Gazetevatan.com » Yazarlar » Her sistem diktaya dönüşebilir

Her sistem diktaya dönüşebilir

20 Aralık 2016 Salı


Başkanlık sistemiyle ilgili anayasa değişikliğinde henüz ayrıntılı bir tartışma yapılamıyor. Terör olayları dikkatimizi oraya topladı, başkanlığı sonraya bıraktık.

Ak Parti ile MHP’nin ortak metni Meclis’te görüşülmeden önce gelen tepkiler içeriğin tahliline gitmeden genel tepkilerden ibaret kaldı.

Bunlar da teklifteki başkanlık sistemine geçişin dikta rejimine yol açacağı şeklinde. Teklifi savunanlar ise bu yapının tam tersine dikta eğilimlerini engelleyeceğini söylüyor.

Yani herkes yine bulunduğu noktadan, içeriği tartışmadan tavır alıyor.

Anayasa değişikliğinin ana mantığı başbakanlığın kaldırılarak, başbakanlık ve cumhurbaşkanı yetkilerinin halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanında toplanmasıdır.

Bu kadarından “dikta” çıkarmak fazla aceleci bir tepkidir, bu kadarıyla da halkı, seçmeni etkilemek, hayır tercihine yönlendirmek zordur.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun tümünün Cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından belirlenmesiyle ilgili eleştiri de yargı bağımsızlığı üzerinden dile getirilecektir. Bunu tartışırken de “yargı ne zaman bağımsızdı” veya “HSYK’yı yargı mensupları seçince yargı bağımsız oldu mu” sorularının cevabıyla başlarsak gerçek durumumuzu konuşabiliriz.

Bugünkü parlamenter sistem de, anayasa değişikliğinde öngörülen sistem de demokrasinin sağlam güvencesi olabilir mi?

Olabilir, ama sistemi oluşturan yapının bütün unsurlarının demokratik gelenekleri benimsemiş olarak işlemesi halinde olabilir.

15 Temmuz olayı, bütün kurumların zayıflığını, kırılganlığını en açık şekilde kanıtladı. Siyasi yapının döküldüğü, devlet kurumlarının lime lime olduğu bir ortamda sadece sokağa güvenebildik.

Demokrasinin tümüyle yok olmasına bir milim kala Meclis sığınaktaydı, Hükümet dağılmıştı, Silahlı Kuvvetler ve Emniyet bölünmüştü.

Var olan yapının, demokrasinin güvencesi olmadığını gözümüzle gördük. Buna rağmen bu yapıyı savunmak için de başka güdüler gerekiyor. Başkanlık sisteminin bu şekline geçsek de geçmesek de esas olan demokratik yapılanmanın sağlanmasıdır. Bunu da kayıkçı kavgası ruhuyla gerçekleştirmek mümkün değildir.