Müzik doğanın içinde çok daha yalın

EDA SOLMAZ |  11 Şubat 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 11 02 2018 - 2:30

Islandman ve Hey Douglas! projelerinden tanıdığımız iki başarılı müzisyen Tolga Böyük ile VEYasin, Red Bull Media House’un hazırladığı “Searching for Sound” belgeseli için yola çıktı. Searching For Sound belgeseli, Türk müziğinin köklerinin peşinde Burdur’dan Orta Asya’ya kadar uzanan bir yolculuğu konu alıyor. İkili son olarak Tuva’da sesin büyülü dünyasına tanıklık ediyor. Müzisyenler ile bu yolculuğun ruhunu konuştuk.


Bir araya gelmeniz ve ‘Searching for Sound’ belgeselini ortaya çıkartmanız nasıl gerçekleşti?

Tolga Böyük:Biz çok eskiden beri beraber müzik yapıyoruz, Ankara’da başlayan bir arkadaşlığımız var. Birlikte yaptığımız bir sürü proje oldu. Bu proje için yolculuğa çıkarken yanımda en iyi arkadaşlarımdan biri olsun istedim. Müzik de öyledir, iki kişi ile çok daha iyi yapılan bir sanat. Bizim farklı olarak yapmak istediğimiz yolculuktaki müzikal tecrübeyi deneyimlemekti. Daha önce bu tarz belgesel çekenler deve sesini kaydedip üzerine yeni bir şarkı kaydediyordu. Biz bu tarz şeyler yapmak istemedik. Yolculuğun bizi Türk müziğin ve sazın köklerine götürmesini istedik.

Yola nereden çıktınız?

VEYasin:İlk önce İstanbul’da Cahit Berkay ile bir araya geldik. Çünkü 70’lerin sound’u ile son zamanlarda çok fazla ilgileniyoruz. O bizi âşıklara yönlendirdi. Ardından enstrümanların yapıldığı ve daha iyi icra edildiği Burdur’a yola çıktık. Oradaki halk müzik ile çok içe içe. Neredeyse yüzde 50’si müzikle ilgileniyor. Doktor bile işini daha iyi yapmak için enstrüman çalıyor. Onlar bizi dağdaki Yörüklere yönlendirdi. Yörükler de Orta Asya’ya kadar bir maceraya sürükledi. Son durağımız ise Tuva oldu.

Tuva’da enstrümanlar iletişim aracı

Anadolu’da müziğin sizi etkileyen yanı neydi?

VEYasin: Enstrümanlar genellikle iletişim aracı olarak kullanılıyor. Özellikle dağlara sipsi, cura gibi taşınabilir enstrümanlarla çıkılıyor. Tuva ise insan sesinin ilk enstrüman olarak kullandığı yerlerden biri olarak etkileyiciydi.

Tolga: Yolculuğumuz İstanbul’da karmaşık ve yerleşik düzende başlıyor, en son ise Tuva’da bitiyor. Tuva’da da insan çok az, doğa ise ön planda. Müziğin doğanın içinde ne kadar yalın olduğunu görmek etkileyiciydi. Şehirde her türlü janr, enstrüman, şarkı varken, Anadolu’ya gittikçe sazların perdeleri azalıyor.

Şehirde eğlence ya da boş zamanları dolduran bir araç olarak görülen müzik, Anadolu’da dediğiniz gibi bir iletişim ya da hayatının bir parçası haline geliyor herhalde…

Tolga: Burdur’da yer alan Teke’nin müzikte en ünlü yapıları ‘teke zortlatması’ var. O da tamamen keçinin zıplaması ve dansından gelen bir şey. Doğadan kopuk hiçbir şey yok, her şey doğa ile bir arada.

Müzik için daha önce yola çıkmış mıydınız?

VEYasin: En son Kudüs’e gittik.

Tolga: Daha çok konser vermeye gidiyorduk, gitmişken böyle müzik araştırmalarına hiç girmiyorduk. Bu belgesel için yola çıktığımızda ise her karşımıza çıkan müzisyen ile bir şeyler çaldık. Mesela Burdur’dan saz alıp Tuva’dakilere hediye olarak götürdük.

Her ses bir bilgi taşıyor
 

Bu yolculuk sizin müziğinizde nasıl bir etki sağladı?

VEYasin:Anadolu müziğinin bizim üzerimizde bir etkisi vardı ama bu durum çok bilinçsizdi. Şimdi sesi iletişim aracı olarak gördüm.

Tolga: Bu yolculuktan yeni bir şeyler çıkarmak önemliydi. Anadolu müziği içimizde var. İstanbul’da yaşıyoruz ve buranın kendine özgü bir sound’u var. Kendimize nasıl yeni bir şey ortaya çıkarırız düşüncesindeydik.

VEYasin: Diğer yaptığımız projelere de kesinlikle etkileri olacaktır.

Tolga: İnsan bir ses duyduğunda artık başka biridir. O ses bir bilgi ile geliyor. Her ses bir bilgi taşıyor. Biz de ister istemez bu yolculuktan sonra başka biriyiz. Çünkü bir sürü ses duyduk. O sesleri kendi coğrafyasında duymak zaten ister istemez başka bir insan oluyorsun. Tuva, insan için doğal yaşama uygun en uygun yer olarak görülüyor. Cengiz Blues ise Tuva’yı dünyaya tanıtan belgesel. Orada Amerikalı görme engelli bir blues sanatçısının throat sing’i öğrenip Tuva’da bunun yarışmasına gitmesini anlatıyor. Mutlaka onu da görmelisiniz.

Red Bull bu projeyi neden destekledi?

Tolga: Bu yolculuğun uzun zamandır peşindeydik. Daha önce görüştüğümüz kişiler olmuştu ama Red Bull bize daha çok inandı. “Searching for Sound” serisinin bir parçası olabileceğini bize gösterdi.

VEYasin:Şu an dünya çapında bir pilot bölüme imza atmış olduk. 27 dakikalık bir belgesel ortaya çıkardık. Dünyada saz gibi enstrümanları bilmeyen insanlar da bu belgeseli izleyebilecek. Müzik ve sese dair az bilgisi olan insanların da anlayıp bilgilenmesini sağlayacak bir belgesel oldu. Sesin daha fazla derinine inmek isteyenler için ip uçları veriyoruz.

 

 

ETİKETLER