Müzik yaralarımızı iyileştirir

05 Kasım 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 05 11 2017 - 2:30

Kendine has müziği, sahnesi ve yaptığı dizi müzikleriyle tanınan Aydilge, dinleyicisiyle bambaşka bir yönünü daha paylaşmaya hazırlanıyor. Geceleri daha çok ortaya çıkan hüzün ve keder duygularımızı, ortak yaralarımıza dokunan unutulmaz şarkılar eşliğinde paylaşıp seslendirecek olan sanatçı, bu yepyeni sahne konseptine ‘’Gece Yarası Şarkıları’’ adını verdi. Aydilge, ilk olarak 9 Kasım’da Kadıköy Dorock XL’de sahne alacak. Aydilge ile bu özel konsepti konuştuk.


Gece Yarası Şarkıları adında bir konser serisine başlıyorsunuz. Nasıl çıktı bu fikir?

Ben insanların hüznünü çok derin hissediyorum. Eğlenceden sonra evde odasına kapanıp ağlayanların sessiz bir gümbürtüsü vardır. Bence kalp kırıklıklarımızın sesini gerçek anlamda duysaydık dayanılmaz bir gürültü kopardı evrende. Müziğin ise sihirli bir gücü olduğuna, bizi iyileştirebileceğine inanıyorum. Gece Yarası Şarkıları fikri de buradan çıktı. Yaralarımızı beraber şifalandırabilelim diye. Bir çeşit yara kardeşliği yaratmak istiyorum. Çünkü ancak yaralarımızdan tanırız birbirimizi... Ortak yaralarımız, bizi biz yapar, insan yapar.

Diğer konserlerinizden farklı neler bekliyor bizi?

Hepimizde iz bırakan ve yaralarımıza dokunan unutulmaz şarkıları kendime has ve özel bir atmosferle paylaşmayı hedefliyorum. Kendi şarkılarım dışında, Kayahan, Sezen Aksu, Ahmet Kaya, Harun Kolçak, Zülfi Livaneli, Cem Karaca gibi dev isimlerin izlerini de yaşatacağız bu özel konseptte. İlk olarak 9 Kasım Kadıköy Dorock XL’de başlıyoruz bu konser dizisine. 

Müzik her derde deva mı sizce?

Ben çok hasta bir çocukluk geçirdim. Astım nöbetlerim ağır geçerdi. Nefes alamazdım. O yüzden çok arkadaşım da yoktu. Hatta en yakın arkadaşım bana sürekli su buharı ve oksijen üreten mavi makineydi. Nefes alamadığımda “hava hava” diye makineye koşardım. Hasta olduğumu bilmeyenler de niye hava diye koşturduğumu anlamaz, hav hav yani köpek istediğimi sanırlardı. Oysa tek istediğim havaydı... O halde bile şarkı söylerdim. Müzik benim şifam olmuştu. Plastik makinem ve aşkla şarkı söyleyen çocuk kalbim el ele verip ciğerlerimi iyileştirdiler. O gün bugündür aşkla müzik soluyorum ve müziğin bizi iyileştirebileceğine inanıyorum. Sadece somut hastalıkları değil, kalp yaralarımızı da...

Naif ve temiz kalmaya çalışıyorum

Spiritüel konulara meraklı olduğunuzu biliyoruz. Olumlu düşünün, olumlu olsun kadar basit mi her şey?

Hayır. Zaten ‘Secret’ tarzı yaklaşımları benimsemiyorum ben. Çünkü o zaman kötü bir şeyler olursa bu sanki sırf bizim negatif düşünmemizden kaynaklıymış gibi bir suçluluk yüklenmiş oluruz. Kendimizi rahat bırakalım lütfen. Ağlamak istiyorsak bağıra çağıra ağlayalım. Kötü hissediyorsak, hissedelim. Neden kötü hislerin yerine hemen olumlu düşünce koyacakmışız ki? Anlamadan dinlemeden neden üstünü kapatacakmışız? Bir bakalım önce, hüzün bize ne öğretecek, neden geldi kalbimize? Bir diyeceği var demek ki hüznün bize. Hüzün gelmiş hoş gelmiş. Bir kulak vermek gerek misafire. Tabii ki hüznümüzü bastırmadan layıkıyla yaşayıp anladıktan sonra ona tutunmak, devam ettirmek de doğru değil. Biliyorsunuz bedenimizdeki ağrılar, düşmanımız değil. Onlar sadece bizi hasta yerlerimize karşı uyaran dostlar aslında. Aynı şekilde kalp ağrıları, ruhsal yaralar da öyle. Onları bastırmak yerine, nereye işaret ettiklerine bakmalıyız.

Yeni albüm çalışmalarına mı başladınız?

Evet yeni albümün beste ve sözlerini yazıyorum. Dinleyici biraz şaşırabilir bu albümü dinlediğinde. Biraz daha sakin ve melankolik gelebilir. Aslında her albümümde bu tarz şarkılarım mevcut ama klibi çekilen şarkılarım genelde hep coşkulu ve hareketli parçalar oldu bu son dönem... O yüzden sadece popüler kültür üzerinden takip edenler o renkli Aydilge’yi içimdeki tek kadın sanıyorlar. Eski dinleyicilerim ise içimde birçok kadın daha olduğunu bilirler. Şimdi biraz daha o Aydilge’yi anlatmak istiyorum. Tabii yine acıyı sömürmeden, gözyaşı ticareti yapmadan, duygu sömürüsüne kaçmadan... Müziğin bazen çok satsın kaygısıyla aşırı arebeskleştirildiği ya da anlamsız bir neşe bulamacına sokulduğu bir dönemdeyiz. Ben elimden geldiğince naif ve temiz kalmaya çalışıyorum. Albüme de bu bunu yansıtacağım. Rock ya da pop starcılık oynamadan, bir müzik ailesi, bir yara kardeşliği yaratmak istiyorum. Müzik etrafında hep beraber yaralarımızı konuşalım ve iyileşelim diye.

Şiddeti pekiştiren işlerde olmam

Geçtiğimiz günlerde “Kurtlar Vadisi tarzı dizilere asla müzik yapmam” diye bir açıklamanız oldu...

Evet. Kiralık Aşk için yaptığım jenerik şarkısı Altın Kelebek En İyi Jenerik dalında aday. O konudan bahsederken, her diziye müzik yapmadığımı ve seçtiğimi dile getirmiştim. Kurtlar Vadisi’ni ya da müziklerini aşağılamam gibi bir niyetim asla yok. Sadece bu benim hayattaki duruşumla ilgili. Şiddeti pekiştiren, desteklemediğim bir kabadayılık anlayışını delikanlılık gibi sunan, insanları çeşitli şekillerde ötekileştiren herhangi bir oluşumun parçası olmak istemem. Olan olsun, o konuda bir şey diyemem. Ama ben olmam. Kendime saygımı yitirmemem lazım. Kaç para verilirse verilsin, insanın belli prensipleri olması lazım. Müziği de reyting kaygısına satmamak lazım.

ETİKETLER