Organik tarım çok romantik bir iş değil

FÜSUN SAKA / fsaka@gazetevatan.com |  09 Eylül 2017 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 09 09 2017 - 2:30

1998 yılında dikilen ilk zeytin fidanından sonra bugün tam 12 bin zeytin ağacına ulaşan bir çiftlik yaptığı organik tarım ile dikkat çekiyor. Pelin Omuroğlu ABD’de aldığı eğitimin ardından babasının hayali olan zeytin çiftliğinin başına geçti.


Urla’nın Yağcılar Köyü’ndeki Ayerya Rüzgarlı Vadi Çiftliği’nden doğan organik zeytinyağı markası Olivurla, İtalya’da BIOL yarışmasında Gümüş Ödül aldı. 1998’de Erdinç ve Zerrin Omuroğlu çifti tarafından kurulan Ayerya Rüzgarlı Vadi Çiftliği, şimdi ziraat eğitimi alan kızları Pelin Omuroğlu Balcıoğlu’nun da katkılarıyla faaliyetini sürdürüyor. 1998’de ilk zeytin ağacının dikilmesi ile başlayan çalışmalar, bugün toplamda 12 bin zeytin ağacı ile üretim yapan bir çiftliğe dönüştü. 2003’te Urla’nın ilk organik tarım sertifikasını alan işletme, o günden bu yana, Olivurla markasıyla zeytin ve zeytinyağı üretmeye devam ediyor. Şirket, Urla merkezde bulunan tarihi bir binanın restorasyonunu gerçekleştirerek burayı Ayerya Organik Ürünler adıyla butik dükkana dönüştürdü. Pelin Omuroğlu ile hikayesini konuştuk.

 

Sizin organik tarım çalışmanız nasıl başladı kısaca öğrenebilir miyiz?

20 yıl önce… yani tam 1997 yılında Amerika’da tarım konusunda çok iyi bir üniversite olan UCDAvis’ten büyük bir heyecan ile döndükten sonra. Çünkü babamın en büyük hayali olan zeytinlik kurma projesini aldığım ziraat eğitimlerim ve organik tarım araştırmalarım ile bütünleştirip organik zeytincilik yapmaya karar vererek başladı bütün hikaye. Ayerya Rüzgarlı Vadi Çiftliği;  İzmir- Urla, Yağcılar’da 1998 yılında, annem ve babam Erdinç ve Zerrin Omuroğlu tarafından  kurulmuş TURLA şirketinin bir parçası olarak faaliyetini sürdürmeye başladı. 1998 yılında ilk zeytin ağacının dikilmesi ile start alan çalışmalar, bugün toplamda 10.000 zeytin ağacı ile üretim yapan bir zeytin çiftliğe dönüştü. 2003 yılında Urla’nın ilk organik tarım sertifikasını alarak, o günden bu yana, Olivurla markasıyla organik zeytin ve zeytinyağı üretmeye devam ediyoruz. Urla merkezde, tarihi iki bina restorasyonu gerçekleştirilerek, Ayerva Organik Ürünler ismiyle butik bir dükkan ve cafeye dönüştürülüp 2010 yılından beri, çiftlikten gelen tüm ürün satışları bu noktadan gerçekleştirilmeye başlandı.

Çiftliğimizde zeytinlerimiz büyürken ara tarım olarak da 80 bin kök enginar yetiştirdik. O yıllarda Türkiye’de organik enginar pazarı bile yoktu. Gidip halde satıyordum ürünlerimizi. Ancak şimdi enginar bir kraliçe! Uluslarası Urla Enginar Festivali Komitesinde yer alarak Urla’nın en önemli kıymetlerinden olan Sakız Enginarını çok keyifli gastronomik bir şenliğe, dönüştürdük.

 

Çiftlikte eko-turizm hizmeti de veriliyor

“2003 yılında 500 adeti bulan sağmal keçilerimizle yöresel Organik Keçi Sepet peyniri üretttik. Seramızda 6000 saksı orkide yetiştirdik. Son 3 yıldır Akdeniz yeşilliklerinden oluşan meyve ve sebzelerle damaklarda iz bırakan hafta sonu kahvaltı ve gastronomi organizasyonları düzenliyoruz. Tarladan sofraya konsepti bizim için en önemli buluşma. Her ne üretiyorsak, bunları soframızda Urla Yöresel yemek kültürüyle buluşturan yemekler yapmaya özen gösteriyoruz. Büyük masalar etrafında misafirlerimizle güzel sohbetlerde Urla’yı, antik çağda zeytini, asırlık zeytin ağaçlarımızın meyvesini anlatıp bunları tattırıyoruz. Çiftliğimizde bu anlamda ekoturizm alanında da hizmet veriyoruz.”

 

Ağaçtan koparıldığı haliyle lezzet korunuyor

Yıllık üretiminiz ne kadar ve artırmayı planlıyor musunuz?

Ağaç mevcudiyetimiz üzerinden beklediğimiz üretim miktarı zeytinyağında 10 - 40 ton arası değişiyor. Bütün ürünümüzü yağlık olarak değerlendirmiyoruz. Üretimimiz sadece organik zeytinyağı değil.

 Piyasada üretimi pek de kolay olmayan organik natürel sofralık zeytin de üretiyoruz. Yani gerçekten en doğal hali ile, bütün besin değerlerini muhafaza etmeye çalışarak hatta pastörize yapmadan, zeytinin et yapısını ve dalından koptuğu lezzetini olabildiğince koruyarak ve kesinlike hijyenik ortamda üretiyoruz. Bunun özelikle altını çizmek istiyorum çünkü organik zeytin üretimi gittikçe zorlaşıyor. İçine sadece tuz ve limontuzu konulan bir meyveyi hem Türk kültüründe sabah kahvaltısının olmazsa olmazı bir lezzete ulaştırmaya hem de bütün besleyici değerleri muhafaza edebildiğimiz bir ürünü tüketiciye sunmaya çalışıyoruz. Üretim salt kapasite ile orantılı değil.

Önemli olan kapasitenizi kaliteli, sağlıklı, lezzetli olarak tüketiciye sunabilmekte.

Bir kadın olarak diğer girişimci kadınlara neler önerirsiniz?

Bilgi ve tecrübeye kıymet versinler ve yatırımlarını gerçekleştirmeden önce çok iyi araştırma yapsınlar. Hatta mümkünse bir işletmede en az 1 yıl çalışıp tecrübe sahibi olsunlar. Organik tarım, zeytin ve zeytinyağı üretimi göründüğü kadar romantik değil.

Organik tarım üretimi ivme kazandı

Türkiye’de organik tarım ne durumda?

Türkiye bizim ilk başladığımız yıllara oranla organik tarım açısından oldukça yüksek bir ivme ile üretimini artırmaya başladı. Üretim 1997 yıllarında dünya ile eş zamanlı olarak çok daha katı prensiplerle uygulanıyordu. Ancak organik ürünlere olan talebin artması, şehirde yaşayan insanların sınırlı doğal kaynak ve tüketim kaygısı ile birlikte sağlıklı beslenme üzerinde olan hassasiyet üretimin iç piyasada daha iyi değerlendirilmesine imkan sağladı. Bu durum fuarlar, sağlıklı yaşam etkinlikleri, organik pazarlar gibi noktaların yaygınlaştırılması ile tüketici ve üreticiyi buluşturma açısından kilit rol oynadı. Bu anlamda ürün pazarına olan bu katkı şehirlerden kırsala kaçmayı hayal eden insanların daha çok ilgisini çekerek biraz da romantik bir akıma doğru seyrediyor bence.