Gazetevatan.com » Yazarlar » Enerji transferi

Enerji transferi

03 Aralık 2016 Cumartesi


Son zamanlarda bir canlı performanstan, hiç bu kadar haz almamıştım. Bahsettiğim, Selen Servi’nin Karaköy Costa’daki sahnesi... Solisti daha evvel de izleme şansım olmuşsa da, yeterince vakit ayıramamışım anlaşılan. Zira, mikrofon önünde böyle devleşen az kişiye rastladım ben... Ve pişman oldum, her ziyaretimde sonuna kadar kalamadığıma! Şarkı seçimleri, yorumu, dansları, şakaları ile tam anlamıyla bir şov kadını...

Öyle ki, aslında mutfağında da bir yıldız barındıran mekanın, starlığını tekeline almış adeta. Yanlış anlaşılma olmasın; şef Bruno’nun spesyallerine, kimse laf edemez. Memleketi Belçika’nın ne kadar özel yemeği varsa, harmanlayıp seriyor önünüze... Uzun zamandır, soda içmeme gerek kalacak kadar çok kalemi, sığdırmaya çalışmamıştım mideme! Fakat günün sonunda, yediklerimizi yakmaya asıl yardımcı olan, Servi’nin kurt döktürme seansları oldu. Resmen üstünüzdeki ağırlığı atıp, kendi enerjisini aşılıyor size...

Kızlar partiliyor

Son dönemlerde parti düzenlemenin binbir versiyonu türedi. Bu bir noktada gelişim elbette. Artık eski moda, bilmem ne maskesi takma olayları kalmadı. Daha tarzı olan tavırlar alıyor organizatörler... Bizim son tecrübemiz ise, ‘Her Projects’ oldu. Didem Pekmutlu ve Zeynep Soylu’nun, kız grubu oluşturarak çıkış yaptıkları bir öyküleri var. Aman alınmayın; erkekler giremez diye bir kanunları yok. Sadece yaratıcı güçler, kadınlardan öne çıkıyor. Zaten hep bizden bir adım önde değiller mi hanımefendiler? Bu ara adresleri, Salı akşamları Nişantaşı Nopa... Biz denedik, gayet keyifliler. Bir perküsyon koyup parti yaptım diyenlere, ders niteliğindeler!

‘Zihni’miz köreldi!

10 yılları aşkın süredir, Valikonağı’nın değişmeyen müdavim mekanıdır Zihni... Biz de uzun süredir gidemiyoruz diye, bir uğrayalım istedik. Sahne gayet iyi, servis ortalama... Fakat, usül ve uslup yerlerde! İlk golleri haliyle hesap zamanı oldu. Zaten tuzlu adisyonlar geliyor gelmeye ama, derdimiz o da değil. Kalkma vakti gelince, hesabı ödemeye koyulduk. ‘Bir saniye’ dediler, ‘Bir adisyon daha var!’ Pekala... Sonradan öğrendik ki, arkadaşımıza bir tane daha gitmiş. Kavga gürültü, ona da ‘Peki’ dedik. Kendimizi rezil mi edelim! Sağ olsunlar, bitti derken, tuzu biberi ektiler. Artık eksik kalmadığını söyleyen garson, dördüncü hesabı da masada başka arkadaşımıza uzatmasın mı!

Şafak attı takdir edersiniz ki... İnsanın siniri gelince bela hakikaten takip ediyormuş. Ayaklanmaya hazırlanırken, üstümüzdeki müzik kolonu kapağı masamıza düştü, kafamızın milim civarlarından... ‘Burası ne menem bir yer!’ diye şikayet etmek ne haddimize! Hemen garson kapağı yok edip, bir de bize ‘Olur böyle şeyler’ dersi verdi. Ne bir özür ve eminim ki, ne de bir önlem! Hadi bizden aldığın 4 farklı hesap önemli değil de, demir levha birimizin başına gelseydi, sen hesabı nasıl ödeyecektin sayın yetkili?