Gazetevatan.com » Yazarlar » Tarihi Yarımada

Tarihi Yarımada

16 Haziran 2018 Cumartesi


Mesele Ramazan üstü Bayram vakitleri gezmek olunca, insan eller havaya keşmekeşinden uzaklaşmak istiyor. Hele İstanbul dediğimizde akla sadece Nişantaşı, Etiler gibi semtlerin gelmesi içler acısı. Oysa ki; tarafımızdan unutulmaya yüz tutmuş, Haliç’in diğer yakası var ortada. Dolaşmalara doyamazsınız. Sirkeci, Eminönü, Sultanahmet ve saymakla bitiremeyeceğimiz Tarihi Yarımada hatıraları. Haftanızı ayırsanız dip köşe bitiremezsiniz bölgeyi. ‘Gezenti’nizden birkaç tavsiyeyi sıkıştırın siz aklınıza...

Ünlülerin tercihi

Köprüyü geçer geçmez, yapılacak ilk iş, Eminönü’nden sonra sağa dönüp, tramvay yoluna paralel yürümek. Aslında Sirkeci sayılır oralar. Ve oranın en baba lezzet durağı; Güvenç Konyalı. Hani şu duvarında enva-i çeşit meşhur fotoğrafı olan yerlerden. Boşa da değil! Gerçekten başka restoran aramanıza gerek bırakmıyorlar. Boş sandalye bulmakta güçlük çektiğiniz gibi kalkası da gelmiyor insanın. Karın doyduktan sonra da sipariş vermeye çalışırsınız ya, işte öyle. Kuşbaşından biraz daha ufak doğranmış etiyle hazırlanmış pidesini, ara sıcak kıvamında söyleyin. Zira, ana yemekte kuzu incik favorimiz. Şakalara konu olan yeme şekillerinde bulacaksınız kendinizi. Bir fastfood markasına girip hızlıca karın doyuracağımı söylediğimde, küfürle karışık beni durdurup buraya götüren arkadaşım haklıymış. Yemek molası için yegane dükkan Sirkeci’de...

Boşa kaçmıyoruz

Kısa bir yokuş yolculuğundan sonra Kapalıçarşı, Mısır Çarşısı, Sultanahmet burnunuzun dibinde. Laf bölgeyi unutmaktan açıldı ama biz de haksız sayılmayız gidememekle. Küçük bir Kapalıçarşı turu atarken, insan sinir harbi geçirebiliyor. Neredeyse kolunuzdan tutup çekmeye çalışan esnaf, bir soru sormaya kalkmayın, zorla dükkana sokmaya çalışan çantacılar, ayakkabıcılar... Bir noktadan sonra delirmemek mümkün değil! Sonra haber bültenlerinde ‘Esnaf kan ağlıyor!’ diye izliyoruz. Ağlar tabii. Yabancı turiste şirin gelen laubali tavırlarını kendi halkına da yaparsan, kaçarlar elbette. Hoş artık onlara da tatlı gelmiyor belli ki... Eskiden yürümekte zorlanacağınız sokaklar şimdi bomboş. Oysa ki; o kadar derin güzellikler taşıyan yerlerin bu halde olmaması gerek. Üzülüyor insan! Kafaların değişmesi umuduyla

Köftesiz olmaz

Biz yine de moral bozmayalım. Turlamadık sanmayın yani! Sultanahmet Camii, Aya Sofya, Yerebatan Sarnıcı derken, ayaklarımıza kara suları indirdik. Tarihi objeleri ve mekanları seviyorsanız, bölge sizin için biçilmiş kaftan. Haliyle mide kazıntıları da tekrar başlar saat akşam üstünü vurunca. Sultanahmet köftesinden başka seçenek gelmiyor orada akla. Herhangisi değil tabii ki... Birkaç tane özellikli yer var. Bizim tavsiyemiz; tramvay durağının dibindeki. İsim veremiyorum çünkü hepsinin adı aynı. El yordamı yol tarifleriyle sonuca ulaşıyorsunuz. Başka tavsiyeleri de değerlendirin elbet ama şansa bırakmayın. Zira kötüsü de çok kötü oluyor. Fabrika gibi patır patır önünüze dökülen köfteleri leblebi gibi indiriyorsunuz mideye. Bayramda da şenlikli olur bölge. Haydi durmayın çıkın sokaklara.