Numan Kurtulmuş: Oklar PKK'yı gösteriyor

AA |  11 Aralık 2016 Pazar - 10:14 | Son Güncelleme : 11 12 2016 - 15:27

Kurtulmuş, CNN Türk'te katıldığı "Hafta sonu" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.


Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İstanbul'daki  terör saldırısına ilişkin, "Doğrudan doğruya hedef polisin kendisi, polis  teşkilatımızdır. Beleştepe dediğimiz stadın üstünü gören o eski yükseltinin  olduğu yerde bombalı araç patlıyor. Araç ortada yok. O kadar kuvvetli bir bomba  kullanılmış ki kilolarca, yüzlerce kilo bomba kullanılmış. En az 300-400 kiloluk  bir patlayıcının kullanıldığı uzmanlar
tarafından ifade ediliyor." dedi. 
Kurtulmuş, İstanbul'daki terör saldırısına ilişkin soru üzerine, bunun  çok acı verici bir durum olduğunu belirterek, şehitlerin aileleriyle Türk halkına  başsağlığı dileklerinde bulundu.
Ağır ve alçak bir terör saldırısının olduğunu vurgulayan Kurtulmuş,  çok sayıda yaralının bulunduğunu ve onları akşam hastanelerde ziyaret ettiklerini  ifade etti.
Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Planları detaylı bir şekilde çalışılmış bir saldırı olduğu  anlaşılıyor. Beşiktaş taraftarı maçtan çıktıktan sonra en son Bursaspor taraftarı  da çıkartılıyor ve son derece rutin, güvenliği sağlayan çevik kuvvet mensubu  polislerinin toplanma yerleri hedef alınıyor. Doğrudan doğruya hedef polisin  kendisi, polis teşkilatımızdır. Beleştepe dediğimiz stadın üstünü gören o eski  yükseltinin olduğu yerde bombalı araç patlıyor. Araç ortada yok, o kadar kuvvetli  bir bomba kullanılmış ki kilolarca, yüzlerce kilo bomba kullanılmış. En az  300-400 kiloluk bir patlayıcının kullanıldığı uzmanlar tarafından ifade ediliyor.  Arabanın patladığı yerde çukur açılmış ve araba yok ortada, o kadar paramparça  olmuş. Toz duman büyük bir çukur açılmış ve 45 saniye sonra da Maçka Parkında bu  sefer polisin şüphelendiği, üzerinde bir mont ve arkasında sırt çantası olan  birisine polis dur dediği sırada, maalesef orada da 4 polis, bir sivil  vatandaşımız olmak üzere olmak 5 kişi şehit oluyor. Ağır bir saldırı. Hala ağır  yaralılarımız var, ümit ederiz ki bu sayı artmaz ama endişeyle takip ediyoruz.  Milletimizin başısağolsun. Çok haince, çok alçakça bir saldırı."
Türkiye'nin geçen sene temmuz ayından ve Suruç katliamından bu yana  çok sayıda canlı bombayla araç saldırısıyla karşı karşıya kaldığını, yüzlerce  vatandaş ve güvenlik gücünün hayatını kaybettiğini dile getiren Kurtulmuş, terör  örgütleriyle sahada mücadele eden güvenlik kuvvetleri başarı kazandıkça  "böylesine alçak ve sütü bozuk terör eylemlerine" maruz kalındığını vurguladı.
"Allah milletimizi korusun" diyen Kurtulmuş, saldırıdan hemen sonra  patlayan araçtan hareket edilerek bağlantıların ortaya çıkarılmaya çalışıldığını  aktardı.
Kurtulmuş, "Şu anda 10 kişi gözaltında, sorguları sürüyor. Her sorguda  muhtemelen başka bilgilere ulaşılıyor ve bu bilgiler çerçevesinde ümit ederiz ki  en kısa sürede olayın gerçeği aydınlatılmış olur. Kimler yaptı, suçlular  kimlerdir, bunlar ortaya çıkar." değerlendirmesinde bulundu.
 "Oklar PKK'yı gösteriyor"
 Saldırıyı hangi terör örgütünün düzenlediğine ilişkin bir bilginin  olup olmadığı sorusu üzerine Kurtulmuş, net bir şey ortaya çıkmadan bir şey  söylemelerinin mümkün olmadığını söyledi.
Kurtulmuş, "Ama araçtan yola çıkılarak hareket ettiğimiz zaman oklar  PKK'yı gösteriyor. Netleştiği taktirde bunlar kamuoyuyla paylaşılacaktır.  Nihayetinde belli ki çalışılmış bir senaryo, belli ki üzerinde planlanmış bir  senaryo ama bu netleştiği zaman resmi olarak da açıklaması yapılacak." dedi.
Terörle mücadele konusunda yapılan çalışmalara ilişkin soru üzerine  Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Terörle mücadele konusunda başından itibaren her türlü, her terör  saldırısından sonra 'acaba nerede ne eksik var' diyerek çok yeni tedbirler  geliştiriliyor. Onlarca kamyonlar içerisinde, minibüsler içerisinde ya da canlı  bomba yelekleri içerisinde, onlarca patlayıcı bomba, canlı yelek saldırısı,  minibüs saldırısı gibi saldırılar önleniyor. Siz onlarca, yüzlercesini  önlüyorsunuz ama bir tanesi maalesef önlenemediği taktirde böylesine ağır bir  sonuç ortaya çıkıyor. Bu anlamda istihbarat birimleri, anti terör timlerimiz her  türlü çabayı, çalışmayı yapıyorlar. Muhtemel terör grupları içerisinde her türlü  istihbarat çalışmaları yapılıyor. Tabii ki böylesine bir ortamda, Türkiye'nin  teröre karşı böylesine büyük mücadele verdiği ortamda... Şunu da bilemiyoruz;  arkasında acaba hangi istihbarat birimleri var. Hangi istihbarat birimlerinden  hangi destekleri alıyorlar. Bu bombaları, bu araçları hangi şeyle buralara kadar  getirilebilip, bunları kullanabiliyorlar. Böyle baktığınız zaman, sadece zaten  terör herhangi bir şekilde DEAŞ ya da PKK'yla savaşıyor değilsiniz. Bunların  arkasındaki akıllarla da savaşıyorsunuz. Bunların arkasında son derece  profesyonel bir takım istihbarat birimleriyle onların sağladıkları lojistik  desteklerle... Onları da yok etmek için de çalışıyorsunuz. Gerçekten son derece  zor bir durum, son derece hassas bir durum. Hiç bir hata payı bırakmadan mücadele  ediliyor ama sonuçta 100 tanesini yakalasanız bir tanesi aradan kaçtığı zaman  böyle bir sonuç ortaya çıkıyor."
Bu ölçekteki bir saldırının dışarıdan destek alınmadan yapılmasının  mümkün olup olmadığı yönündeki soruya Kurtulmuş, Türkiye'nin uzun yıllardır  terörle mücadele ettiğini hatırlatarak şöyle karşılık verdi:
 "Dünyadaki bütün diğer terör saldırılarına baktığımız zaman çok net  olan bir şey var. Terör örgütlerinin arkasında bulunan bazı güçler, bazı ülkeler,  bazı istihbarat birimleri onlara destek olmaktan vazgeçsinler. Örneğin DEAŞ.  Şimdi bütün dünya DEAŞ'la mı mücadele ediyor?  Arkasından çekilsinler bir gün  dayanamaz. Bu adamlar bu silahları nereden buluyor? Aynı şekilde PKK. Bu  silahları, bu bombaları, her şeyden önce bu aklı nereden buluyor, bu planlamaları  nasıl yapıyorlar? Böyle baktığımız zaman çok net olan bir şey var. Bunların her  birisinin, her terör örgütünün arkasında sahipleri var. Bunlar nihayetinde  diyoruz ya vekalet savaşları. Yani maşaların kullanıldığı savaş. Buradaki son  saldırıda bir maşa kullanılmıştır.. Büyük ihtimalle PKK görünüyor ama o maşayı  kim kullandı, niye kullandı, nasıl kullandı? Esas olan şey budur. Bir kere daha  haykırıyoruz, bir kere daha samimi bir şekilde bütün dünyaya çağrıda bulunuyoruz;  teröre karşı ortak mücadele ise lütfen bütün ülkeler, bütün güçler kullandıkları  bu maşaları kullanmaktan vazgeçsinler çünkü terörün hedefi belli değil.  Nihayetinde bir canavarı büyüttüğünüz zaman o canavarın size dönmeyeceği belli  değil. Nitekim şu anda dünyanın hiçbir başkenti emniyet altında değildir.  Brüksel'de de bomba patlıyor, Paris'te de bomba patlıyor, Amerika'da da bomba  patlıyor, silahlar konuşuyor. Dolayısıyla 'biz şu örgütlere destek olalım, bu  örgütler siyaseten işimize yarar' diyorsunuz belki ama bir müddet o örgütler  maalesef başka yerlerdeki başka insanları da vuruyor. Dolasıyla burada herkes  samimiyetle davransın, terörün karşısında bütün ülkeler dursun. Bu vesileyle bir  kez daha çağrıda bulunuyoruz; herkes bir sınava tabi tutuluyor, insanlık  cephesinde yer alanlar bizim karşılaştığımız bu hain terör saldırısının  karşısında, bizim yanımızda olurlar. Laflarını eğmeden, bükmeden bu terör  saldırısını kınarlar ya da karşı tarafta insanlık dışı cephenin içerisinde  olurlar. Dolayısıyla bu terör örgütlerinin, bu destekleri almadan ayakta  durmaları mümkün değil."
"Bir kere şunu çok net söyleyelim. Biz, bu saydığınız ve saymadığınız  bütün ülkelerden gelen istihbaratı bizimle ilgili gelen istihbaratı  değerlendiriyoruz. Hatta öyle ki onları ilgilendiren istihbaratı da kendilerine  bildiriyoruz. Brüksel'deki saldırıyı hatırlayın. O saldırıdan evvel şöyle  muhtemel bir saldırı olabileceği şeklinde bilgiler Türk tarafından oraya  iletilmişti. Biz bu anlamda, bize gelen bilgi, falanca grup onları bulup yurt  dışına gönderiyoruz, deport ediyoruz. İşte ya da ilgili ülkelere onları teslim  ediyoruz. Ya da herhangi bir bilgi varsa o bilgiyi de paylaşmaya gayret  ediyoruz."
Bu anlamda Türkiye'nin samimi olarak, gelen istihbaratı hangi ülkeye  karşı olursa olsun, bu bilgileri paylaştığını aktaran Kurtulmuş, burada herkesin  samimi olması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Türkiye, şu anda terörle mücadele etmiyor, terörle boğuşuyor, savaş  ediyor. Bu savaşta Türkiye'yi herkesin elinde ne bilgi varsa desteklemesi lazım.  Hiç kimsenin sahadaki bu örgütlere şu ya da bu şekilde tırnak içinde söylüyorum,  'Siyasi nedenlerle sempati duyarak destek olmaması lazım.' Bu kadar net  söylüyorum. Dolayısıyla herkes kendi tutumunu gözden geçirmek durumunda."
"Terörle mücadelede iki yüzlülük var"
"AB Türkiye'nin tam üye olmak istediği bir yer. Amerika, Batı  ittifakındaki önemli müttefikimiz. NATO içinde bu ülkelerin bu gruptaki ülkelerin  birden fazlasının PKK ile bir şekilde, bir ilişkisinin olduğuna dair... Kimisinin  silah sattığı açık veya örtülü kanallardan, kimisinin siyasi destek niteliği  taşıyacak ifadeler kullandığı, sergiler açılması vesaire... Türkiye gerçekten bu  ülkelerin müttefiki ise yıllarca NATO'nun gereklerini yerine getirdik. Neden  yanında değiller. Türkiye'nin bölünmesi, parçalanması ve istikrarsızlığa  sürüklenmesinin Batı ittifakı bakımından ne anlamı olabilir ki?" şeklindeki soru  üzerine, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Terörle mücadelede açık bir iki yüzlülük var. Yani 'Şu terör örgütü  iyi, şu kötü. Şu örgüte destek olalım.' DEAŞ'a karşı mücadele ettiğini iddia  ettikleri PYD örgütünün, ellerindeki silahların önemli kısmını bizim müttefik  olduğumuz bazı ülkelerden gidiyor. Seri numaralarıyla vesaire bunları hepsi  ortaya konuluyor. Söylendiği zaman mazeret, 'Bu Türkiye'ye karşı değil. Bu DEAŞ'a  karşı verilen mücadelenin bir gereğidir.' deniliyor. Ama onlara verdiğiniz  silahlar bir müddet sonra içeride PKK'nın elinde çıkıyor. PKK'nın eylemlerinde  ortaya konuluyor. Dünkü patlayıcı gibi, bunlar herhalde Çarşamba pazarında  satılan mallar değil. Bunları birileri getiriyor ve bu adamlara veriyor.  Dolayısıyla bu tür bombaların ve silahların, son derece gelişmiş silahların  herhalde çarşıda, pazarda terör örgütleri tarafından elde edildiğini söylemek  insanlarla dalga geçmek olur."
Kurtulmuş, ortada açık bir şekilde bu örgütlere verilen desteklerin  olduğunu belirterek, en kısa zamanda bu durumun gözden geçirilmesi gerektiğini  söyledi.
Bazı ülkelerden kınama mesajları yayımlanacağı ön görüsünde bulunan  Kurtulmuş, bunların en üst düzeyde olmasının Türk halkıyla dayanışmanın  göstergesi olacağını kaydetti.
Kurtulmuş, yapılacak üst düzey kınamalarda lafları eğmeden-bükmeden  söylenmesinin önemine işaret ederek, iş birliği beklediklerini ifade etti.
Türkiye'ye düşman örgütlerin belli olduğunu dile getiren Kurtulmuş,  "Bunların seçeresi de bellidir. Kimler oldukları da bellidir. Bu örgütlere karşı  verilecek mücadelede Türkiye'yi kimsenin yalnız bırakmaması lazım. Bu örgütlere  lojistik destek sağlamamaları lazım." dedi.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Avrupa'da PKK'nın çadır kurması gibi  olayları anımsatarak, bunların dostane bir ilişkinin göstergesi olamayacağını  vurguladı.
"Bizimle dayanışma içinde olsunlar"
Bütün bunlarda herkesin empati yapması gerektiğini belirten Kurtulmuş,  şu değerlendirmerlerde bulundu:
"Bizim milletimizin dün akşamdan beri yaşadığı acıyı bir düşünsünler.  Senelerdir terörden çektiklerimizi görsünler. Kına gecesinde patlatılan  bombalarda hayatını kaybeden onlarca insanımızın acısını bir hissetsinler. Allah  muhafaza, bir saat önce ve yarım saat önce olsaydı dünkü patlama belki sayı  binlerle ifade edilecek bir sayı olacaktı. Kendi başlarına gelseydi ne  hissederlerse aynı şekilde bizimle de dayanışma içinde olsunlar. Aynı şekilde  bizim düşmanımız olan bu terör örgütlerine lojistik, siyasi, istihbari ve  birtakım silah destekleri vermesinler. Bunu açık bir şekilde ifade etmek  isterim."
Kurtulmuş, istihbarat paylaşımı konusunda Türkiye'nin beklentisinin  samimiyet ve açıklık olduğunu aktararak, iş birliğinin önemine dikkati çekti.
Irak ve Suriye'deki istikrarsızlık
Irak ve Suriye'deki istikrarsızlığın Türkiye'nin güvenliğine yönelik  olumsuz etkilerini de değerlendiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Bugün Türkiye'nin karşılaşmış olduğu terör meselesinin bu kadar  artması... Türkiye'nin ötesinde dünyanın karşılaştığı bu küresel terör meselesi,  bununla birlikte küresel illegal göçmenler meselesi... Aslında bölgede yaşanan  tablonun bir sonucudur. Bu çerçeveden baktığınız zaman DEAŞ'ın da sebep değil  sonuç olduğunu görmek lazım. Terörde ve illegal göçmenler meselesinde bunlar da  bir sonuçtur. Bu sonuçları doğuran sebepler ortadan kaldırılmalıdır. Suriye ve  Irak'taki bu siyasi türbülans, bunları ortaya çıkarıyor. Diğer nedenlerle  birlikte ele alınarak çözülmesi lazım. Bunları birkaç ana başlıkta toplamak  lazım. İşgaller ve askeri müdahaleler... Örnek olsun diye söylüyorum;  Afganistan'ın önce Ruslar ardından Amerikalılar tarafından işgali olmasaydı  El-Kaide diye bir örgüt ortaya çıkmazdı. O örgütü ortaya çıkaran, siyasi ve  kültürel atmosfer doğmazdı. Her askeri müdahale yanlıştır. Siz kimsiniz de  başkasının toprağını işgal ediyorsunuz."
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Donald Trump'ın askeri  müdahaleleri eleştiren sözlerinin hatırlatılması üzerine de "Sayın Obama da ilk  yıllarında bunu söylüyordu ama bunu yapamadı. İnşallah Trump bunu yapabilme  imkanını bulur. Dünya barışına katkı sunacak bir davranış olur. Irak'ın işgali ve  arkasından başlayan süreç ve siyasi türbülans bugün de DEAŞ diye bir örgütü  karşımıza çıkardı." dedi.
'HDP'ye baskı  yapıldığı için terör artıyor" görüşünün son derece yanlış'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "HDP'ye baskı  yapıldığı için terör artıyor" görüşünün son derece yanlış, hatta sakıncalı bir  değerlendirme olduğunu belirterek, "Teröre karşı mücadelede keşke HDP başından  beri çok ciddi bir şekilde, kendisine oy verenlerin hayrına olacak şekilde  durmayı başarsaydı, belki o zaman PKK'nın bu kadar yoğun bir terör saldırısı  içinde olması mümkün olmazdı." dedi. 
Kurtulmuş, CNN Türk'te katıldığı "Hafta Sonu" programında  gündeme  ilişkin soruları yanıtladı. Suriye'de ilk üç yılı iç savaş, ikinci üç yılı içinde  vekalet savaşı olmak üzere devam eden bu sürecin, DEAŞ diye bir örgütünün  kuvvetlenmesine vesile olduğunu söyledi.
İşgaller ve askeri müdahalelerin, artık sona erdirilmesi gerektiğini  belirten Kurtulmuş, "Bütün faktörleri bir tarafa bırakın, bir tek faktörü  değiştirin, eğer Suriye'de halk demokratik yollarla rejimi değiştirebilme  imkanını bulabilseydi yani Suriye'de işler bir demokrasi olsaydı, kuvvetle  muhtemel ki Suriye'de iç savaş olmayacaktı." dedi.
Özellikle 1945-1990 arasındaki soğuk savaş döneminde bölgedeki bütün  diktatörleri destekleyen ülkelerin çoğunun da Batı ülkeleri olduğunun  unutulmaması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, Ortadoğu'da bir demokratik hayatın  canlanması için uluslararası camianın destek olmak yerine, o demokratik hayatın  ve milletin siyasal karar süreçlerine katılmasının önünü kesen siyasi  diktatörlere destek olduğunu belirtti.
"Vekalet savaşlarında da bir sona gelindi"
Dünya terörle ve göç meselesiyle mücadelede samimiyse, boş ve süslü  lafların bırakılıp temel sorunların ortadan kalkması için görüş beyan etmesi ve  siyaset geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Dünyada bir kaç yüz milyon insan zenginlik ve refah içinde olacak,  Afrika, Asya, Ortadoğu ve Latin Amerika'da milyarlarca insan sefaletin pençesinde  olacak, başlı başına bu bile terörün, göçmen krizlerinin ortaya çıkmasının  kaynağıdır. Bu meseleler üzerine gidilemez, doğru çözümler bulunamazsa hem  küresel terör hem de küresel göç meselesi başta Batılı ülkeler olmak üzere bütün  dünyayı içine alacak büyük bir anafora doğru dönüşüyor.
Ayrıca vekalet savaşlarında da bir sona geldiğimizi bir kere daha  söylemek isterim. Maşalarla savaş yapmak birilerinin işine geliyor ama her  vekalet savaşının limitleri, sonu vardır. Ben Suriye, Irak'taki vekalet savaşının  sona yaklaştığını görüyorum. Eğer burada bir çözüm bulunamazsa, büyük güçlerin,  Amerika ve Rusya'nın karşılıklı bu sefer bir savaşın, üçüncü büyük savaşın  eşiğine gelme riskiyle karşı karşıya kaldığını görüyorum.Bunun bir adım  öncesindeyiz. Onun için Türkiye, özellikle Suriye'de bir çözüm sürecinin  başlatılması için, masa başında Suriye halkına dayatılmış bir çözüm değil, bütün  ilgili tarafların işin içinde olduğu, samimi ve açık bir görüşme sürecinden sonra  halkın belirlediği bir demokrasi meselesinin, demokratik bir sistemin önünün  açıldığı bir müzakerenin hem Suriye hem Ortadoğu hem de dünya barışını sağlayacak  önemli bir adım olacağı kanaatindedir. Onun için hem Ruslarla hem ilgili diğer  taraflarla Suriye meselesinin çözülmesi için çok yoğun müzakereler sürdürüyoruz."
"Laf olsun diye yapılmış bir şey değildir"
Kurtulmuş, Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozacak olan yeni gelişmeler  olmaması için de Türkiye'nin Fırat Kalkanı operasyonu gibi operasyon yaptığını  ifade ederek, "Bu operasyonun yapılması, laf olsun diye yapılmış bir şey  değildir. Türkiye'nin ulusal güvenliğinin bir parçasıdır. İkinci, Suriye'nin  kuzeyinde bir terör devletinin ilan edilmesinin önüne geçmektir. Eğer orada  herhangi bir örgütün yani PYD'nin kontrolünde bir terör devleti ilan edilirse,  bunun çok açık bir anlamı vardır; Suriye de Irak gibi üçe bölünecek demektir.  Buna mani olmak gerekiyor, uluslararası camianın da buna mani olacak adımları  atması gerekiyor." diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, herkesin bir araya geldiği ama herkesin  ortak ve gerçekten bağımsız, güçlü bir Suriye oluşması için ortaya koyacağı  perspektifin önemli olduğunu belirterek, "Siz sahada insanları zorlar, barış  masasında onursuz bir barışa rıza göstermelerini sağlayabilirsiniz. Bunun adı  barış olmaz. Bizim söylediğimiz onurlu bir barış, Suriye halkının istediği bir  barış. Belki bunun için bir geçiş süreci öngörülebilir ama samimi olarak  uluslararası camianın buna çalışması lazım. Yoksa Türkiye'nin, Rusya'nın, İran'ın  istediği bir sonuç, Suriye'nin geleceği için halkın istediği bir sonuç olmaz."  dedi.
Kurtulmuş, öncelikle Halep özelinden başlayarak, Suriye'deki savaşın,  insanlık dramının sona erdirilmesi, ateşkesin sağlanması, ateşkes ile birlikte  oralara insani yardımlar götürülerek, bir barış sürecinin önünün açılması  gerektiğini dile getirdi.
"HDP'ye baskı yapıldığı için terör artıyor görüşü..."
"Türkiye'nin atmakta olduğu adımlar, PKK ve PKK uzantılı terör  eylemlerinin, saldırılarının artmasına mı neden oldu?" sorusu üzerine Kurtulmuş,  şu yanıtı verdi:
"Tırmandıran etki yaratmıyor. HDP, PYD, PKK...Zaten bunlar, muazzam  bir saldırı sürecini başlattılar geçen sene temmuz ayından itibaren. Bir taraftan  onlar, bir taraftan DEAŞ, bir taraftan irili ufaklı terör örgütleri. Yani  herhangi bir şekilde Türkiye bu operasyonları yapmak zorunda niye kaldı? Kilis'i  düşünün. Kilis'e sürekli roketler düşüyordu. Ayrıca sınır ötesinden sadece  DEAŞ'ın değil, PYD vasıtasıyla PKK'nın da sınır ötesinden bir takım lojistik  destekler sağlandığı çok aşikardı. Dolayısıyla Türkiye bunları önlemek için bu  mücadeleyi başlattı.
HDP ile ilgili mesele ise; o son derece yanıltıcı olur. 'HDP'liler ile  ilgili tutuklama oldu da ondan sonra terör yükseldi'. Bu son derece yanlış bir  değerlendirme olur. Zaten terör ciddi bir şekilde yükseltilmişti. Biz HDP'nin,  halkın oyunu alarak meclise gelmiş bir parti olarak Türkiye siyaseti için önemli  bir parti olduğunu ve bu anlamda da şans olarak görülmesi gerektiğini ifade  ettik. Arkasından da hep şunu söyledik; Bunun için de HDP terörle arasına bir  mesafe koysun. Bir kere daha dönüp desinler ki; 'Artık sizin şu terör eylemlerini  yapmanızı istemiyoruz. Çekilin biz sizden değiliz, bu halk sizden değildir. Bana  oy veren halk, siz terör eylemi yapın, çoluğunun, çocuğunun evinin önünde çukur  kazın, bomba koyun diye bize bu desteği vermedi.'. Ne olur bir kere şunu  söyleyin. Maalesef HDP, bırakın terörle, bombayla arasına mesafe koymayı,  söylenenler ortada. Şu anda bir kısmı gözaltına alınmış, tutuklanmış olan HDP  milletvekillerinin söyledikleri ortada. Maalesef böylesine demokratik bir şans  kullanılamadı, heba edildi. Bu anlamda HDP'liler, teröre yapmış oldukları  destekler çerçevesinde, bunlar dolayısıyla gözaltına alındılar ve bir kısmı  tutuklandı, birkaçı da serbest bırakıldı. Dolayısıyla bu yanlış bir yorumlama  olur. Yani HDP'ye baskı yapıldığı için terör artıyor görüşü son derece yanlış ve  hatta sakıncalı bir değerlendirmedir. Teröre karşı mücadelede keşke HDP başından  beri çok ciddi bir şekilde, kendisine oy verenlerin hayrına olacak şekilde  durmayı başarsaydı, belki o zaman PKK'nın bu kadar yoğun bir terör saldırısı  içinde olması mümkün olmazdı."
"Sözleri öyle olmakla birlikte parti terör eylemlerinden rahatsız  değil"
En son terör saldırısını HDP'nin kınamasına ilişkin ise Kurtulmuş,  "İsimlerini vermeyeyim ama bir taraftan bu kınamayı yapıyorsunuz, şu anda içeride  olan milletvekillerinden bazısının 'Biz arkamızı dağa yasladık, dağdakiler size  haddinizi bildirir' sözleri, bir başkasının, 'PKK sizi tükürüğüyle boğar'  sözleri, ayrıca başkalarının teröristlerin cenazelerine gidip, taziyelerine  katılmaları.. Bütün bunların hepsi, siz ne söylerseniz söyleyin ama partinin  milletvekilleri, yöneticileri böylesine yanlışların içine düşerse bunun çok açık  bir karşılığı var. Demek ki sözleri öyle olmakla birlikte parti terör  eylemlerinden rahatsız değil, hatta bu eylemlerde öldürülen teröristlerin  cenazesine sahip çıkacak kadar da bu işi benimsiyor anlamı çıkar." dedi.
Terörle mücadelenin, Türkiye'deki herkesin hassas olduğu bir konu  olduğunu ifade eden Kurtulmuş, terörle mücadelede en fazla hassasiyeti de Doğu ve  Güneydoğu Anadolu'daki halkın gösterdiğini, onun için terör örgütüyle, HDP ile  arasına mesafe koyduğunu söyledi.
HDP'den beklentilerinin de bu şekilde olduğunu anlatan Kurtulmuş,  "Koyun aranıza mesafeyi, yok sayın. PKK ile mücadelenin bir unsuru, meşru  demokratik bir unsuru olarak parlamentonun içindesiniz, bu mücadeleye destek  verin. Ama maalesef bunları yapamadılar." dedi.
'Dün akşamki saldırı FETÖ'nün 15 Temmuz darbe  teşebbüsü puzzle'ın bir parçası'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, terör  saldırılarına ilişkin, "Büyük resim şudur; binlerce parçası olan bir puzzle gibi  düşünün. Dün akşamki saldırı bu parçalardan birisiydi. FETÖ'nün 15 Temmuz darbe  teşebbüsü puzzle'ın bir parçası. Tek başına bir parçaya bakarsanız resmi  göremeyebilirsiniz." dedi. 
Kurtulmuş, CNN Türk'te katıldığı "Hafta sonu" programında gündeme  ilişkin soruları yanıtladı.
Türkiye'nin şu anda terörle savaştığını dile getiren Kurtulmuş, "HDP  halkta oy alan meşru bir parti olduğunu kanıtlamak için bu mücadelenin içinde yer  almalıdır. Açıklamalarında, samimiyseler, 'Bizim bu örgütle hiçbir ilgimiz,  sempatimiz, gönül bağımız yoktur.' diyebilmeleri lazım. Eğer bunu yaparlarsa hem  kendilerini kurtarırlar hem de terörün kıskacından kurtulurlar hem de oy  aldıkları halka bir faydaları olur." diye konuştu.
Kurtulmuş, PKK'nın sahiplerinin barışı istemediğini, Kürt halkının  barış içinde yaşamasına müsaade etmediklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Şöyle bir hava var. Eli kanlı bir terör örgütü, muhtemelen dün akşam  şehit olan kardeşlerimizin katili bir terör örgütü. Her gün Türkiye'de onlarca  insana saldırıda ve katliamlarda buluna bir terör örgütü ve bunu sözcüsü gibi  olan bir siyasi parti, bu demokrasinin içerisinde kabul edilecek müsamaha  gösterilecek bir durum değildir. HDP'nin bu sözcülük görüntüsünden süratla  kurtulması ve tam tersi, bir şeyin sözcüsü olacaksa demokrasinin, istikrarın ve  kendi halkının sözcüsü olması lazım."
"Batı'daki olumsuz Türkiye propagandası"
Türkiye'deki Kürtlere yönelik olumsuzluklar olduğu yönünde Batı'daki  algıları da değerlendiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Çok aşağılık bir propagandanın mekanizmasıdır bu. Söylemek gerekirse  Türkiye dünyada en çok Kürt'ün yaşadığı ülkedir. Hatta en büyük Kürt devleti bu  anlamda Türkiye Cumhuriyetidir. Kaldı ki son olaylar da gösterdi ki bölgede  yaşayan Kürt halkımız da gerçekten namuslu, vicdanlı, ahlaklı, bu ülkeye, bu  toprağa, bu medeniyete, bu inançlara bağlı olan Kürt halkı, terör örgütüne ve  yandaşlarına destek vermediğini ortaya koydu. Eğer zaten böyle bir destek olsaydı  mesele başka noktalara giderdi. Batılıların çarpıttığı taraf burasıdır. Bir  propaganda mekanizmasının çarpıttığı taraf burasıdır. Bu aslında büyük resmi  okursa niye bunları söylediklerini... Brüksel'de bunu söyleyenlerin bunu niye  söylediklerini somut olarak anlamış oluruz. Büyük resim şudur; binlerce parçası  olan bir puzzle gibi düşünün. Dün akşamki saldırı bu parçalardan birisiydi.  FETÖ'nün 15 Temmuz darbe teşebbüsü puzzle'ın bir parçası. Tek başına bir parçaya  bakarsanız resmi göremeyebilirsiniz. Büyük resim, ikinci Sykes-Picot'tur. 100  sene evvel sınırları bölünmüş olan bu halklarının, Osmanlı'nın asırlarda  yönettiği bu coğrafyadaki halkların Türklerin, Arapların, Türkmenlerin,  Kürtlerin, Farisilerin, bütün bu coğrafya halkının bölük pörçük edilmesidir.  Şimdi gönüllerinin ve zihinlerinin parçalanmasıdır. İkinci sefer buraların lime  lime edilmesidir."
"Etnik ve mezhepsel ayrışma"
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, vatandaşlara da çağrı yaparak,  kullanılan dile dikkat edilmesi uyarısında bulundu. "Kürt, Türkmen milisler, Şii  milisler, Sünni milisler" gibi kavramlara vurgu yapan Kurtulmuş, "Ne konuşacaksak  örgütün doğrudan adını söyleyelim. PKK, Haşd-ı Şabi, PYD, YPG diyelim. Şimdi PYD  Kürt kardeşlerimizin tamamını mı temsil ediyor? Yok böyle bir şey. Ya da Haşd-ı  Şabi Şii kardeşlerimizin tamamını mı temsil ediyor? Ya da Sünnileri DEAŞ mı  temsil ediyor?" dedi.
Kullanılan etnik ve mezhepsel terminolojiye vurgu yapan Kurtulmuş, bu  sebeple evinde oturan ve meselerle ilgisi olmaya Müslümanların kendi  perspektifleri açısında meseleye bakma durumunda kaldığını söyledi.
Kurtulmuş, terminoloji ve onun üzerinden yürütülen algıya dikkati  çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Terör saldırılarının neden Türkiye'de çok olduğu... Çok açık  söyleyeyim. Ortadoğu'da İslam coğrafyasında oynanan bu ikinci Sykes-Picot'u  bozacak tek ülke Türkiye'dir. Güçlü bir Türkiye'nin olmasını istemiyorlar. Terör  örgütleriyle, ihanet çeteleriyle, FETÖ gibi... Türkiye'nin ayaklarına pranga  vurmak istiyorlar. Çelme takmaya çalışıyorlar. Biz de bu mücadeleyi sonuna kadar  sürdüreceğiz. Allah'a çok şükür milletimiz destek oluyor. Bu coğrafyada  Türkiye'nin sınırları dışarısında milyonlarca insan Türkiye'ye destek veriyor.  Türkiye inşallah terörü yenecek, hem kendi hem de coğrafyanın birliğini  sağlayarak yoluna devam edecek."
Ortadoğu'daki sınırlar
"Türkiye'nin parçalanması belli büyük güçler için rant unsuru mudur?"  sorusu üzerine Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Büyük resmi onun için görmek lazım. Suriye-Irak, Irak-Türkiye,  Suriye-Türkiye sınırları... Bütün bölgede sınırları alın. Adamlar Sykes-Picot ile  sınırları çizerken sanki yüz sene sonrasının gelişmelerini ön görecek, tahmin  edecek şekilde çiziyorlar. Neden bizim Hakkari'nin Şırnak'ın o dağ başlarından  geçen sınırları oradan çizilir? Daha aşağıdan veya daha yukarıdan çizilemez mi?  20-30 kilometre aşağıdan, ovadan, tabii sınırların olduğu yerden çizilebilirdi.  Daha doğal coğrafyanın müsaade edilebileceği yerden çizilebilirdi."
Kurtulmuş, "Türkiye'nin çizilmiş olan sınırları zorlama ve Türkiye'ye  dayatılmış olan sınırlar mıdır?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Sadece Türkiye değil, coğrafyamızdaki bütün sınırlar yapaydır,  sunidir, masa başında cetvelle ve pergelle çizilmiş sınırlardır. Örnek,  Akçakale-Tel Abyad, Nusaybin-Kamışlı, Suruç-Kobani... Aradan ya bir tren yolu ya  da yol geçiyor. Aynı halk bölündü. Teyze, amca çocukları oralarda. Soğuk Savaş'ta  da o kadar güzel bir tiyatro oynandı ki kilometrelerce mayın tarlaları döşendi.  Aynı halkı, akrabayı, aşireti birbirinden bölen sınırlar yetmedi. O sınırların  arasına bir de mayın tarlaları konuldu. Böyle baktığımız zaman bir kere daha bu  coğrafyayı bölmek istiyorlar. Terörle kontrol altına almak istiyorlar. Bu son  derece açık bir şeydir. Sonuç olarak Irak pratik olarak 3'e bölündü. En azından  şu an 3 bölge olduğu görülüyor. Suriye, şu anda 33-53 parça belki. Kasaba kasaba,  köy köy bölündü."
Terör örgütü ASALA ve PKK'ya verilen desteği anımsatan Kurtulmuş,  bunların araç olarak kullanıldığını söyledi.
Kurtulmuş, kritik noktanın millet olarak tek vücut olarak durulması  olduğunu dile getirerek, "Dünya görüşü farklılıklarımız olur. Milli meselelerde,  terör gibi eğer biz dik durabilirsek, 15 Temmuz'daki darbe girişiminde durduğumuz  gibi dik durmayı başarabilirsek, 15 Temmuz sonrası süreçteki gibi birlik  içerisinde durabilir, ulusal menfaatlerimizi öncelersek Allah'ın izniyle hiçbir  terör örgütü Türkiye'ye kalıcı bir zarar veremeyecektir. Biz diplomatik olarak  mücadele ederiz. Siyasi baskı yaparız. Sonuçta hep beraber milletçe omuz omuza  durup, gerçekten yürekten... Dün akşam hala kulaklarımdadır. Bir şehit  kardeşimizin ağıtlarını unutmak mümkün değil." dedi.
Milletin duruşu devam ederse kısa süre sonra FETÖ ve PKK gibi  örgütlerin yok olacağını dile getiren Kurtulmuş, millete sağlam ve dik durma  çağrısı yaptı.
Kurtulmuş, terör saldırılarının arkasındaki önemli nedenlerden birinin  de Türkiye'ye ekonomik olarak zarar vermek olduğunu kaydetti.
Gelecek günlerde spor karşılaşmalarıyla ilgili resmi müracaatların  olabileceğini aktaran Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, dostlarının  Türkiye'yle dayanışma içinde olması gerektiğini vurguladı.
'FETÖ terör örgütü için OHAL'a  ihtiyaç vardır'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Olağanüstü Halin  (OHAL) süresine ilişkin, "Özellikle FETÖ terör örgütünün devletin içerisinden  temizlenmesini, ayıklanmasını temin etmek için bir olağanüstü hal uygulamasına  ihtiyaç vardır. Bu ümit ederiz ki en kısa süre içerisinde bitirilir." dedi. 
Kurtulmuş, CNN Türk'te katıldığı "Hafta sonu" programında gündeme  ilişkin soruları yanıtladı.
Türkiye'de devam eden OHAL uygulamalarının uzun soluklu olup  olmayacağı yönündeki soruyu Kurtulmuş, Türkiye'nin siyasi tarihine bakıldığında,  ülkedeki terör örgütlerinin, hem anti demokratik ortamların yaklaşmasını sağlamak  için kullanıldığını, hem de anti demokratik ortamlardan terör örgütlerini daha  fazla istifade ettiğini söyledi.
Türkiye'de 12 Eylül öncesindeki sağ - sol çatışmalarında o zamanki  adıyla "Anarşi" denilen ortamların, hem ortamın anti demokratik hale gelmesine  vesile olduğunu hem de örgütlerin bundan istifade ettiğini aktaran Kurtulmuş,  hükümet olarak son 15 yılda Türkiye'nin tüm bu sıkıştığı dönemlerde çıkış  yollarının, ülkenin demokratik standartlarının yükseltilmesinden geçtiğini  vurguladı.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "Demokratik standartlar ne kadar  yükselirse ne kadar çok halkın siyasal katılım süreçleri içeresinde yer alması  sağlanırsa, eksiklerimiz ortadan kaldırılırsa o kadar çok bu anlamda bir açık  toplum oluşur ve toplum bilinçli bir şekilde terör örgütleriyle de mücadele  eder." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin 15 Temmuz da karşılaştığı manzaranın, cumhuriyet tarihi ve  son 66 yıllık çok partili siyasi hayat boyunca karşılaştıkları bütün tablolardan  daha farklı ve daha ağır olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, Türkiye'nin eş zamanlı  birçok terör örgütünün tehdidi altında bulunduğunu söyledi.
"Türkiye uçurumun kenarından döndü"
Bölgenin tamamen bir siyasi türbülans içerisinde bulunduğunu, hiçbir  olayı çözme yeteneği kalmamış uluslararası bir sistemin söz konusu olduğunu  anlatan Kurtulmuş, böyle bir ortamda da çok sayıda terör örgütünün ve onları maşa  olarak kullananların Türkiye'ye karşı çok da dostane olmayan hedeflerinin ortada  olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin bir darbe teşebbüsü geçirdiğini hatırlatan Kurtulmuş,  konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Teşebbüs denilince laf çok, hafif hale geliyor ama uçurumun  kenarından Türkiye döndü. Dolayısıyla Türkiye burada hem PKK, DEAŞ gibi terör  örgütleriyle, hem FETÖ gibi terör örgütleriyle sonuna kadar ve eş zamanlı, bir  mücadele vermek durumundadır. Özellikle FETÖ terör örgütünün devletin içerisinden  temizlenmesini, ayıklanmasını temin etmek için bir olağanüstü hal uygulamasına  ihtiyaç vardır. Bu ümit ederiz ki en kısa süre içerisinde bitirilir. Hiçbir  hükümet hele hele ana gündemi ana ekseni ana aksı Türkiye'deki demokrasinin önünü  açmak olan bir hükümet tabi ki bu anlamda olağanüstü hali uzun süre devam  ettirmek istemeyiz ama sonuçta olağanüstü hal ve Türkiye Cumhuriyeti  Anayasa'sının ve İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili maddesinin verdiği ruhsatlara  dayalı olarak ilan edilmişti ve uygulama devam ediyor. Amacımız FETÖ terör örgütü  başta olmak üzere bütün terör örgütleri tehdit olmaktan çıkarmaktır. Bununla  ilgili de hızlı, etkin, sonuç alıcı adımların atılabilmesini temin etmektir.  Büyük mesafe aldık. Ümit ediyoruz ki en kısa zamanda olağanüstü hale ihtiyaç  kalmaz ve tekrar Türkiye olağanüstü halden önceki döneme gitmiş olur."
Kurtulmuş, OHAL'in vatandaşların günlük hayatını etkilemediğini, terör  örgütleri ve FETÖ ile irtibatlı olanları etkilediğini belirterek, "Kusura  bakmayın. Türkiye'ye karşı hesap içerisinde olanlardan hesap sormak da hükümetin  millet adına bir borcudur. Bunu da yapacağız." ifadelerini kullandı.
İdam cezasının tekrar gündeme getirilmesine ilişkin soru üzerine  Kurtulmuş, "Siyasette, kamuoyunda, seçmen nezdinde böyle bir talep  gündeme  gelirse... Bunu sadece AK Parti açısından söylemiyorum. Hiçbir siyasi parti böyle  bir talebi yok sayarak yoluna devam etmez. Halkın beklentileri ama bir de  Türkiye'nin menfaatleri, bu işin yapılabilirlik ve siyasi şartlar... Bütün bunlar  hepsi gündeme alınır, değerlendirilir ama siyaset olarak halkın beklentilerini  yok sayarak hareket edilemeyeceğini ifade etmek isterim." diye konuştu.
"Korkmayacağız, yılmayacağız"
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, böyle zor dönemlerde vatandaşın normal  hayatını nasıl sürdürmesi ve hareket etmesine yönelik bir çağrısının olup  olmadığı sorusu üzerine, gece sabaha kadar hiç uyumadığını söyledi.
Fiziki durumun dışında psikolojik olarak da ağır olan tablonun,  herkesi derinden sarstığını dile getiren Kurtulmuş, programa gelip gelmeme  konusunda da tereddüt ettiğini anlattı.
"Ama sonuçta hayat devam ediyor." diyen Kurtulmuş, bir taraftan teröre  karşı mücadelelerine devam ederek, milletin birliğini, dirliğini, vatanı,  istiklali, istikbali koruyacaklarını söyledi.
Terör örgütlerinin topuna ve onların arkasını sıvazlayan ağa  babalarına karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Kurtulmuş, bedeli ne olursa  olsun bunu ödeyeceklerini dile getirdi.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Ama diğer taraftan da onların istediği bizim korku içinde, yılgınlık  içerisinde yaşamamız. Korkmayacağız, yılmayacağız, günlük ve normal hayatımıza  devam edeceğiz. Ben açıkçası kendi payıma bu sabah bunu göstermek için sizin  programınızı iptal etmedim. Vatandaşlarımıza çağrımız odur. Bütün milletimiz,  bugün maça gidecek olan vatandaşlarımız alsınlar ellerine kendi takımlarının  bayraklarını, bir ellerine de Türk bayraklarını alsınlar. Orada hep beraber evet  sportmence mücadele olsun ama hep beraber terörü lanetlesinler. Hep beraber  ülkenin geleceğine sahip çıksınlar. Aynı şekilde vatandaşlarımız bu pazar günü  kim ne yapmak istiyorsa ama bunu abartmadan, şehitlerimize duyduğumuz saygıyı ve  yaşadığımız bu ulusal yası da unutmadan, herkes günlük hayatına, rutin  faaliyetlerine devam etsin. Teröre karşı vereceğimiz en büyük cevap budur. Onlar  istiyorlar ki biz sadece o teröre muhatap olan, oradaki onlarca insan değil, aynı  zamanda 79 milyon kendimizi ruhen, psikolojik olarak bir kafesin içine hapsedelim  ve terör ortalık yerde cirit oynasın. Böyle bir şey yok. Biz teröre hiçbir alanı,  hiçbir sivil alanı teröristlere bırakmayacağız. Teröristlerin akıl hocalarına  bırakmayacağız. Millet olarak bütün sivil alanlarda var olacağız, var olmaya  devam edeceğiz."
Türk birliklerine yönelik saldırılarla ilgili yeni bir gelişmenin olup  olmadığı yönündeki soru üzerine Kurtulmuş, bu konuyla ilgili bir takım  çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çok karışık bir alan. Neredeyse dünyanın bütün ordularının işin  içerinde olduğu bir bölgeden bahsediyoruz. Orada Türk ordusunun Özgür Suriye  Ordusuna verdiği desteğin birçok tarafı rahatsız ettiğinin de farkındayız. Ama  sonuçta Türkiye kendi ulusal menfaatleri ulusal güvenliği için. Fırat Kalkanı  Operasyonu hakikaten Türkiye'nin milli güvenliğinin bir parçası olarak ortaya  konuldu ve Suriye'nin toprak güvenliği için bu mücadeleye devam edecek. Bir takım  bulgular var. Bunlar belli bir noktaya geliyor, değerlendiriliyor. Ruslar başta  olmak üzere ilgili taraflarla müzakerelerle bu sorun aydınlatılmaya çalışılıyor.  Bilgi netleştiği zaman da kamuoyunda paylaşılacak. Büyük adımlar atıldı. Önemli  ve olumlu adımlar atıldı. Hatırlayın Rus uçağı... "
Rus uçağı düştükten sonra yaptığı "Ne Türkiye Rusya'dan vazgeçebilir  ne Rusya Türkiye'den vazgeçebilir" yönündeki açıklaması hatırlatılan Kurtulmuş,  konuşmasını şöyle tamamladı:
"Dolayısıyla Türkiye ile Rusya ilişkileri de Türkiye ile diğer  Amerika, Avrupa ilişkileri... Bütün bu ilişkilerin hepsi inişli, çıkışlı  ilişkilerdir. Bazen gerilir, bazen çok iyi olur. Sonuçta biz kendi milli  menfaatlerimizi gözetmek durumundayız. Şu anda Ruslarla yeni bir ivme...  İlişkiler de ortaya konulmuştur. Her iki ülkenin menfaatine olacak şekilde. Bu  ilişkilerin sürdürülmesi önemlidir diye düşünüyoruz. Özellikle Türkiye Rusya  yakınlaşması Suriye sorununun çözümünde bir kaldıraç olarak kullanılabilir ve  bunun için de başlangıcın Halep Anlaşması olduğunu ifade etmek isterim. Yani şu  anda Halep ölüyor. Halep'te insanlık ölüyor. Diyanet İşleri Başkanlığımız  öncülüğünde başlattığımız sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı bir yardım  kampanyası var. Bu sadece oraya bir takım insani malzeme  göndermek değil. Oraya  insanlık göndermektir. Oraya insanın ölmediğini göstermektir. Bu kampanya devam  ediyor. Vatandaşlarımızı da bu kampanyaya desteğe çağırıyoruz. Halep'te inşallah  bir insani çözüm bulunabilir. Bu Suriye barışının ilerlemesine katkıda  bulunabilir diye ümit ediyorum. Bir an evvel Suriye meselesinin çözümü, Irak'ta  bir sonucun alınması ortaya çıkarsa Allah'ın izniyle bölge çok daha güvenli bir  hale gelecektir."

ETİKETLER