Gazetevatan.com » Yazarlar » Hem sağlıklı hem lezzetli

Hem sağlıklı hem lezzetli

03 Haziran 2015 Çarşamba


 
Benim hayatımda sağlık konusu, iş yeme içmeye gelince o kadar arka plandadır ki sormayın. Hatta doktor tavsiyesi yiyecekleri, tatsız tuzsuz zannederdim bile diyebilirim. Ta ki geçenlerde deneme fırsatı bulunduğum bir mönüyü tadana kadar... Espace Privé Chenot D-Life, Kanyon’da sıkça ziyaret ettiğimiz ‘Gina’ ile işbirliğine girmiş. 40 yıllık tecrübesiyle meşhur Dr. Henri Chenot’un ‘Chenot metodu’nu feyzalarak mönüyü hazırlamışlar. Her ayrı gün için sıraya koyabileceğiniz farklı seçenekleri var. Sıkı bir etobur olarak benim tercihim, ‘sebzeli kuzu sırt’tan yana oldu haliyle. İlk fırsatta tadına bakacağım ise, yan masaya kondurulan somon yemeği olacak. Ayrıca listede bulunan ‘bademli pudding’ de, sıhhatimizi düşünmek için, tatlıdan uzak kalmak zorunda olmadığımızı ispatlıyor. Bu çalışmayı tecrübe eder misiniz bilmem. Ama bu deneyim beni, ‘sağlıklı yemekler lezzetli olmaz’ fikrinden epey uzaklaştırdı...
 
 
HEM SUDA HEM BAHÇEDE
 
İstanbullunun nadir serinleme yerlerindendir Suada... Hele hele merkeze yakın, başka ‘havuz ve güneşlenme alanı‘ bulabilir misiniz bilemiyorum. Bünyesindeki restoranlar da ziyadesiyle iyidir. Bunlardan biri ‘Suda Kebap’... Kış sezonunda ocağın başına oturup, ’Bize bir Adana daha at’ rahatlığını, kaliteli hizmetle birleştirirlerdi. Şimdi ise oturma alanlarını bahçeye taşımışlar. Denizin ortasında, iki yakanın birden manzarası burnunuzun ucunda. Zaten dünyada iki kıtaya birden cephesi olan başka bir ada olmadığı gibi, bu özelliğe sahip tek kebapçıda oturmak da ayrı bir zevk veriyor insana...Tavsiyem ise haşhaşlı kebap. Mangal ürünleri lezzetli olsa da, spesiyallerinden yememek de olmaz. Anlayacağınız; Suda Kebap da beni, ‘deniz kenarında kebapçı olmaz’ fikrinden uzaklaştırdı.
 
 
HEM YEŞİLKÖYLÜ HEM BODRUMLU
 
Yeşilköy her ne kadar kendi semtime uzak olsa da, yolumuz hiç düşmüyor değil. Oralara kadar gidip, balıkçılarına uğramamak da olmaz. Bu hafta bölgeye giderken, meyhaneler sokağı diye bir yer türediğini öğrendim... Eşe dosta sorduk “En güzel yeri neresidir?” diye, “Bodrum Meyhanesi” dediler. Bir de “Mekanın sahibi Cemil abi, çok güzel dil yapar” dediler, biz de dayanamadık gittik. Dedikleri gibi de çıktı; uzun zamandır böyle dil balığı yemediğimi söyleyebilirim. Samimi bir de ortamı var. Sokakla birlikte oturduğunuz masadan baktığınızda, gerçekten bir sahil yöresindeki restoranlardan birindeymiş gibi hissediyorsunuz. Gününe göre, fasıl programları da oluyormuş sokakta... Tam bir, kasabadaki salaş lokanta havası var. Yani; Bodrum Meyhanesi de beni, “Büyükşehir’de güneyde gibi hissedemezsiniz” fikrinden uzaklaştırdı.