Gazetevatan.com » Yazarlar » Futbolcu peşinde esastan kaçış

Futbolcu peşinde esastan kaçış

29 Mart 2017 Çarşamba


İki milli futbolcunun FETÖ’cü oldukları için Galatasaray kulübünden ihracı önemli bir dert oldu.

Bu iki futbolcunun “FETÖ suçlusu” olarak Galatasaray kulübünden ihraç edilmesi istendi. Oysa bunlar yargılanmadı, suçlulukları kesinleşmedi, dolayısıyla kanun gözünde halen suçsuzlar.

Galatasaray kulübünden suçluluğu kesinleşmemiş insanlara suçlu muamelesi yapmasını istemek de üzerinde durulması gereken bir konudur. Hem hukuk hem vicdanlar açısından.

Hakan ile Arif, başarılı milli futbolcular oldukları zaman da Fethullah Gülen’in yanında duruyorlar, hatta futbol dünyasının az sayıda muhafazakar mensubu olarak epey takdir ve övgü görüyorlardı.

Bu iki futbolcunun dini hassasiyetlerini bu kadar öne çıkarmalarını eleştirenlere de büyük bir koro saldırıyordu. Bu koronun içinde ve başında kimlerin olduğu da açık arşivlerde bulunuyor.

Bu iki futbolcunun Cemaatçiliğiyle ilgili beyanlar, fotoğraf kareleri, destekler de arşivlerdedir, bulunması çok kolaydır.

15 Temmuz’la birlikte Hakan ve Arif için yakalama kararı çıktı, mal varlıklarına el konuldu.

Bu arada bol kepçe uygulanan müsadereler, devletin suçluluğu kesinleşmemiş vatandaşların mallarına mülklerine el koyma icraatları da ilerde epey baş ağrıtacaktır. Geçerli hukuk kuralına göre, bir malın mücadeleye tabi tutulması için o malın yasa dışı faaliyetler dolayısıyla elde edilmiş olması gerekir. Yani Hakan ve Arif’e Galatasaray ve milli takımda oynamaları için verilen paraların Cemaat ilişkisi dolayısıyla verilmiş olması gerekir.

Bazı işadamlarının FETÖ bağlantıları dolayısıyla zengin oldukları kanıtlanabilir, gazetecilerin makul maaşları, futbolcuların maaş ve primleri için böyle iddiaları kanıtlamak aşırı zordur.

Bu iki futbolcuyla bu kadar uğraşıyoruz, Cumhurbaşkanı bile konuya giriyor, ama bunun meselenin esasıyla hiç bir ilgisi olmadığını düşünmüyoruz.

FETÖ’nün siyasi ayağı ve 15 Temmuz’un 1-2-3 numaralarının aranmasıyla ilgili olarak yeni açıklanan iddianamelerde de dişe dokunur bir şey bulunmuyor.

15 Temmuz’un dört bir tarafını karanlıkta bırakırken Gülen Cemaati’nin ve darbe girişiminin sivil siyaset ayağıyla ilgili dört başı mamur bir soruşturma da henüz ufukta görünmüyor.

Generallerin ilkokul öğretmenleri veya imamlardan talimat alarak darbeye kalkıştığını anlatan iddianamelerle hiç kimseye hiçbir şeyi inandıramayız.