Oğlumun şarkılarını dinliyorum ve çok duygulanıyorum

FÜSUN SAKA / fsaka@gazetevatan.com |  21 Temmuz 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 21 07 2018 - 2:30

Mabel Matiz’in iki yıldır üzerinde çalıştığı, adını annesinden alan 4’üncü stüdyo albümü “Maya” geçtiğimiz ay çıktı. Anadolu ezgilerinin elektronik altyapılarla birleştirildiği albümü ünlü şarkıcıyla konuştuk.


Maya ile Türk popuna neler söylüyorsun? İçinde bulunduğun yılların müziği ile 70 ve 80’leri kıyaslar mısın?

Yeni bir şeyler söylemek istiyorum dinleyicime ve sektöre. Müziğin, şiirin, özenle söylenmiş bir sözün gücünü hatırlatmak istiyorum. Bunu da olabildiğince yerli ve Anadolu’lu bir tavırla yapıyorum. “Maya” bir manifesto. Yakın, çıplak ve dolaysız. Bu yılların pop müziği ile 70’leri 80’leri yan yana koyunca aradaki fark büyük. O zamanlar şiir, söz ve aranjman derinliği varmış. İnsanların inceliklere vakti varmış galiba. Günümüz Türk popu bu anlamda eksik. Kimseyi gücendirmek, kırmak istemem, ama bana klişe ve fazla aceleci geliyor. İstisnalar, bir fark kovalayanlar elbet var. Barış Manço’larla Onno Tunç’larla Aysel Gürel’lerle büyümüş nesilden biri olarak beni tatmin etmiyor genel olarak duyduklarım. Alternatif tarafta oldukça yaratıcı ve özgün işler dinliyoruz lakin ana akım pop müzik epey zor durumda sanki.

21 parçalık albüm

Mabel Matiz’in üzerinde 2 yıl boyunca çalıştığı albümünde tam 21 parça var.

Müziğim köprü görevi görüyor

Pop demişken, müziğinin pop olarak değerlendirilmesini nasıl karşılıyorsun?

Popüler olabilmiş, özgün ve melez bir müzik yapıyorum. Pop denmesinde bir sakınca görmüyorum. Ben de pop başlığında topluyorum. Müzik yazılarında, radyolarda, ödül törenlerinde hep birbirinden farklı genre isimleriyle anıldım bugüne kadar: pop, alternatif, alternatif pop, özgün gibi. Bir kategoriye sığdırılamıyor olmak, kafa karıştırmak hoşuma gidiyor aslında. Müziğimin bir köprü görevi gördüğünü fark ediyorum.

Geçmişe dair pek çok şey söylüyorum

Seninle keyif alırken bir yandan da bambaşka duygular içine girip daha çok geçmişe yolculuk yapılıyor.

Müziğimde geçmişin izleri oldukça derin. Hem toplumsal hafızayla hem de kendi geçmiş meselelerimle ilgili pek çok şey söylüyorum. Çözülmesi, şifa bulması gereken bir şeyler var orada hep. Bu da şarkıların yönüne yansıyor galiba. Arada şimdinin şarkılarını da yazıyorum neyse ki.

Bu albüme dair sana geçen duygu nedir?

Topraklanmış hissediyorum. Toprağa ve köklere daha yakın; bu yüzden de daha barışık ve sakin.. İyi niyetli, umutlu, emniyetli bir şeyler var albümün genelinde. Temelde insan olmakla ilintili basit şeyler söylüyor. Hepimiz benzeriz, aynıyız işte. İnsanız et ve kemikten. “Gerisi hikaye” diyor. Bu albüm bir yolculuğun albümü. Yolculuğumun küçük bir bölümünü resmediyor ve imzalıyor şimdilik. Böyle bakıyorum.

Müzikle bir araya gelmek ümit verici

Senin ses rengin ve tarzın müziğinle birleşince inanılmaz bir sıcaklık ve gerçeklik çıkıyor ortaya. Bu nasıl bir duygu?

Teşekkür ederim. O yakınlığı hissettirmek güzel elbette. Önce kendimle sonra dinleyenle temas etmem gerek. O zaman anlamlı oluyor ve dönüşme ihtimali taşıyor müzik. Muhabbet kurmak şart. Muhabbet olmadan gerçek olmuyor, gerçek olmadan da muhabbet..

Mabel Matiz’i dinleyen kitle kimlerden oluşuyor?

Konserlerimde her yaş ve kesimden, düşünce yapısından insana rastlayabilirsiniz. Mozaik bir ortam var. Müziğimin insanları birleştirmesi, sınırları ortadan kaldırması harika. Toplum ve dünya olarak buna ihtiyacımız var. Zira ortak bilinci zedeleyen, kutuplaşmayı çoğaltan çok şey söz konusu. Müzikle yumuşamak, bir araya gelmek ümit verici.

Dönüm noktası Fırtınadayım şarkısı

Albüm nasıl ortaya çıktı? İlk parça için bir şimşek çakar ya?

Albüme başlamadan önce benim için dönüm noktası olan şarkı Fırtınadayım’dı. Önce bir gece ana melodisi geldi.. Sonra sözler belirdi. Fırtınadayım’ı yazmak hem albümün coğrafyasını daha net belirledi, hem de ne kadar kapsayıcı olabileceğimle ilgili bana bir ipucu verdi. Söz konusu şarkı, temelde doğulu bir keman melodisi üzerine kurulu. Altyapıda ise yoğun psikedelik synthler ve elektronik bir beat loop’u duyuyoruz. Yerelden evrensele doğru bir sesleniş var; Anadolu’nun merkezinden dünyaya. Bu sesleniş albümün her yerine yayıldı diyebilirim. Aranjmanların çok büyük bir bölümü Sabi Saltiel’e ait. İnanılmaz yetenekli, özverili bir müzisyen. Onunla aynı dilden konuşabilmek ve bu albümü birlikte yapmak şahaneydi. Ayrıca Taner Yücel, Mark Dobson, Başak Günak gibi prodüktörler katkı sağladılar.

Evladım na kadar derin hissedip yazmış

“Maya albümünü ve şarkılarını çok sevdim. Daha çok yalnızken dinliyorum, çok duygulanıyorum. Özellikle Mendilimde Kırmızım Var, Boyalı Da Saçların ve Sarışın Değil şarkıları favorim. “Ne kadar derin hissetmiş, yazmış evladım” diyorum. Albümün benim adımla çıkmış olmasına ayrıca çok mutlu oldum. Evladımın bana verdiği değer, diye düşündüm.”

ETİKETLER