Öcalan: TC vatandaşlığını üst kimlik olarak kabul ediyoruz

DHA |  05 Aralık 2005 Pazartesi - 13:56 | Son Güncelleme : 05 12 2005 - 13:56

İmralı Adası'nda ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çeken bölücübaşı Abdullah Öcalan, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını anayasal üst kimlik olarak kabul ediyoruz. Alt kültürel kimliklerinin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz" dedi


Öcalan'ın avukatları Ömer Güneş, İbrahim Bilmez ve Zeynal Değirmenci ile yaptığı görüşmenin detayları, bölücü örgüte yakın internet sitelerinde yayınlandı. Öcalan, Mudanya Cumhuriyet Savcısı'nın bir süre önce kendisiyle 1.5 saat süreyle yaptığı görüşmede, PKK/Kongra-Gel ve Zübeyir Aydar ile bir ilişkisi ile onları yönlendirip- yönlendirmediğine ilişkin sorular sorduğunu anlattı. Öcalan, kendisiyle görüşen savcıya böyle bir şeyin söz konusu olamayacağını söylediğini belirterek, "Onların kendi bağımsız karar mekanizmaları içinde hareket ettiklerini, kendi inisiyatifleriyle başka örgütlenmelere de gidebileceklerini, benim buradan onları yönlendirmemin söz konusu olamayacağını söyledim. Türkiye'nin üzerine oynanan oyunlara, yaratılmak istenen Türk-Kürt çatışmasının önüne geçmek için harcamış olduğumuz bunca emeğe rağmen halen benim çözümün önünde engel olarak gösteriliyor olmamı yine Demokratik Konfederalizm'e ilişkin görüşlerimi savcıya da net bir şekilde söyledim" dedi.

Bölücübaşı Öcalan, kadın ve çocukların Türkçe'nin yanı sıra ana dillerinde eğitim görebileceklerini anlatırken, "Türkçe düşmanlığı bizde yoktur, onu da öğrenmeleri gerekiyor. Halkımız bu talepleri için şiddete başvurmadan demokratik yöntemlerle her hafta eylemsellikler geliştirebilmelidirler. Her şeyi devletten beklemeyeceğiz, devlet ilk başta belki bu imkanları sağlayamaz. Bizlerin bu boşluğu ana sınıflardan başlayarak doldurmamız gerekir" dedi.

Öcalan, görüşme sırasında eski sağlık sorunlarının devam ettiğini, genizden gelen rahatsız edici, yakıcı akıntının sürdüğünü, başında birden fazla şişlikler bulunduğunu anlattı. Öcalan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne daha önce yazacağını söylediği mektubu yazmadığını belirtirken, "Nereye yazacağımı, kimi muhatap alacağımı, prosedürü bilmiyorum. Bu konuda beni daha sonra bilgilendirirseniz iyi olur" dedi.

AB YETKİLİSİNE TEPKİ
Kendisine günde eski tarihli bir gazete verildiğini anlatan Öcalan, terör örgütü PKK'yı "Bağımsız bir güç' olarak nitelendirirken, terör örgütünün çeşitli tehlikelerle karşılaşınca ileride başka isimler alabileceğini söyledi. Öcalan, AB yetkililerinden Joost Lagendik'in, "Kürtler, PKK ve Öcalan ile arasına mesafe koysun" açıklamalarını "Ahlaksızca bir yaklaşım" olarak nitelendirdi. Öcalan, şunları söyledi:

DEMOKRATİK ÇÖZÜM İSTİYORUZ
"Bizim ne istediğimiz bellidir. Biz ne Çeçenistan gibi bağımsızlık ne de federasyon istiyoruz. Üniter devlet yapısı çerçevesinde demokratik bir çözümden yanayım. Çözüm isteniyorsa önümüz neden açılmıyor? Başbakan'ın açıklamalarını olumlu buluyorum. Başbakan'ın kullandığı kavramları daha önce ben kullanmıştım, bu kavramlar bana aittir. Başbakan bu kavramları aslında biliyor, ancak AKP ne kadro olarak, ne de zihniyet yapısı olarak buna hazır değil. Sınıfsal yapıları da buna uygun değildir. Çözüme güçleri yetmeyebilir. Benim çözüm tarzım 21'inci yüzyıl çözümüdür. Demokratik Cumhuriyet tezini savunuyorum. Biz burada T.C. Anayasası, Meclisi ve ordusunu tartışmıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığını anayasal üst kimlik olarak kabul ediyoruz. Alt kültürel kimliklerinin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Demokratik konfederalizm, bir devlet yapılanması değildir. Ekonomik, kültürel, sosyal ve çevresel, mesleki vb. unsurların söylem tarzı, ifade biçimi olarak demokratik şekilde yapılanması ve örgütlenmesidir."

Öcalan, "Rus milliyetçiliği' olarak nitelendirdiği Sovyet tipi sosyalizmin iflas ettiğini, Şemdinli'de yaşanan bombalama ve ardındaki olaylarda halkın yaptığı gösterilerde demokrasiden yana tavır koyduklarını ileri sürerken, "Halk galeyana gelerek devlet kurumlarına yönelebilirdi fakat şiddete değil demokrasiye yönelmiştir. Tepkisini devlete değil, savaş ve çözümsüzlük isteyen çetelere karşı ortaya koymuştur. Halk çeteyi linç edebilirdi ama bunu yapmamış, yakalayıp adli makamlara teslim etmiş, tepkisini demokratik bir seviyede tutmuştur. İşte demokratik toplum, tavrını bu şekilde ortaya koyar" diye devam etti.

Demokratik Toplum Partisi'nin kurulmasının önemli olduğunu anlatan Öcalan, "Benim talimat ve inisiyatifimle kurulmuş bir parti değildir. Her kesimle diyaloga geçmeli, perspektifini geniş tutmalı, dar bir çerçeve içinde hareket etmemelidir. Herkes gibi onlar da benim görüşlerimden yararlanabilirler. Birer derviş gibi zikredercesine 24 saat çalışmayı önlerine koymalıdırlar, öyle sadece parlamentoya 3-5 milletvekilli sokmak anlayışıyla hareket etmemelidirler. Daha önce Leylalara mektup yazmıştım, ulaştı mı bilmiyorum" diye konuştu.

MUSTAFA KEMAL BİR OLGUDUR
Bölücübaşı Öcalan, bazı çevrelerin kendisini Kemalist olduğunu iddia ettiklerini; bunların, 1930'lu, 40'lı yılların Hitler ve Musollini anlayışını temsil ettiğini ileri sürerken, şu iddialarda bulundu:

"Mustafa Kemal bir olgudur. Mustafa Kemal'i çözmeden Türkiye'de hiçbir sorunu çözemeyiz. Mustafa Kemal'in 1920'lerde emperyalizme karşı vermiş olduğu mücadeleyi kendi etnik kimliğinden bağımsız olarak değerlendiriyorum. Dünya halklarına örnek bir mücadeleydi. Deniz Baykal, Mustafa Kemal'i anlamadığı ve doğru yorumlamadığı için CHP erimektedir. Baykal'ın ana muhalefet olarak çözüme katkı sunması gerekirken bu tutumu ile çözüme engel olmaktadır. Mustafa Kemal'in 1920'li yıllarda oynadığı rolü 2000'li yıllarda oynayacak bir "Kürt' Mustafa Kemal'e ihtiyaç vardır. Kemalizmin güncelleştirilmesi önemli bir ihtiyaçtır."

KEPEĞE KARŞI ETKİLİ ŞAMPUAN İSTEDİ
Öcalan, görüşmenin sonunda elbiseye ihtiyacı olmadığını anlatırken, "Bu elbiseler bana yeterlidir. Sadece diş fırçası, diş macunu, kepeğe karşı etkili bir şampuan, Birikim, Doğu-Batı ve daha önce gönderdiğiniz dergi ve kitaplardan gönderebilirsiniz" dedi.

ETİKETLER

0