Yaralı eylemci taşımayan ambulans

Haberin Devamı


Başörtülü kadınlara kendilerini “eylemci” sanan alçaklar tarafından yapılan saldırıları ilk lanetleyen yazarım. (11 Haziran 2013.) Böyle şeyler olabileceğini tahmin ederek “Kimseyi incitmeden, incinmeden” diye bir yazı da yazmıştım. (7 Haziran 2013)

Yukarıda Allah var. “Gezi Çapulcularından hiçbir tepki, lanetleme, kınama duymadık” denmesin. Üstelik vazife olsun diye değil, çok da samimi duygularımla yazmıştım.

Tekrar ediyorum: Başörtülülere yapılan saldırılar iğrençtir. Kabul edilemez. Başörtülülerin kendilerini huzursuz hissetmeleri, belli semtlerde sokağa çıkmakta tereddüt etmeleri çok üzücü ve utanç vericidir. Gezi direnişinin ruhuna aykırıdır. Benim o kişilerle hiçbir ortak yanım yoktur. Ben zaten devletin polis vasıtasıyla uyguladığı şiddet nedeniyle sokaklara çıkmışım, kadına şiddeti mi onaylayacağım?

Başörtülü kadınların maruz kaldığı şiddet nedeniyle Gezi Direnişçileri suçlanıyor. Dahası polisi uyguladığı şiddet nedeniyle ölenlerin de vebali direnişçilere yükleniyor.

Polis şiddeti ile vatandaşın vatandaşa şiddeti aynı şeyler midir ve kıyaslanabilir mi? Vatandaşın vatandaşa şiddeti nedeniyle (tüm bunlara sebep olan) polis şiddet mazur görülebilir mi? Hatta artması yönünde iktidar tarafından emir verilebilir mi?

Hayır.

İkisi çok farklı şeylerdir. Devlet şiddeti ve vatandaş şiddeti kıyas bile götürmeyecek iki farklı şiddettir.

Hiçbir şiddet, devlet şiddeti kadar şiddetli ve sistemli olamaz.

Devlet, her gücün sahibi. Ordu, polis, yargı, sağlık, eğitim...

28 Şubatta canı yanmışlar bunu çok iyi bilir. Mevcut olunan dönemin “makbul olmayan” vatandaşı isen hayatın her anlamda, her noktada ve her saat karartılabilir.

Az evvel eylemler sırasına yaralananlara bakan doktorlara “izinsiz revir açmaktan dolayı” soruşturma açıldığını okudum. “Biz bu suçu işlemek için yemin ettik ve işlemeye de devam edeceğiz” diye cevap verdiler.

Sağlık Bakanlığı, “Sağlık hizmeti sunma mekanları ve merkezleri bellidir. Yasadışı veya izin dışı uygulamalar yapıldığında da tabii savcılık gereğini yapar” demiş.

Öyleyse şu hikaye de girsin kayıtlara:

Çatışmaların yaşandığı ve yüzlerce yaralının hastanelere taşındığı cumartesi gecesi, 112 Acil Servis’e bağlı ambulanslara “yaralı eylemci taşımayın!” dendiğini duydum mesela dün. Adı bende saklı özel bir hastaneye yaralı geliyor ancak Şişli Etfal’e nakledilmesi gerekiyor. Tanıdığım hemşire 112’yi arıyor. Telefona çıkan “yaralı, eylemci mi?” diye soruyor. Hemşire tanıdığım “evet” diyor. 112 servisindeki kişi “biz onları taşımıyoruz” deyip telefonu kapatıyor. Hemşire, istenirse tanıklık edecek.

Devlet, bir kesimin canını okumak istiyorsa işte böyle yaralısını bile taşıtmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR