Gazetevatan.com » Yazarlar » İnsanın içinden gelmiyor! Ama...

İnsanın içinden gelmiyor! Ama...

14 Ekim 2015 Çarşamba


Her ne kadar köşemizin adı ‘Gezenti’ de olsa, insanın içinden gelmiyor; her dönem sokağa çıkmak! Hele hele terörün bu kadar can aldığı zamanlarda, sizin de içinize sinmediğine eminim... Bu sebeple, yeni mekan tavsiyeleri vermenin çok doğru olmadığını düşünüyorum. Onun yerine, böylesi bir ortamda yanlış fikirlere kapılanların önüne geçmek için çabalayacağım! (Naçizane.)
 
Dediğim gibi; kimsenin içinden gelmese de, dışarıda olmayı seçenleri de suçlamamak lazım! Bu tarz olaylara karşı herkesin algısı farklı olabilir.
 
Kimimiz sosyal yaşantımızı kısıtlayarak yas tutmayı tercih edebiliriz. Eğlenmeye, yeme-içmeye hevesimizin olmaması son derece normal. Fakat, kimimizin de tepki verme şekli bambaşka
 
olabilir. Terörün, kaos yaratmak ve güncel yaşantıyı bozmak için kullanıldığını hesabederek hareket eden bir zümre de var!
 
Ve bu zümre, ‘gerçekleştirilen saldırılar amacına ulaşmasın‘ diyerek, gündelik hayatlarını kısıtlamıyor. (Bu, gezip tozmak için bahaneleri de diyebilirsiniz elbette!) En nihayetinde iki fikre de saygı duymak lazım. Ne evde yasını tutan, ne de düzenini bozmayan vatandaşın, vakalara üzülmediğini iddia edemeyiz. Her durumda terörün vahşeti sabittir, ama lanetlenme biçimi ise göreceli olabilir...
 
 
 
Ya mekanlar ne yapsın?
 
Bu olaylar üzerine, birçok eğlence mekanı kepenk kapadı. Organizasyonlar ertelendi. Sanatçılar konserlerini iptal etti. Bu yolu seçenlere, ‘helal olsun’ demekten başka söylenecek söz yok! Kazançlarından vazgeçmeleri, belki de sıkıntıya girmeyi göze almaları ziyadesiyle saygıya değer. Tabii ki, bunu sürdürebilmek, ciddi bir mali güç ister. Demek altından kalkabiliyorlar ki, bu gurur verici
 
hareketi gerçekleştirme şansları doğuyor...
 
Fakat bu noktada, tersini yapanlara da kızmamak lazım. Bizlerin boş vakitlerde ‘güzel zaman geçirilen yer’ olarak gördüğümüz mekanların, birilerinin ekmek kapısı olduğunu atlamamalıyız. Restoran, bar, gece kulübü diye ayırmadan, oradaki çalışanları düşünmeliyiz. İş yerlerini, formatları itibarıyla ayrıştırmamalıyız. Nasıl bir bakkal dükkanını açıyor, bir avukat ofisine gidiyorsa, mekancılar ve çalışanları da para kazandıkları kapının anahtarını çevirmek durumunda!
 
Her gün onca aile ocağının söndüğü haberini alırken, bir de bu çalışanların evlerinde sıkıntıya düşmesine ön ayak olmamalıyız. Açık olan yerlere tepki vermenin yolu var; gitmeyiz olur biter! Fakat insanların hayatını idame ettirme çabasına müdehale edemeyiz. Ölümler yeterince kötü! Düzeni bozmasına yardımcı olarak, teröre destek vermeyelim!