Ömer Çelik’ten CHP'ye Berat Albayrak tepkisi: Gayriahlaki bir iş yapıyorsunuz!

AA |  23 Şubat 2021 Salı - 20:11 | Son Güncelleme : 23 02 2021 - 22:35

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleşen MYK toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu.
Çelik, "Maalesef Kılıçdaroğlu yine aile değerleri üzerinden siyaset yapmaya devam ediyor. Eski Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak'tan bahsederken aile yapısına değinmek yanlış. Siyasi açıdan tabi ki de eleştirebilirsiniz. Ancak aile ilişkileri üzerinden yaparsanız bu durum gayriahlaki bir tutumdur." dedi.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sayın Kılıçdaroğlu'nu daha  önce uyarmıştık, esnafa, öğretmene ve diğer toplum kesimlerine karşı dışlayıcı  bir dil kullanmaması konusunda." dedi. 
 
Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel  Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı  devam ederken basın toplantısı düzenledi.
 
MYK toplantısında, büyük kongre sürecine doğru giderken sahada yapılan  tüm çalışmaların değerlendirildiğini aktaran Çelik, büyük kongreyle birlikte  önlerine gelecek çeşitli siyasi tartışmaların ve konuların da ele alındığını  belirtti.
 
Çelik, kongre sonrasında pek çok iç ve dış siyasi olayla  uğraşacaklarını, her toplantıda iç ve dış siyasi meselelerin kapsamlı olarak  değerlendirildiğini söyledi.
 
Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır  annelerinin 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eyleminin 540'ıncı gününe girdiğini  anımsatan Çelik, "206 civarında aile bunların içerisinden 24 aile evlatlarına  kavuştu. İnşallah hepsinin evlatlarına kavuşmalarını arzu ediyoruz. Tabii bu  aileler içerisinde Gara'daki şehitlerimizin bazılarının aileleri de vardı. Bir  kere daha Gara'da şehit verdiğimiz kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum."  ifadelerini kullandı.
 
Çelik, Adana'da şehit kabirlerinin de arasında olduğu 79 mezarın  tahrip edilmesine ilişkin, "Bu alçaklığı yapanların bir an evvel ortaya  çıkarılması için gerekli soruşturma sürüyor. Şehitlerimizin makamını cenab'ıallah  tayin ediyor, kimsenin onlara bir zarar vermesi mümkün değil. Bu vesileyle bütün  şehitlerimize bir kere daha Cenabıallah'tan rahmet diliyoruz, mekanları cennet  olsun." diye konuştu.
 
8 Mart'ta Genel Merkez Kadın Kolları Kongresi'ni, 13 Mart'ta ise  Gençlik Kolları Kongresi'ni gerçekleştireceklerinin bilgisini paylaşan Çelik,  şöyle dedi:
"24 Mart'ta Büyük Kongremiz hayata geçecek. Bu kongreler sürecinde  yüzde 70'in üzerinde bir değişim teşkilatlarımızda gerçekleşmiştir. Her zaman  değişim ve tecrübe arasındaki dengeyi kökler ve dallar arasındaki dengeyi güçlü  bir şekilde kurmaya çalışıyoruz. Bir kitle partisi kendisini hem temel  değerlerini temel politikalarını koruyarak yenileyebilen, yeni kesimlere  ulaşabilen partidir. Bu bilinçle demokrasimizin, siyasi hayatımızın gelişmesi  için bu çalışmalar titizlikle sürdürülmeye devam ediliyor."
 
"Kılıçdaroğlu'nu daha önce uyarmıştık"
Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Türkiye Büyük Millet  Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'ndaki konuşmasına ilişkin, şunları söyledi:
"Sayın Kılıçdaroğlu'nu daha önce uyarmıştık, esnafa, öğretmene ve  diğer toplum kesimlerine karşı dışlayıcı bir dil kullanmaması konusunda. Maalesef  yine esnafımıza hitap ederek, esnafımızın AK Parti ile arasındaki güçlü bağı  hedef alarak, 'Oy verirseniz AK Parti'ye iki elim yakanızda.' gibisinden bir  ifade kullanıyor. Zaten, Türkiye'nin demokrasi mücadelesi esnafın yakasına  yapışanların, esnafın yakasına vesayet elleriyle yapışanların, esnafın yakasından  düşürülme hikayesidir bir bakıma da bir boyutuyla da. Bu şekilde tabii ifadelerin  yani öğretmenleri hedef gösteren esnafı hedef gösteren, 'İki elim yakanızda' gibi  ifadelerin bu kadar kolaylıkla kullanılabilmesi doğrusu çok son derece şaşırtıcı.  Maalesef bu bütün uyarılara rağmen devam ediyor, demek ki bilinçli bir politika,  ısrarlı bir politika. Esnafımız, Türkiye'deki demokrasinin orta sınıfın  belkemiğidir. Türkiye'nin çeşitli vesayet dönemlerinde demokrasisinin tehdit  edildiği dönemlerde esnafımız sadece bir ticaret kesimi ya da bir ekonomik blok  olarak değil aynı zamanda bir siyasi bilinç unsuru bir siyasi duruş unsuru olarak  da Türk demokrasisinin gelişmesine ve bugünlere gelmesine büyük katkı  sağlamıştır."
 
Esnafın demokrasinin ana taşıyıcılarından biri olduğunu anımsatan  Çelik, "Kuşkusuz her meselesiyle yakından ilgileniyoruz, pandemi döneminde de  bütün şikayetleri sitemleri ciddi bir şekilde değerlendiriyoruz, verdiğimiz  destekleri de sürdürmeye devam ediyoruz ama kuşkusuz AK Parti ile esnafımız  arasında güçlü bir bağ vardır. Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu şekilde hedef alması  sadece kendisini ilgilendiren bir mesele oluyor." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Asla müsaade etmedik"
Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM Grup  Toplantısı'ndaki "Suriyeliler için harcadığınız parayı, şu toplum kesimlerine  harcasaydınız" sözlerine yönelik eleştirilerde bulunarak, şunları kaydetti:
"Bu insanları hedef gösteren bir yaklaşım içerisine giriyor. Biz bu  sözleri genelde Avrupa'nın aşırı sağından duyuyoruz. Halbuki bir zamanlar CHP  içerisinde pek çok isim CHP'yi bir Sosyal Demokrat Parti olarak konumlandırıyordu  ve o zamanki politikalarında CHP'nin katılmadığımız pek çok şey olsa da yine de  bu Sosyal Demokrat olma arayışlarını bir şekilde iyi arayışlar olarak  düşünüyorduk. Sanki bu tarih yaşanmamış bu Sosyal Demokrat olma arayışı hiç  olmamış, tüm bu insanlar CHP'de hiç siyaset yapmamış gibi bugün Avrupa aşırı  sağının dili ile aynı dili konuşan bir tutum içerisine giriyor Sayın  Kılıçdaroğlu.
 
Yani şimdi bu insanlara harcananlar, bu insanları ölümden kurtarmak ve  ölümden kurtarılan bu insanları geçmişte olduğu gibi insan haysiyetine, insan  şerefine uygun olmayan yaşam koşullarından kurtarmak için yapılmıştır. Ne  yapılsaydı? Şimdi görüyorsunuz Fransa'da, Fransa'nın kuzeyinde bir göçmen  kampında insanlar o halde bırakılıyor ki bu insanlar kışın bu soğuğunda donmamak  için elbiselerini yakarak yaşamaya çalışıyorlar. Bu onları bu halde bırakan  devletlerin ayıbıdır. Bizim devletimize yakışmaz, bizim milletimize yakışmaz  böyle bir şey asla tarihimizde olmamıştır. Biz o insanların bu duruma düşmesini  asla müsaade etmedik."
 
Yunan Sahil Güvenlik birimlerinin göçmenlerin botlarını şişleyerek  onları ölüme terk ettiğini belirten Ömer Çelik, "Bizim tarihimizde böyle bir suç,  böyle bir utanç yok. Bugünkü politikamızda da böyle bir şey yok. Bu insanlara  yardım edilmeseydi, kucak açılmasaydı Yunan Sahil Güvenliği ya da Avrupa Sınır  Birliği Frontex'in yaptığı gibi bir zulümle mi karşılaşsaydılar?" ifadelerini  kullandı.
 
Türk tarihine, değerlerine, siyasi tutumlarına yakışır şekilde ölümden  kaçan insanların muhafaza edildiğini vurgulan Çelik, "Bütün dünyanın vicdanını  tek başına Türkiye yüklenmiştir. Bunun hedef alınması, yani 'bunlara sahip  çıkacak yerde şunları yapsaydınız', 'camilerimizde şu kadar Suriyeli namaz  kılıyor', 'bunları harcanan parayı şu kesimleri harcasaydınız' diye. Türkiye'nin  büyüklüğü, çeşit toplum kesimlerine, onların gelişmesine katkı sağlayacak  politikaların yürütülmesi ile gerçekleşiyor." diye konuştu.
 
Esnafın, sanayicinin ve çiftçinin önünü açacak pek çok politika  geliştirildiğini ve bundan sonra da güçlü bir şekilde geliştirilmeye devam  edeceğini bildiren Ömer Çelik, şöyle devam etti:
"Bu birbiriyle mukayese edilmesi söz konusu olmaması gereken şeyleri  maalesef Avrupa'daki aşırı sağ mukayese eder ki bu insanlara karşı birtakım  kışkırtmalarda bulunmak için göçmenlere, yabancılara karşı. Aynı dilin bu şekilde  kullanılması ilk defa oluyor. Tek tük kişiler kullandı ama bir genel başkan  tarafından ölümden kaçan insanların ve bu insanlara Türkiye'nin sahip çıkmasını  bu şekilde eleştirilmesi ilk defa oluyor.
 
Doğrusunu söylemek gerekirse sağlıklı bir yaklaşım değil. Bunun sonu  ırkçılığa, çeşitli şekillerde nefret politikaları üretmeye varır. O yüzden  herkesin dilini çok dikkatli kullanması gerekir. Bu, dilin zehirleyici, bu  şekilde insanları hedef gösterici etkisinin Avrupa demokrasilerini nasıl  istikrarsızlaştırdığını çok yakın bir şekilde görüyoruz."
 
"Aile değerleri üzerinden siyaset yapmaya devam ediyorlar"
Bütün siyasi partilerin mazlumlara sahip çıkılması konusundaki  hassasiyeti paylaştığını anımsatan Çelik, "Bazı kişiler birtakım aykırı  konuşmalar yaptılar ama onun bir önemi yok, o kayboldu gitti. Bu hassasiyetin  korunması gerekiyor çünkü nihayetinde hepimiz bu konuda el ele verirsek, bu  politikalar konusunu dünyayı anlatmakta daha güçlü hale geliriz ama bunun yerine  bunların hedef haline koyulması maalesef yanlış bir sonuç doğuracaktır ve bu  birtakım ırkçı yaklaşımların kışkırtılmasına yol açacaktır." dedi.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin bugünkü grup  konuşmasındaki açıklamalarını hatırlatan Çelik, şunları bildirdi:
"Sürekli söylüyoruz 'siyasi eleştiri getirin, siyasi tartışma yapalım,  siyaseten birbirimize gerekirse sert eleştirelim' ama onlar maalesef aile  değerleri üzerinden siyaset yapmaya devam ediyorlar. Biz diyoruz ki  Cumhurbaşkanımızdan, eski Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Albayrak'tan  bahsederken sürekli aile ilişkilerini hedef alan bir yaklaşım içerisinde girmeniz  ahlaki değil. Diyorlar ki 'Peki bu insanlar görev yaptılar, görev yapıyorlar. Biz  bunları eleştirmeyecek miyiz?' Siyasi pozisyonları, siyasi sorumlulukları gereği  muhalefet bunu tabii ki eleştirecek biz de gereken cevabı vereceğiz.
 
Söyledikleri siyasi şeylere zaten cevap veriyoruz ama siz bunu aile  ilişkileri sürdürmeye devam ettiğiniz zaman gayri ahlaki bir iş yapıyorsunuz.  Merkez Bankası rezervleri ile ilgili soracağın soru varsa cevabımız var. Ekonomi  politikaları ile ilgili söyleyeceğiniz varsa cevabımız var. Fakat ne zaman  'CHP'deki taciz iddiaları ne yaptınız? Bunlarla ilgili bir önlem aldınız mı?'  diye sorsak hemen çıkıyorlar aile değerlerine saldıran bir siyasi tutum  geliştiriyorlar. Demokratik değerlere saygı konusunda çok parlak bir sicile sahip  olmadıklarını biliyoruz ama şimdi siyasi hayatta hiç olmayan bir şeyi yapıyorlar.  Politik sorumluluk, politik tartışma yerine meselenin içine aileyi  karıştırıyorlar, bu son derece saygısız, ahlaki olmayan bir yaklaşım."
 
Çelik, "Ne zaman sorsanız, 'terör meselesiyle ilgili bu yaşadığınız  savrulma doğru değil daha düzgün, daha net bir dil kullanmalısınız' diye bir  eleştiri getirilse hemen aile değerlerine saldıran bir siyaset geliştiriyorlar.  Bu hiç sağlıklı bir şey değil Allah'tan bir tek bunlar yapıyorlar. Yoksa bu kötü  örnek Türk siyasi hayatına bulaşsa, Türk siyasi hayatı için son derece vahim ve  içinden çıkılmaz bir yol açar." dedi.
 
"Gereken cevabı üslubunca vermeye devam ederiz"
Herkesin birbirinin aile değerlerini uğraştığı bir siyasi ortamın ne  manaya geleceğini, ne kadar çirkin ve ahlak dışı olacağını herkesin görmesi  gerektiğini belirten Ömer Çelik, şunları kaydetti:
"Üstelikte bunu en çok dinlendiren kişiler, çeşitli partiler  içerisinde oligarşik bir şekilde 2-3 nesildir aynı koltukları koruyan kişiler.  Bunlar doğru yaklaşımlar değil ama biz diyorduk ki 'aile değerlerini hedef  almayın.' Daha önce 'demokratik değerleri hedef almayın' dediğimizde olduğu gibi  ama gördüğüm kadarıyla bunda ısrar edecekler, dolayısıyla da temiz siyaset, temiz  bir dil kullanarak bu konuları konuşma çağımızın herhangi bir şekilde karşılık  bulmayacağını net bir şekilde görmüş oluyoruz. O zaman aile değerlerine karşı  saldırgan tutum, iftara siyaseti, kendileriyle anılan bir mesele haline gelir.  Biz de bundan sonrasında gereken cevabı üslubunca vermeye devam ederiz.
 
Merkez Bankası rezervleri ve diğer konularda sordukları sorulara  arkadaşlarımızın verdiği cevaplar açık. Şimdiye kadar yapılmış gizli saklı bir  işlem yok. Her şey, kanunlara ve piyasa kurallarını uygun bir şekilde yapılmış.  Ülkemizde ekonomik saldırının olduğu dönemlerde, arkasından neredeyse küresel  tedarik zincirinin kapanacak kadar güçlü negatif etkileri olan bu pandemi  döneminde ortaya çıkan tabloda, Türkiye bu dönemdeki finansal istikrarı en  başarılı şekilde yönetmiş ülkelerden bir tanesi. Bunun için yapılan döviz  işlemlerini sanki gizli saklı, kanun dışı, birilerinden saklanan bir işlem  gibisinden sunmak en azından siyasi ciddiyete yakışmıyor."
 
Ekonomik alanlarda yürütülecek tartışmaların, net bir şekilde siyasi  ve ekonomik bir tartışma olması gerektiğini belirten Çelik, "Defalarca cevaplar  verildi, kayıtlar orada duruyor. Saat saat, isim isim, nasıl işlemler yapılmış,  bunlar nasıl gerçekleşmiş, hangi koşullarda gerçekleşmiş herkesin buna ulaşması  gayet mümkündür. Aile değerleri üzerinden siyaset yapan, siyasi eleştiri getiren  kim varsa bunun kınanacak bir durum olduğunu, bundan kaçınılması gerektiğini bir  kere daha ifade etmek istiyoruz." dedi.
 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) tanıtılmasını da içeren bir  eylem planının olup olmadığının sorulması üzerine Çelik, "Kıbrıs'taki eski  müzakere modeli, devam etmesi mümkün olmayan bir model" dedi.
 
Artık iki devletli çözümün konuşulması gerektiğini belirten Çelik,  şunları kaydetti:
"Güney Kıbrıs Rum kesiminin tanınması ve Avrupa Birliği'ne alınması  bütün kurallara aykırıdır, hukuka aykırıdır, uluslararası ilişkilerin temel  prensiplerine aykırıdır. Bu şekilde bir yaklaşım söz konusu olduğundan beri tabii  ki Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de egemen bir devlet olarak aynı  tanınma muamelesini görmesini arzu etmektedir. Orada bir devlet var, orada bir  bayrak var, orada bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan var, hükümet var, Meclis var.  Bunlar Kıbrıs Türk davasını temsil ediyorlar. Bu egemen devletin gereken saygıyı  uluslararası toplum tarafından görmesinin Türkiye Cumhuriyeti takipçisidir. Sayın  Cumhurbaşkanımız bunu çeşitli görüşmelerde, çeşitli platformlarda defalarca dile  getirmiştir. Dolayısıyla bu öteden beri süregelen bir politikadır."
 
Ekonomide ve yargıda atılacak reform paketinin ne zaman açıklanacağı  ve takvimin nasıl olacağının sorulması üzerine Çelik, reform çalışmalarının son  aşamaya geldiğini, bununla ilgili epey bir toplantı yapıldığını fakat henüz son  noktanın konulmadığını, kısa zaman içinde her iki reformunda gündeme geleceğini  belirtti.
 
"Bugünkü tablo istikşafi görüşmeler ile başlayan olumlu atmosfere  uygun değil"
Çelik, bir gazetecinin Yunan jetinin Türk gemisini taciz etmesi  konusunun MYK'da gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine, konuyu takip ettiklerini  belirterek ne zaman Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde bir pozitif ajanda,  pozitif bir gündem oluşsa böyle bir durumun ortaya çıktığını söyledi.
 
Ömer Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:
"Yunan jetlerinin bu kadar yakın mesafeye gelmesi ve burada yaptıkları  eylem kuşkusuz provokatif eylemdir. Biz bunlardan kaçınılması gerektiğini  söylüyoruz. Bizim unsurlarımız da gereken kurallar çerçevesinde gereken cevabı  vermiştir. Bu tablo Yunan jetlerinin, sınırları aşarak, kuralları ihlal ederek  aşırı bir şekilde yaklaşması neticesinde ortaya çıkmıştır. Bu gerginliklerden  uzak durmak gerekir. Çünkü hem istikşafi görüşmeler devam ediyor hem Avrupa  Birliği bağlamındaki görüşmeler devam ediyor. Yunanistan'ın bundan da vazgeçmesi  gerekir. 'Türkiye diplomatik kanalları güçlendirirsin, müzakereyi güçlendirirsin'  deniliyor, Türkiye bunu güçlendirirken, bu sadece tek taraflı olarak Türkiye'ye  söylenmemeli. Bizim attığımız adımlar ortada. Bunun Yunan tarafına da gerekli bir  şekilde davranılması gerektiği konusunda birtakım telkinlerde bulunulması  gerekiyor. Bugünkü tablo maalesef istikşafi görüşmeler ile başlayan bu olumlu  atmosfere uygun bir tablo değil. Bunun sorumlusu da biz değiliz. Bunu ortaya  çıkaran şey Yunan Hava Kuvvetleridir. Bizim unsurlarımız da gereken cevabı  vermiştir."
 
Gerginlikten yana olmadıklarını, Türkiye'nin hak ve menfaatlerini  koruyacak güce ve koruma konusunda her şeyi göze alabilecek kararlılığa sahip  olduğunu vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama mesele Ege'yi barış denizi yapmaktır. Aynı şekilde, toplumlar  arasında, devletler arasında kazan kazan formülü bulmaktır. Bunu bulabilecek  imkan varken gereksiz birtakım sertleşmelere gerek yok. Burada Türk Silahlı  Kuvvetleri unsurları, diğer unsurlarımız görevlerinin başındadır. Kara vatanımız,  mavi vatanımız, ana vatanımız konusunda kesinlikle bir taviz söz konusu  olmayacak. Diplomatik yolları açık tutalım, görüşme yapalım, müzakere yapalım. Bu  konuda Türkiye Cumhuriyeti yeterli deneyime ve kapasiteye sahiptir. İsteyen için  bu yollar açıktır ve sonuçta da kazan kazan formülüne ulaşabilecek imkanlarımız  var."