Ölüm sonrası kalan borçlardan kurtulmanın yolu

İHA |  19 Kasım 2019 Salı - 13:13 | Son Güncelleme : 19 11 2019 - 13:13

Avukat Gürkan İygün, ölüm sonrası kalan borçlara ilişkin olarak mirasın reddi konusunda önemli bilgiler verdi. Gürkan İygün, “Mirasın reddi, diğer bir deyişle reddi miras; miras bırakanın ölümü üzerine yasal veya atanmış mirasçıların ölenin her türlü borç ve alacaklarıyla birlikte oluşan mirasın hak ve yükümlülüklerini reddetmesi olarak tanımlanabilir” dedi.


 
Mirasın reddi kurumu çoğu zaman geride kalanlar açısından zor karar verilen veya ihmal edilen bir kurum olduğunu belirten Avukat Gürkan İygün, “Birçok sebeple örneğin aile üyeleri arasındaki anlaşmazlık ve küslük durumu, veya ölüm sonrası yaşanan üzüntüyle mirasın reddi başvurusunun ihmal edilmesi neticesinde ölenin üzüntüsü bir yana bir de alacaklıların taleplerine maruz kalınıyor. Özellikle günümüzde kredi ve kredi kartı kullanımının yaygınlığına bağlı olarak ölüm sonrası borçla karşılaşma sıkça yaşanılan bir durum haline gelmiştir.
 
Halbuki ölen kişinin bıraktığı borçların, miras kalan malların değerinin çok üzerinde olması halinde, mirasçılara tanınan bir kolaylık var. Medeni Kanun’un (MK) 605 ve 606. maddeleri uyarınca, mirasçılar ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde mirası reddedebilirler (Gerçek red). Miras, bu süre içinde reddedilmediği takdirde, ölenin (miras bırakanın) borcu, mirasçılara geçmektedir. Aslen en çok ihmal edilen veya kaybın acısıyla veya mevzuatın bilinmemesi sebebiyle gözden kaçırılan husus bu 3 aylık başvuru süresidir. Bu süreye riayet edilerek yapılan başvurular diğer şartları da sağlaması halinde olumlu olarak sonuçlanmaktadır. Çocukların medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetine sahip olmadıkları durumda, yasal temsilcileri (örneğin annesi) vasıtasıyla miras reddedilebilir” diye konuştu.
 
“Bir de hükmen (hükmi) red var. Buna göre; ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” diyen Avukat Gürkan İygün, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Mirasın hükmen reddi” için ayrıca dava açılmış olması veya mahkemeye beyanda bulunulması şart değildir. Mirasçılara karşı alacaklıların açtığı davalarda, mirasçılar tarafından def’i olarak (borca batık olma nedeniyle miras bırakanın borçlarından kaçınılmak istendiğinin) ileri sürülmesi de yeterli görülmektedir (Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu Kararı, 16.4.2008 Tarih ve E.2006/4-332, 2008/336).
 
Mirasçıların mirası reddetmeleri, ölen kişiden eş ve çocuklarına bağlanabilecek dul ve yetim aylığının da reddi anlamına gelmiyor. Mirasın reddedilmesi durumunda, mirası reddeden eş ve çocuklara, aylık bağlanması yönünden yasal bir engel yok.
 
Mirasın reddi sonucu, mirasçılar hem borçları ödemekten kurtulmakta, hem de ölen kişiden kendilerine aylık bağlanması gibi bir haktan yararlanabilmektedirler. Başka bir anlatımla hem borçtan kurtulup hem de aylık almak suretiyle “bir taşla iki kuş” vurabiliyorlar.”
 
Avukat Gürkan İygün, mirasın reddi konusundaki başvurunun, miras bırakanın son ikametgahının bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesine yapılması gerektiğini belirterek, “Mirasın reddi, kayıtsız ve şartsız olmalı. Miras reddedildikten sonra, mirasçı bu beyanından kural olarak dönemiyor. Ancak hata, hile ve ikrah (korkutarak zorlama) hallerinden biri mevcut ise beyandan dönmek mümkün olabiliyor” dedi.