Gazetevatan.com » Yazarlar » Siyaset, saygı, üslup

Siyaset, saygı, üslup

06 Ekim 2018 Cumartesi


Pazartesi Meclis açıldı.
 
Açılış oturumunun ardından TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladığı çaylı kahveli sohbet davetine MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yanı sıra katılanlar arasında İYİ Parti Meclis Grup Başkanı Ahat Andican da vardı.
 
Bu durumu ‘MHP İYİ Parti yakınlaşması’ gibi algılayanların yanıldığı hemen ertesi gün çıktı ortaya.
 
***
 
Salı, ilk grup toplantıları yapıldı Meclis’te.
 
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ilk grup toplantısında yaptığı konuşmada eski partisi MHP’ye yüklendi.
 
Sadece konuşmanın içeriği değil, Akşener’in üslubu da çok sertti o gün grup kürsüsünde.
Akşener’e yanıt MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’dan geldi. Yalçın Twitter hesabından tabiri caizse - açtı ağzını, yumdu gözünü.
 
***
 
Önceki akşam, bu defa bizzat Devlet Bahçeli aldı sazı eline. 4 milyon 700 bin takipçili resmi Twitter hesabından [bu arada Bahçeli’nin bu hesabının takip ettiği kişi sayısı 0 (sıfır)] Meral Akşener’i yine tabiri caizse yerden yere vurdu MHP Lideri. Akşener de, yine aynı mecradan Bahçeli’nin adını vererek meydan okudu. Partisinin genel merkez binasının adresini verdi.
 
Sonuç beklendiği şekilde oldu. İki siyasetçinin siyasi nezaketi yok sayan mesajlaşmasının (daha doğrusu klavye başında kapışmasının) ardından, gece yarısı Akşener’in evinin önüne MHP’li bir grup gitti, slogan attı.
 
Akşener önce kapıya çıkıp o gruba, hemen ardından Twitter’dan Bahçeli’ye bir kez daha “Hodri meydan” dedi. Sabah olduğunda (dün sabah) İYİ Parti genel merkez binasının bulunduğu cadde, polis ekipleri tarafından şerit çekilerek, çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.
 
***
 
Bu siyasi rekabet mi şimdi?
 
Siyasi rekabet, siyasi nezaketle olur diye biliriz biz.
 
Liseli çocukların okul içinde tartışıp kavga için “Çıkışa gel” demesi misali bir üslupla siyaset mi yapılır?
 
Bahçeli de, Akşener de kusura bakmasın ama bu mudur yani Türkiye’ye verebilecekleri? Bu mudur sorunlarına çözüm, günlük yaşamında huzur bekleyen ülke insanına sunabildikleri?
 
2018 Türkiyesine yakışan siyaset üslubu bu mudur?
 
Sayın Akşener, Sayın Bahçeli… Bırakın başkalarını, bırakın bizi...
 
Bu tarzı, bu düzeyi, siz kendinize yakıştırıyor musunuz? 
 
O el havada kalmadı
 
Yaklaşık iki buçuk ay önce, 14 Temmuz 2018’de bu köşeden Fazıl Say’ın çağrısını aktarmıştım.
“Ülkemde yaşamak, sanatımı ülkemde yapmak istiyorum” başlıklı o yazıyı ( http://www.gazetevatan.com/murat-celik-1182563-yazar-yazisi-ulkemde-yasamak-sanatimi-ulkemde-yapmak-istiyorum/ ) dünyaca ünlü besteci ve piyano virtüözü Say’ın “Diyalog ve uzlaşı elimi uzatıyorum” sözünü hatırlatıp “O el havada kalmamalı” diye bitirmiştim.
 
***
 
Say üç gün önce, yine Instagram hesabı üzerinden, bu defa ‘iyi haberler’ paylaştı.
 
İlk iyi haberi; yakın arkadaşı ve meslektaşı orkestra şefi İbrahim Yazıcı’nın iki yıl aradan sonra hem pasaportunu geri aldığı hem de batonunu (şef çubuğu) tekrar eline alabileceğiydi. Yani Yazıcı’nın tekrar işini yapabileceği...
 
Fazıl Say, kendisiyle ilgili olarak da aynen şunları yazdı:
 
“Benim eserlerimin devlet kurumlarında çalınması durumu ise ivme kazandı. Uzattığım dostluk elini bu sefer tutan Kültür Bakanlığı, kurumlarında senfonik eserlerimi tekrar seslendirme kararı aldı. Adana ÇDSO, İstanbul İDSO ve Cumhurbaşkanlığı CSO (Ankara) devlet senfoni orkestraları programlarına bu sezon eserlerimi koydular. Bu orkestralara bu dostluk adımı için teşekkür ederim, başarılar dilerim. Keşke tüm bu kötü dönem hiç yaşanmasaydı. Arada, bence bu engellemelerin yaşandığı 5 6 yıl süresince, çok ama çok tuhaf detaylar da var arda kalan. Elbette bunlar da bir gün gelecek konuşulacaktır. Şimdilik önemli olan Türk halkıdır, halkın kültür sanat ile en güzel, en yalın, en dürüst şekilde buluşmasıdır. Şu aşamada, bu gelişmeleri iyi, hatta çok iyi buluyorum. Tüm yardımı geçenlere teşekkürü borç bilirim.”
 
***
 
Hem geç oldu hem de güç ama nihayet oldu.
 
Fazıl Say bir adım attı, Kültür Bakanlığı da aynı şekilde karşılık verdi. Uzatılan el havada kalmadı yani.
 
İyi oldu. Gayet güzel oldu. 
 
Devamı da gelmeli tabii. Geçmiş geçmişte kalmalı...