Gazetevatan.com » Yazarlar » Üniversiteli olmak vardı

Üniversiteli olmak vardı

09 Aralık 2017 Cumartesi


Yıllar önceki üniversite zamanların partilerini, gezdiğimiz mekanları hatırlıyorum. Gerçekten bambaşka dönemlerdi... Hani yeni yeni sokağı öğrenmeye başlarsın, özgürce dışarı çıkabilir, daha az hesap verirsin aile fertlerine. Bu rahatlık mutlu olabilmen için yeterlidir ama kaliteli gezinmeyi de o yıllarda öğrenirsin. Doğru seçimleri yaparsan, hayatın boyunca gideceğin mekan tarzlarını bile o anda belirlersin.

Yaşımızı aldık diye, artık üniversitelilerin müdavim olduğu dükkanlara gitmiyoruz sanmayın! Son tecrübemiz, oldukça keyif vericiydi mesela; Baba’s Gastro Pub... Koç Üniversitesi’ne komşu bir noktada yer alıyor. Eğlencenin ve yemeğin bir arada verildiği bir kampüs yanı işletme. Atıştırmalık onlarca kalemi, ayrı bir mekan çıkacak büyüklükte mutfakları var. Bizim favorimiz hamburgerleri oldu, bilginize...

Saat ilerleyince müziğin sesi de yükseliyor. Herkesin elinde şişeler, barın etrafında takılıyor. Hatırlayın işte o seneleri... Kimsenin kafasında sıradaki sınavdan başka dert yoktu. Minik bir tren turluyor ortalıkta, bir trene bir elinizdeki şişeye bakıyorsunuz. Dünya umurunuzda mı? Hayır elbette! Sıkılana ortada bir langırt masası var. Çapkınlara ise oyuncak ayı kazandıran atariler. Üniversiteye dönmek zor bu saatten sonra tamam... Ama üniversite mekanına neden gidemeyelim ki?

Midye de sektörmüş

Belki 20 yıldır gezen insanımdır. Gecelere gelince laf, girmediğim çıkmadığım yer yoktur sanırım. Her kulüp çıkışında, mutlaka midye tezgahı kapama ritüelimiz olurdu. O lezzetli deniz mahsulünün, pilavlı ve bol karabiberli hali, onca alkol üstüne ilaç gibi gelirdi. Fakat dediğim gibi, bunun her köşede bir tezgahı olurdu o zamanlar. Şimdilerde ise sokak esnafını bitiren dükkancılık işleri başladı.

Eskiden ya Taksim ya da Ortaköy’de rastlardık, midye dolma yenilebilecek adreslere... Şu an her köşede görebilirsiniz. Hele bir tanesi var ki, en baba gece kulübünden fazla trafiğe sebep oluyor semtinde... Beşiktaş Çırağan Caddesi’nin başındaki, Midyeci Ahmet’den bahsediyorum. Hani şu girişinde ‘Midyecilerin efendisi’ sloganıyla, süperman kıyafetli Ahmet ustanın resminin olduğu adres! Komedi ama eğlenceli tabii...

Ciddi bir kitle yakalamış durumdalar. İstanbul’un neresine, kim gezmeye gidiyorsa, ardından soluğu burada alıyor. Bir de kurumsal ve temiz bir yapıları var. Depolarına tonla mal indiğini ve birkaç saat içinde tükendiğini, birebir izledim. ‘Hepi topu midye’ diye küçümsememek lazım. Bu da bir sektör olmuş sonunda. İşlerinde iyiler, ziyaret etmek lazım.