Gazetevatan.com » Yazarlar » Memlekete fazlalar

Memlekete fazlalar

03 Haziran 2017 Cumartesi


Taze tecrübemiz, pek de politikasını beğenmediğim bir mekanda karşımıza çıktı. Alancha’dan evvelde bahsetmiştik; tek tutar yanı personel nezaketiydi. Ziyaret edilesi olarak görmediğim adrese gitmemizi sağlayan, Türkiye’de sık rastlayamayacağınız türde bir eğlence tarzı oldu. ‘Two Tenors’, ‘İki Tenor’ başlığıyla, son derece yetenekli iki adam çıkıyordu sahneye. Atılgan Gümüş ve Cenk Bıyık...

Atılgan Gümüş’ü tiyatro sahnelerinden ya da televizyon ekranından bilirsiniz; son derece yetenekli, eğitimli oyuncularımızdandır. Yanına dünyanın birçok köşesinde, alanında nam salmış partnerini de koyunca evlere şenlik bir iş çıkmış ortaya... Tepelerden dansçılar sarkarak eşlik ediyor ikiliye. Şarkı söylemiyor, adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Her telden parçayı, kendi usülleriyle seslendiriyorlar.

Gittiğimiz gece konuk sanatçı (Sunucu) kıvamında, tiyatrocu Orçun Kaptan da destekliyordu projeyi... Neşeli, gözünüzü sahneden alamadığınız bir performans sergiliyorlar. Gerçekten pek karşınıza çıkmayacak, biraz senaryolu, az da doğaçlamalı, tiyatral bir canlı müzik meselesi... Memlekete şimdilik fazla gibi duruyorlar. Sanırım yaz aylarında Çeşme’de olacaklarmış. Denk gelirseniz, ‘Kaçırmayın’ derim!

Nâmına yakışmadı

Havayı güzel bulunca, dışarılarda kahvaltı etmek istiyor insan... Bir de Karaköy civarındaysak, meşhur ‘Namlı Gurme biçilmiş kaftan olur!’ dedik. Fakat ya biz elbiseye sığmadık, ya da o bize dar geldi, bilemem. Kulağa gelince çok hoşunuza gidecek bir tarzı var gurmenizin; upuzun şarküteri reyonundan seçiminizi yapıyorsunuz, onlar masanıza getiriyor. Ama ne reyon; sıcağı soğuğu, onlarca çeşit kahvaltı mezesi... Yan tarafına da ızgara bölümü yapmışlar. ‘Değmesinler keyfinize’ diyeceğim ama değiyorlar!

Kalabalığın keşmekeşinden olsa gerek, sorularınızın muhattabını bulmanız zaten imkansız. Yalap şalap cevap veren birine denk geldik, yanıtlar içler acısı... Hele bir de lüzumsuz şakalar gırla, o da cabası! Can sıkmaya ne hacet, ‘Seçimlere devam’ dedik, geldik sıcak tezgahına... Ayıptır söylemesi 2 adet içli köfte söyledik. Camın ardındaki, sonradan muhasebecimiz olduğunu anladığımız arkadaş ‘Yalnız 8 buçuk lira onlar!’ dedi. Üstüme başıma baktım, yanımdaki arkadaşıma baktım, ödeyemeyecek bir tipimiz de yoktu halbu ki...

Acaba dedim ‘Onlar o anda nakit mi ödeniyor?’... Hayır, öyle bir durum da yokmuş. Aldık mı günlük ‘Aşırı tüketimin zararları’ dersimizi! O karmaşada birkaç tabağı da getirmeyi unuttular. Bütçemizi düşünmüş olacaklar ki, gelmeyenler hesapta yoktu. Kendi seçiminizi kendiniz yapıyormuş gibi gösterirken, sizin adınıza seçim yapan işletmedir kendileri... Karışık oldu, değil mi?