Okuması bile zor ama onlar yaşadılar!

26 Kasım 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 26 11 2017 - 2:30

Dün ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele’ günüydü... Açıklamalar yapıldı, önlemlerin artırılacağı söylendi. İki kadının ortaya çıkan hikayesi ise söylenen tüm sözlerden, yapılan tüm açıklamalardan daha çarpıcıydı...


‘Kendimi savaşçı gibi hissediyorum’

Önce babasından, 17 yaşından beri de kocasından şiddet gören Arzu, acı dolu hayatını DW’ye anlattı: Evin içinde  savaşçı gibi hissediyorum...

Deutsche Welle’den Burcu Karakaş’a hayat hikayesini anlatan Arzu, 11 çocuklu Kastamonulu bir ailenin en büyüğü. Doğma büyüme İstanbullu. İlkokula kadar okuyabilmiş. Şu anda 48 yaşında. Halen evli olduğu, kendisinden 10 yaş büyük mahalle arkadaşıyla 15 yaşında tanışmış. 17’sinde nikah kıymışlar. Arzu, baba evindeki şiddetten kaçmak için çareyi çocuk yaşta evlenmekte bulmuş: “Babam çok baskıcıydı. Bir erkekle konuşmaya başladığımı öğrenince şiddete başladı. Bildiğin işkence boyutunda dayak yiyordum.”

Babası yalnızca Arzu’ya değil, o zaman hamile olan annesine de şiddet uyguluyormuş. Kaçarak evlendikten sonra babası bu evliliği kabullenmek durumunda kalmış ama bir şartla: Başlık parası. Evlendiği adam parayı denkleştiremeyince Arzu, babasıyla “Başlık parasını ben kazanıp sana vereceğim” diyerek anlaşmaya varmış: “Evlendikten sonra altı ay babamın evinde kaldım, başlık parasını çıkarana kadar çalıştım. Babama ‘borcum’ böylece bitmiş oldu.”

Bazen ‘Bu adamda ne buldun’ diye sorardı. ‘Senden kaçtım’ diyemezdim. Kocası askerden geldikten sonra bir gün, aldatıldığını fark etmiş. Kavga çıkarınca yine şiddet görmüş: “Her erkeğin yaptığı şeyi yaptı. Kendi suçunu bastırmak, ‘Korkutayım, gitmesin’ diye şiddete başvuruyordu.”

Oğlu bağımlı oldu

Sene, 1991. Şiddet gördüğü her gece polisi aradığında bir süreliğine eşini nezarethaneye alıyorlamış. Karakol baskısı ile bir süre Arzu eşinden şiddet görmemiş. Ancak bu kez boşanmaya karar vermiş. Dava açmış ama aileler araya girmiş, vazgeçmesi için ikna etmişler. Arzu, istemesine rağmen boşanamamış. Davayı geri çektikten sonra kocasından bir süre şiddet görmemiş ama kısa zamanda başka bir felaketle yüzleşmek durumunda kalmış: Kocasının çocuklarını dövmeye başladığı gerçeği… Eve sarhoş gelen eşi 6 yaşındaki oğlunu bira almaya göndermeye çalışınca Arzu müdahale etmiş. Bunun üzerine eşi hem onu hem de çocuğunu dövmüş. Bir başka gün diğer oğlunun yere basamadığını görünce ayaklarının babası tarafından jiletlendiğini öğrenmiş. Bir gün evde kesik hortumlarla karşılaşmış. Baba, çocukları hortumla dövmüş: “Beni dövemediğinde çocuklarımı döverek kendini rahatlatmış.”

Çocuklar büyüyünce annelerini koruma içgüdüsüyle babalarına saldırmaya başlamış. Bir gün oğlu babasına bıçak çekmiş, diğer gün kocası oğluna baltayla saldırmış. Sistematik şiddet gören büyük oğlu kısa süre sonra madde bağımlısı olmuş. İnternetten tüfek satın alıp babasını omzundan vurmuş.

O gün hayatı kurtuldu

2015 yılına geldiklerinde artık çocukları büyümüş ve şiddetin dozu iyice artmış. Kocasından kaçmak için kendisini odalara kilitlemek zorunda kalmaya başlamış. Arzu, boşanma davası açmış. Karakola gitmiş, eşi hakkında uzaklaştırma kararı aldırmış. Kavacık Karakolu’na kaç kere gittiğini bilmiyor. Boşanma davası açtığını öğrenen kocası, “Boşandığın an seni öldüreceğim” diye tehdit etmeye başlamış. Uzaklaştırma kararının olduğu bir gün torunuyla eve girerken küçük çocuğun “Babaanne, eve girmeyelim” demesi üzerine kapıdan dönmüşler. O gün hayatı kurtulmuş. Kocası evde boş bira şişeleri önünde, Arzu’yu öldürmeyi bekliyormuş.

Küllerimden doğuyorum

Evin içinde kendimi savaşçı gibi hissediyorum. Her yıkıldığımda önce ağlayıp sızlıyor, sonra küllerimden doğuyorum. ‘Nasıl toparlanabilirim’ diye düşünüyorum. Duygu Asena’nın bir kitabını okumuştum: ‘Kadının Adı Yok’. Gerçekten, hâlâ yok…

1 hafta elektrik verdi ‘iyi hal’ indirimi aldı

Batman’da kız kardeşine akla gelmez işkenceler yapıp elektrik vererek öldüren Kasım Demirtaş’ın cezasına mahkeme ‘iyi hal indirimi’ verdi. 30 yıl sonra aramızda gezecek...

Batman’da erkeklerle telefonla görüştüğünü öne sürdüğü kız kardeşi 16 yaşındaki Amine Demirtaş’a 1 hafta boyunca pense, tahta ve plastik sopalarla işkence eden, daha sonra vücuduna su döküp, elektrik vererek öldüren 29 yaşındaki Kasım Demirtaş’ın ‘Eziyet çektirerek kardeşi kasten öldürme’ suçundan yargılanması tamamlandı. Kasım Demirtaş’ı önce ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası veren Batman 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın yargılama sürecindeki davranışları ve gösterdiği pişmanlığı ‘iyi hal’ nedeni sayarak, cezayı ömür boyu hapis cezasına indirdi. Aynı dosyada yargılanan anne Adalet ve baba Mehmet Mahsum Demirtaş’ın ise beraatlerine karar verildi. Batman Barosu Kadın Hakları Komisyonu karara karşı Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf başvurusu yaptı.

‘Başına vurma oğlum’

Batman’da 31 Temmuz 2016 günü 112 Acil’e yapılan ihbarda, Huzur Mahallesi’ndeki bir evde yaralı bir kadın olduğu bildirildi. Bölgeye giden sağlık ekibi, Amine Demirtaş’ın öldüğünü belirledi. Yapılan incelemede, genç kızın vücudunda mor, sarı ve yeşil renklerde çok sayıda darp izi ile kesik, kemik kırıkları olduğu ve  elektrik verilerek öldürüldüğü saptandı. Çağrılan polis ekiplerinin yaptığı incelemede evde elektrik akımı vermeye yarayan üçlü priz, kablo parçaları, metal parçası, pense, cımbız, pet şişe, kova, ıslak bez ve 90 santimlik tahta sopa bulundu.

Yapılan otopside, Amine’nin sırt ve kalçasında yaygın şekilde sopa darbelerine bağlı bir haftalık yaralar, kabuk tutmuş yara izleri, kol kemiklerinde kırık, göğüste yara sıyrıkları, sol diz ve bacağında kemiğe kadar uzanan kesikler, alın bölgesinde yaralanma ve yırtık tespit edildi. Kızın cenazesi, otopsinin ardından defnedilirken, olayla ilgili araştırma başlatıldı. İfadesi alınan kızın kardeşi C.D., ağabeyi Kasım’ın, Amine’nin başka erkeklerle görüştüğünü öne sürüp, telefon ve şifresini istediği, ablasının vermemesi üzerine de tahta sopa ile onu dövdüğünü söyledi. C.D., babasının ağabeyine, Amine’yi döverken başına vurmamasını, annesinin de fazla dövmemesini söylediğini anlattı. C.D., odaya baktığında ağabeyi Kasım’ın, bir ucunu sivrilttiği prize takılı kabloyu Amine’nin dizine değdirdiğini söyledi.

Korkunç savunma

Amine’nin vücudunda beden travmasına bağlı yumuşak doku zedelenmesi, iki kolunun önlerinde kırıklar ve beyin kanaması tespit edildi, kızın ölümünün vücuduna elektrik verilmesinden kaynaklandığı belirtildi. Kasım Demirtaş iddianameye yansıyan ifadesinde kardeşinin telefonla erkeklerle görüştüğünü duyduğunu söyleyerek, şöyle dedi:

“Telefonu istedim. Sürekli inkar etmesi nedeniyle sinirlendim. Vücudunun farklı yerlerine ve başına birçok kez tekme, tokat, tahta sopa ve plastikle vurdum. Ne kadar kendisini dövsem sonuç alamayacağımı anladım. En son korkutmak için bir ucunu prize taktığım kablonun ucunu 5-6 kez diz altlarına ve bacaklarına değdirdim. Korksun diye önce ıslattım, sonra bir kablo parçası ile elektrik vermek istedim. Kablonun bir ucunu yerdeki prize, diğer ucunu ayaklarına tuttum. 5-6 kez kısa süreli elektrik verip, çekiyordum. Bayılma numarası yaptığını düşündüm. Kardeşimi canavarca hisle öldürmedim. Kaynakçı olduğum için zarar vermeyeceğini düşündüm. Annem ve eşim Amine’nin elbiselerini değiştirdiler.”

Müebbet en kötünün iyisi

Avukat Levent Turgut Karakoç: Müebbet hapis cezası alan şahıs, ‘koşullu salıverilme’den faydalanabilecek. Müebbet hapsin yatarı 24 yıl. Bu kişi, olaya karışmamak, disiplin suçu işlenmemek, mahkumlarla iyi geçinmek gibi olumlu davranış sergilerse 20 yıl kapalı cezaevinde cezasını çekecek. Son dört yılının 2 yılını açık cezaevinde geçirdikten sonra son iki yılını da denetimli serbestlik kapsamında ev hapsinde geçirebilecek. Ancak bu şahıs ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılsaydı; 30 yıl kapalı cezaevinde ve tek kişilik hücrede kalacaktı. Açık cezaevine gönderilme hakkı da olmayacaktı.

‘İndirimler beni üzüyor’

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, iyi hal indirimlerine tepki gösterdi: “Kadına, çocuğa şiddet ve cinsel suçlar konusunda, ‘iyi halini gördüm diye takdiri olarak senin cezanı indiriyorum’ diye bazı uygulamalar görüyoruz. Bu bir hukukçu olarak da beni üzüyor. Böyle bir suçu işleyen birisi için bu indirim elbette mahkemenin takdiridir ama bu suçları işleyenlerle ilgili mahkemedeki halden, tavırdan dolayı bir indirime gidilmesi de gerçekten çok istisnai olarak uygulamalar var.”

Balonlu eylem

Sağlık-Sen Genel Merkez Kadınlar Komisyonu üyeleri, kadına yönelik şiddete dikkati çekmek amacıyla üzerinde kadınların el izi olan balonları gökyüzüne bıraktı. “Kadınlara ve kız çocuklarına yöneltilmiş şiddete hayır” demek için toplumun her kesiminin duyarlılık ve dayanışmayla birlikte gereken hassasiyeti göstermesi gerektiğini vurgulayan üyeler, şiddetin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar ve kız çocuklarının yaşamlarını olumsuz etkilediğini, kadınların temel hak ve özgürlüklerini ihlal eden ve bu haklara erişimlerini engelleyen her bireyin insanlık suçu işlediğini dile getirdi. Türkiye’de günde ortalama 5 kadının öldürüldüğünü ve her 4 saatte bir kadının şiddet ve cinsel saldırıya maruz kaldığını söyleyen Gülcan, kadınların dayanışmasının bu noktada büyük önem taşıdığını ifade etti.

‘Mücadeleyi sürdüreceğiz’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Türkiye, şiddetten uzak, adil, eşit ve huzurlu bir hayat için ulusal ve küresel çaptaki tüm çabaların öncüsü ve destekçisi olmaya devam edecek. Kadına yönelik şiddetle mücadelemizi dayanışma içinde sürdüreceğiz.” ifadesini kullandı. Emine Erdoğan, sosyal paylaşım sitesi Twitter’daki resmi hesabından “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” dolayısıyla paylaşımda bulundu. Emine Erdoğan paylaşımında ayrıca, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca “#KadınaŞiddetİnsanlığaİhanettir” etiketiyle hazırlanan 45 saniyelik videoyu da paylaştı.

ETİKETLER