaban hayatıyla iç içe olmak isterdim. Şu an mesleğime baktığımda hayalini kurduğum ortamda sıkılmadan çalıştığımı görüyorum."

 

Ormanda tek başıma kalmaktan çekinmem

Çoğumuz için ormanlık alanda gecenin bir yarısı tek başına kalmak korku filmi senaryosu gibi gözükse de onun için günlük bir rutin. Ağaçların uğultusunu dinlemekten hoşlandığını söyleyen Canbolat, “Ormanda tek vakit geçirdiğimde bir böcekle ya da ağaçla konuşuyorum” diyor ve ekliyor: “Rutin olarak yaptığımız iş, ormanları her türlü tehlikeye karşı korumak. Nöbetleşe sistemle çalışıyoruz. Bazı günler 5 saat bazı günler ise 15 saate yakın çalıştığımız oluyor. Devamlı devriye geziyoruz. Ormanlarımızın bakımlarını, fidan dikimini, yangın ve doğal afet gibi durumlardan korumaya çalışıyoruz.”

Canbolat, yanında daima silah ve telsiz taşıyor. Ayrıca yakın dövüş sporlarına da hakim.

"Sen yapamazsın" dediler inat ettim

Canbolat'a erkek egemen bir sektörde çalışmanın zor olup olmadığını sorduğumda şöyle yanıt veriyor: “Birçok açıdan azımsanmayacak kadar zor. Ama üstesinden nasıl geleceğinizi de öğreniyorsunuz. Baskı altında hissetmemeyi de öğreniyorsunuz. Çok fazla önyargı oluyor, yaşım birazcık genç olduğundan ‘Sen yapamazsın, sen edemezsin, bu işi bilmezsin’ diyenler çok oldu. Motosiklet kullanmayı öğrendim, araziye motosikletle çıkacağım dediğim zaman ‘Sen kullanamazsın onu koca adamlar zor kullanıyor’ diyenlere rağmen bunu deneyip yapabildiğimi görmem bunun güzel örneklerinden biri."

 

Cezadan değil doğayı kirletmekten korkmaları gerek

Çok sık yapılan ve normalleştirilmiş bir numaralı hata çevreyi kirletmek. Ormana çöp atıyorlar, yiyecek içecek artığı da değil, doğada çözülmesi zor ambalaj atıkları plastikler, kimyasal içerikli atıklar, cam şişeler vs. Bunlar gerek yaban hayatına doğrudan zarar veren, atmosferde hasar oluşturabilecek kadar ciddi tehlikeler. Ben elimden geldiğince yaptıkları yanlışlar varsa ceza alma korkusundan değil de bunun neden yanlış olduğunu, neden yapılmaması gerektğinin farkına varmaları için uğraşıyorum. Cezadan değil doğayı kirletmekten korkmaları gerek.