Ömer Çelik'ten MYK sonrası flaş açıklamalar

AA |  13 Ekim 2020 Salı - 17:14 | Son Güncelleme : 13 10 2020 - 19:02

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu. Çelik, "Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız 18 Ekim'de Şırnak, 24 Ekim'de Kayseri, 25 Ekim'de Malatya il kongrelerimize katılacak. Kongre sürecimizin hayırlı olmasını diliyoruz." dedi.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti  Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu pazar Şırnak İl Kongresi'ne, 24 Ekim'de  Kayseri İl Kongresi'ne, 25 Ekim'de de Malatya İl Kongresi'ne katılacağını  bildirdi. 
 
Çelik, parti genel merkezinde düzenlenen AK Parti Merkez Yürütme  Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi.
 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan'ın MYK öncesi iç ve  dış politika konusunda kapsamlı bir değerlendirme yaptığını belirten Çelik, AK  Parti 7. Olağan Kongre Süreci'ne ilişkin şu bilgileri verdi:
"İlk olarak Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız bu pazar günü Şırnak İl  Kongremize katılacaklar, bizzat gidecekler oraya ve kongremize katılarak Şırnaklı  kardeşlerimizle Şırnak teşkilatımızla beraber olacaklar. Daha sonra ise 24  Ekim'de Kayseri İl Kongresi'ne katılacaklar, 25 Ekim'de de Cumhurbaşkanımız,  Genel Başkanımız Malatya İl Kongremize katılacaklar."
 
Çelik, terörle mücadele şehit olan güvenlik güçlerine Allah'tan  rahmet, yakınlarına sabır diledi.
 
Ankara'nın başkent oluşunun 97'nci yıl dönümüne ilişkin Çelik, "Milli  Mücadelenin kalbi ve biricik başkentimiz bu şekilde bir kere daha anılmış oluyor.  Bugün de Ankara milli iradeyi temsil eden TBMM'ye ve Cumhurbaşkanlığımıza ve tüm  devlet kurumlarına ev sahipliği yapıyor. Ankara'nın tarihi bir bakıma bizim  millet olarak son yüzyılda nasıl bir var olma mücadelesi verdiğimizin de tarihi  ve sembolü. Ankara'nın başkent ilan edilişinin yıl dönümünü kutlarken ilk  Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm arkadaşlarını, şehitlerimizi,  gazilerimizi bir kere daha rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyoruz."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Çelik, Dağa kaçırılan çocukları için HDP il binası önünde oturma  eylemi yapan Diyarbakır annelerine ilişkin de "Evlatlarına, çocuklarına kavuşmak  için bu soylu mücadeleyi sürdürüyorlar. 407 gün oldu bu vicdan nöbetinden  ayrılmadılar, 160 aile bugüne kadar eyleme katıldı. Akkuş ve Kaya aileleri son  olarak evlatlarına kavuştu. Böylece evladına kavuşan aile sayısı 18'e yükselmiş  oldu." dedi.
 
Hatay'ın Belen, İskenderun ve Arsuz ilçelerinde çıkan orman  yangınlarına ilişkin de Çelik, "Hepimizi çok üzdü, bunu yakın bir şekilde takip  ettik arkadaşlar. Buraya Tarım Bakanlığımızın imkanları İçişleri Bakanlığımızın  imkanları ve Sağlık Bakanlığımızın imkanlarıyla yoğun bir şekilde mücadele ettik.  Devletimiz elindeki tüm imkanlarla Hataylı kardeşlerimizin bu acısını sarmaya  birtakım felaketlerin önüne geçmeye gayret etti." diye konuştu.
 
"İçişleri Bakanlığımız olayı takip ediyor"
Çelik, Türkiye'de yaz aylarında çok yoğun şekilde orman yangınlarıyla  karşı karşıya kalındığına dikkati çekerek şunları söyledi:
"Burada tabii PKK'lı bir grubun bunu biz yaptık diyerek propaganda  yapmaya çalışması alçakça bir şekilde, bu meselede acıların üstüne benzin  dökmesi, bu acılara dönük sevinç ortaya koyması kuşkusuz lanetlenmesi gereken bir  durumdur. O sözde bazı siyasilerin de önce duyarlılık gösterip tweet atıp sonra  bunu silme şeklinde bir tavır içerisine girmesi de görülmüştür. Tabii  vatandaşlarımız sosyal medyada yoğun bir biçimde burasıyla ile PKK arasında  bağlantı kuran açıklamalar yaptılar. İçişleri Bakanımız ilk günden itibaren  İçişleri Bakanlığımızın yetkilileri olayı takip ediyorlar.
 
Türkiye'nin çeşitli yerlerinde silahlı terör eyleminin yanı sıra orman  yangını çıkarmayı da bu PKK terör örgütü kendisine bir yöntem olarak seçtiğini  daha önceleri duyurmuştu. Fakat Hatay ile ilgili olarak bize bu soruluyor  'Elinizde bu şekilde bir şey var mı' diye, sadece soruşturmanın devam ettiğini  söyleyebilirim. Herhangi bir sonuca ulaşıldığında yetkili makamlar  açıklayacaktır. Bu yangın nasıl çıkmıştır? Nasıl büyümüştür bununla ilgili olarak  bunlar yapılacaktır."
 
"Ekolojik terör"
Demokrasinin tehdit altında olduğu konulardan birinin de ekolojik  terör olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:
"Ekolojik terör konusunda güvenlik güçlerimiz son derece deneyimli ve  teyakkuz halindedir. Ekolojik terörle ülkemizin tehdit edilmesine karşı da yüksek  bir bilinç ve yüksek bir operasyon kabiliyeti geliştirmişlerdir. Demokrasiden en  çok bahsedenlerin ama orman yangınlarını yapanların bir kısmını hiçbir şekilde  eleştirmeyenlerin demokrasiyle ekoloji arasında kurdukları sahte denklemlerin de  farkındayız. Daha önce İçişleri Bakanımız da ifade etti, PKK'nın yaklaşık 2  yıldan beri hem örgüt mensuplarına hem de şehirlere sızmaya çalışan elemanlarına  bu tip ekolojik terör talimatı verildiği biliniyor ama tabii her olayda bir  devlet ciddiyeti içerisinde olaya bakmak zorundayız. Bir olayın içerisinde o  terörü gördüğümüz zaman zaten adını koyarız, zaten üstüne gidiliyor. Onun dışında  soruşturmaların devam ettiği durumlarda da size söyleyeceğimiz şey, bu konudaki  soruşturma devam ediyor, elimizde kesin bulgulara ulaştığımız bir tablo olduğunda  sizinle paylaşıyoruz."
 
Terörle mücadele kapsamında Pençe Operasyonlarının güçlü bir şekilde  devam ettiğini anımsatan Ömer Çelik, "Güvenlik güçlerimize ve vatandaşlarımıza  dönük bu terör saldırılarını gerçekleştirenler, komşu ve kardeş ülke  topraklarından ülkemize sızıyorlar. Gönül isterdi ki komşu ve kardeş ülkeler,  kendi topraklarında bu terör örgütlerini temizleyebilsinler, bertaraf  edebilsinler ama bu söz konusu olmadığı zaman Türkiye'ye sınır ötesi harekat  yapmaktan başka bir çare kalmamaktadır." ifadelerini kullandı.
 
Bu operasyonların siklet merkezini Irak'taki Sinat-Haftanin,  Avaşin-Basyan ve Hakurk bölgelerinin oluşturduğunu belirten Çelik, "Burada  konumlanmış olan unsurların ülkemize, güvenlik güçlerimize dönük tehditlerini  bertaraf etmek için güçlü bir şekilde mücadele ediliyor." dedi.
 
Ömer Çelik, söz konusu terör örgütlerini birtakım uluslararası  güçlerin Türkiye'ye karşı kullandığının belli olduğunu dile getirerek şöyle devam  etti:
"Bunlar her türlü Türkiye düşmanı güce hizmetlerini sunmaya hazır  organizasyonlardır. Bunların ideolojisine hiç bakmamak gerekir, bunların  ideolojik bir faaliyet içinde olduğu sadece mensuplarını kandırmak için  uydurdukları bir şeydir. 'Ben şu mesele için mücadele ediyorum, bu mesele için  mücadele ediyorum.' hepsi yalandır. Burada da PKK terör örgütünün tek ideolojisi  Türkiye'ye düşmanlıktır. Onun dışında işte 'Kürtlerin iyiliğini istiyorum ya da  Kürtler için mücadele ediyorum.' gibi sözlerin baştan aşağı yalan olduğu ve tam  tersine Kürt düşmanı bir organizasyon olduğu açık ve nettir. PKK terör örgütü  gerek Irak'taki gerek Suriye'deki yapılanmalarla Türkiye düşmanlığı isteyen  herkese hizmet sunan kirli bir organizasyon halindedir. Kuşkusuz buna karşı da  hem iç güvenlik açısından hem dış güvenlik açısından ülkemiz gereken cevabı  verecek kudrete sahiptir. Bunun son aşaması olarak Pençe Operasyonları, yurt  içindeki güvenlik operasyonları güçlü bir şekilde devam ediyor."
 
Yüz yüze eğitim
Pandemi sürecinde bir yandan normalleşmeye geçiş süreci, bir yandan da  Kovid-19'un hayatın akışından çıkmamış olmasının en çok stratejik hale getirdiği  konulardan birinin eğitim olduğuna işaret eden Çelik, yüz yüze eğitime aşamalı  olarak geçildiğini hatırlattı.
 
TRT EBA Kanalları ve EBA Dijital Eğitim Platformu ile 31 Ağustos'ta  uzaktan eğitimde yeni öğretim yılının ilk ders zilinin çalındığını, yüz yüze  eğitimin ilk adımının ise 21 Eylül'de atıldığını anımsatan Ömer Çelik, şöyle  dedi:
"Şimdi burada hijyen ve sosyal mesafe kurallarına uyma bakımından iyi  bir standart geliştirildiğini görüyoruz. Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarımız  tarafından öğrencilerin ve öğretmenlerinin korunması hususunda iyi tedbirler  alındı. Aynı şekilde de ilkokulda 1,2,3 ve 4. sınıflarda, ortaokul 8. sınıf, lise  hazırlık ve 12. sınıflarımızda, köy okullarımızın tüm kademelerinde ve özel  gereksinimli öğrencilerimizin tüm kademe ve sınıf düzeylerinde yüz yüze eğitim  başladı. Bilim Kurulu'nun tavsiye karaları çerçevesinde yönetilen süreçte  öğrencilerimiz haftanın 2 günü okullarında olacaklar. Yüz yüze eğitimde grup  sayıları, okulda kalış süreleri azaltılıyor. Tabii velilerimizin rızası çok  önemli. Velilerimizin evlatlarının geleceği için bu eğitimi aldırırken gönül  rahatlığı içinde olması hepimiz için önemli.
 
Burada esnek bir model var, isteyen velilerimiz çocuklarını  gönderebiliyor. İstemeyenlere de esneklik tanıyor ve çocuklar devamsız  sayılmıyor. Öğretmenlerimize Kovid-19 ile ilgili eğitimlerin verilmiş olması da  son derece önemli. Buradaki süreci güçlü bir şekilde takip ediyoruz. Hem gelecek  nesillerimizin eğitimi açısından hem de velilerimizin rahatlığı açısından bize  ulaşan eleştiriler, tepkiler, destekler ve yorumlar partimiz tarafından güçlü bir  şekilde değerlendiriliyor."
 
Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarına saldırısı
Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik saldırılarını bir kez daha  lanetleyen Çelik, Türkiye'nin bu süreci çok yakından takip ettiğini söyledi.
 
Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını kurtarmaya yönelik  başlattığı operasyonlardaki söz konusu ateşkesin, Ermenistan'ın Gence'deki  sivillere yönelik bombalarıyla bozulduğunu hatırlatan Çelik, "Burada dikkat  edilmesi gereken şey şu, Ermenistan saldırdığı zaman ortada herhangi bir mesele  yokken Ermenistan bu saldırgan tavrını, vahşet sergilediği zaman sesi çıkmayanlar  ya da sadece şu cümleyi kuranlar, 'Tansiyonun yükselmesinden dolayı kaygı  duyuyoruz, taraflara itidali tavsiye ediyoruz.' diyenler yani Ermenistan'ı  kınamayanlar, Azerbaycan güçlü bir şekilde kendi topraklarını almak üzere  mücadele vermeye başladığında sürekli olarak ateşkes çağrısı yapmaya başladılar."  ifadelerini kullandı.
 
Bu adımın bile bir çifte standardı gösterdiğini belirten Ömer Çelik,  şunları kaydetti:
"Birincisi söz konusu olan topraklar, Azerbaycan toprağıdır,  Azerbaycan Türk'ünün toprağıdır. Burada işgalci olan Ermenistan'dır. Ermenistan  Başbakan'ı çıktığı yabancı televizyon kanallarında bile tarihi gerçekleri  çarpıtırken gazetecilerin tarihi bilgileri hatırlatması karşısında nasıl zor  duruma düştüğünü, nasıl rezil olduğunu hep beraber gördük. Karşımızda Paşinyan  yönetimi, Ermenistan yönetimi bir Haydut devlet gibi davranmaktadır. Bu haydut  devlete karşı itidal çağrısı yapanlar, kendi toprakları için mücadele eden  Azerbaycan birazcık mevzi kazandığı zaman hemen orada ateşkesi hatırlatıyor.  Ortada hukuk tanımazlık, saldırganlık, sivil kayıplar, her türlü meşru değere  saldırı var. Ermenistan için sesi güçlü olarak çıkmıyor.
 
Minsk Grubu Ermenistan'ı ve Azerbaycan'ı eşit iki kefeye koyarak  süreci yönetmeye çalışıyor. Burada eşit iki kefe yok. 1949 Cenevre Sözleşmesi  dahil uluslararası hukuku açıkça ihlal eden taraf Ermenistan tarafıdır.  Ermenistan bir haydut devlet gibi Azerbaycan ordusuna, sivillere saldırmıştır.  Azerbaycan ordusu da kuşkusuz bundan sonrasında gereğini yapacaktır, bu hakkıdır.  Biz Azerbaycan ordusunun, Azerbaycan devletinin, Sayın Aliyev'in devlet başkanı  olarak Ermenistan'ın bu saldırganlığına karşı Azerbaycan topraklarını savunmak  için Azerbaycan Türk'ünü savunmak için aldığı her tedbirin arkasında olduğumuzu  bir kere daha ifade ediyoruz, güçlü bir şekilde destekliyoruz.
 
Azerbaycanlı kardeşlerimiz nasıl ve ne şekilde isterlerse Türkiye  onların yanında olmaya devam edecektir. Burada haydut devlet olan Ermenistan'a  karşı sesini yükseltmeyenlerin ateşkes çağrısı yapmaları, zalim ve mazlumu eşit  kefeye koymaktır, işgalci olanla toprağı işgal edileni eşit kefeye koymaktır. Bu  da hukukun açık bir ihlalidir, Azerbaycan'ın yanındayız ve bundan sonra da  Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz."