Gazetevatan.com » Yazarlar » Datça mevzusu

Datça mevzusu

29 Temmuz 2017 Cumartesi


Beni tanıyanlar, Alaçatı zaafımı bilirler. Fakat son yıllarda dokusu, butik yerleşim yeri olma özelliği neredeyse kayboldu. Biz de kendimize Alaçatı’nın bozulmamış versiyonu olan bir bölge bulduk. Datça… Samimi, yabancı turist istilasına uğramamış, huzur yuvası adeta. Örneğin; mahallenin muhtarını, muhtarlık odasında gitar çalıp şarkı söylerken yakaladık. O kadar içten ve rahatlar. Gelin bir ince Datça turuna çıkalım. Nerede kalınır, nerede yenir, nereler gezilir öğrenelim.

Konaklama

Oraların köklü ailelerindenmiş Uslu’lar… Zaten büyük otellerin bulunmadığı bölgenin, en geniş konaklama alanı da onlara ait; Uslu Hotel Royal Yachting. Dibinde denizi, önünde havuzu, pek otelden çıkmanıza gerek bile kalmayacak konforu sağlıyorlar. Dışarıya çıksanız ancak bu kadar lezzeti yakalayabileceğiniz derecede bir de restoranları var. Balığı da, eti de oldukça iyi pişiriyorlar. Öyle açık büfeler, fabrika yemekleri yok anlayacağınız.

Personeli ve servisi yazmaya kalksam, cidden köşeye sığmaz. Bu kadar kibar ve gülümser bir kadro hiç görmemiştim. Gencecik ama iyi yetişmiş bir ekipleri mevcut. İki günde bütün yorgunluğunuzu alıyorlar. Oralarda kalacak pek adres yok diye, rahata salmamışlar kendilerini. Yer bulursanız, tek kalınacak nokta burası…

Restoran

Tatilde rastladığım eski gazeteci k ardeşim Samet Altay, tutturdu ‘Maradona’ya gidelim diye. Biz de anlamaya çalışıyoruz tabii, ‘Acaba bir restoran mıdır? Yoksa bir şahıs mı?’ bahsettiği. Hadi uyduk gittik. Meğer ikisi de varmış. Oraların en popüler mekanı bu meyhane ve sahibi meşhur topçu Maradona’nın tıpkısı. Üstad oraların star’ı resmen. Koca dükkanda gezilmedik masa bırakmıyor ve gerekirse servise giriyor.

Mezeleri de tam kıvamında ama favorimiz kaya barbunu. Bölge bakir olunca, her şeyin tazesine hemen ulaşıyorsunuz. Bir de sıcaktan kaçma yöntemi var tabii ki… Demlenirken hararet basmış üstümüze. Hemen masamızı uçlarından tutup, denizin içine taşıdılar. Ayaklar suda, anason kadehte, değmesinler keyiflere…

Gezmeler

Alaçatı’ya benzettik ya bir kere, o köy içi sokakları gezmeden olur mu hiç? Muhtardan iki şarkı dinleyin bir kere. Sonra rahmetli Can Yücel’in evi var mesela. Gezemiyorsunuz fakat kapısındaki şiirleri okusanız yeter. Yazık eşinin kapısı o kadar çalınmış ki, kapıya ‘Burası müze değildir. Anlayışınız için teşekkürler!’ yazmış. Farklı tatlar için Eski Datça’daki ‘Elia’ya gidin. Sahildeki onlarca incik boncukçuyu gezin. Ve mutlaka Meral Abla’dan lokma yiyin. Keyfiniz bol olsun.