Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Obama bize yalan söyledi, Trump da aynı istikamette’

‘Obama bize yalan söyledi, Trump da aynı istikamette’

07 Şubat 2018 Çarşamba


İtalya’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı, Münbiç konusunda “Maalesef Obama bu hususta bize yalan söyledi. Şu an Trump yönetimi de maalesef görünüşe göre aynı istikamette ilerliyor. Münbiç er ya da geç gerçek sahiplerini bulacaktır” dedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Vatikan-İtalya temasları beraberindeki gazetecilere değerlendirdi, soruları yanıtladı. Papa Francis ile görüşmesinde Orta Doğu ve Kudüs konularını görüştüklerini ayrıca 1915 olaylarıyla ilgili hassasiyeti aktardığını söyledi. Erdoğan, “Bu meselenin tarihçilere bırakılmasından, siyasi malzeme yapılmamasından yana olduğmuzu anlattım” dedi. Cumhurbaşkanı soruları şöyle yanıtladı:

- Zeytin Dalı Operasyonu’nda saldıranların tankımızı hedef aldıkları silahın hangi ülkeye ait olduğu belli oldu mu? Silahın ABD menşeli olduğu yönünde iddialar var...

İncelemeler devam ediyor. ABD bahsettiğiniz iddiayı reddediyor, kabul etmiyor. Genelkurmay başkanımdan incelemenin sonucuna dair henüz bir bilgi gelmedi. Neticeyi ortaya çıktığı anda bunu kamuoyumuzla paylaşırız.

 

‘YPG bir maymuncuk gibi’

- TSK çok başarılı bir operasyon yürütüyor. Bu, YPG’nin farklı arayışlarına da neden oluyor. YPG’nin Esad’la işbirliği yaptığı, bunun Rusya’nın Afrin operasyonuna bakışını değiştirebileceği yönünde iddialar var. Böyle bir vasat oluşması durumunda Türkiye’nin yaklaşımı ne olur?

YPG bir maymuncuk gibidir, nerede ne yapacakları belli olmaz. Bunu herkes kullanabilir. Türkiye’nin böyle bir maymuncuğa ya da böyle bir maşaya ihtiyacı yok. YPG bir terör örgütüdür. ABD’nin bir terör örgütüne karşı bir başka terör örgütüyle mücadeleye yönelmiş olduğu ortamda biz kendimizin neler yapabileceğine odaklanmak durumundayız. Rusya’nın ya da İran’ın dediğiniz türden bir hareket tarzı benimseyeceklerine ihtimal vermek istemiyorum.

- Münbiç konusunda ABD ile Türkiye görüşmeleri ne aşamada? Oraya yönelik olası bir operasyonda, Türk askeri ile ABD askeri arasında çatışma riski görüyor musunuz? ABD askerinin Münbiç’ten çekilmesi söz konusu mu?

Münbiç yeni bir olay değil. Bu, Obama döneminde başlamış olan bir süreç. Biz bu konuda ne düşündüğümüzü ABD’ye baştan beri söyledik. Maalesef Obama bu hususta bize yalan söyledi. Şu an Trump yönetimi de, maalesef, istemeyerek söylüyorum görünüşe göre aynı istikamette ilerliyor. Trump bize, ‘Onlar orada kalmayacaklar, kalamazlar, Fırat’ın doğusuna gidecekler’ demişti. Münbiç’in gerçek sahibinin Araplar olduğunu kabul etmişti. Ama söylenilenler halen hayata geçirilmedi. Şu anda Münbiç’in içinde bir hareketlilik var; oradaki insanlar, aşiretler adeta bir ayaklanma halindeler. Münbiç en ya da geç gerçek sahiplerini bulacaktır. Biz de üzerimize düşeni yapmak durumundayız. Bizdeki mülteciler arasında da Münbiçliler var; ‘Artık evlerimize dönelim’ diyorlar. Afrinliler Afrin’e, İdlibliler İdlib’e dönmek istiyorlar. ABD ve koalisyon güçleri samimi iseler bu manzara karşısında tavırlarını ortaya koymalıdırlar; ‘Türkiye’de 3,5 milyon mülteci var, oradaki Suriyelilerin kendi evlerine, kendi topraklarına dönmeleri için onlara yardımcı olmalıyız’ demeleri lazım. Bunun yapılması herkesin yararına olur. Bunu Papa’ya da İtalya’nın cumhurbaşkanına ve başbakanına da anlattım. ‘Bize mali destek verilirse, Türkiye’deki mültecilerin tekrar topraklarına dönmeleri için her şeyi yapmaya hazırız’ dedim. Nedir o? Bu insanların oralarda iskanı için gerekli konutların, alt yapıların vesairenin yapılmasıdır. Biz bu konuda tecrübeliyiz, bunu pekala yapabiliriz. Bunu herkese söylüyoruz. Sözlerini yerine getirseler, dediklerimizi gerçekleştirmeye başlayabilirdik.

 

Kudüs için Papa ile ortak çaba

- Kudüs meselesinde Vatikan ne dedi? Yaklaşımları ne oldu?

Papa Franciscus’un bu hususta ilk günkü gibi kararlı olduğunu gördüm. Kudüs, hem Müslümanlar, hem Hristiyanlar, hem Museviler için kutsal bir şehir. Papa’ya göre de şehrin statüsünün korunması gerekiyor. O da, ABD’nin attığı adımın yanlış olduğunu söylüyor. Kendisine, “Siz 1 milyar 200 milyonluk Katolik dünyasının ruhani liderisiniz, an itibarıyla ben de 1 milyar 700 milyonluk İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanıyım. Kudüs’ün statüsünün muhafaza edilmesi için beraberce çalışmalıyız. Katolik dünyasına bu doğrultuda sizin vereceğiniz mesajlar önemli” dedim. Hep birlikte gayret gösterme konusunda mutabık kaldık.

Soçi’de en büyük açık: Mihraç Ural

- Soçi’yi nasıl değerlendiriyorsunuz? Buradan Suriye adına bir sonuç çıkacak mı? Cenevre’den ümitli misiniz?

Cenevre sürecinin çok başarılı olduğuna inanmıyorum. Yapılan tüm çalışmalara rağmen, somut bir şey ortaya çıkarılamadı. Astana süreci ise netice alma bakımından daha verimli oldu. Astana’yı biz Cenevre’nin adeta mütemmim cüzü olarak değerlendiriyoruz. Soçi’yle ilgili sıkıntılar yaşandı, bunların aşılması için Mevlüt Bey’in epey gayretleri oldu. O gayretler neticesinde bazı yanlışlar düzeltildi. Ama tamamı düzeltildi diyemem. Örneğin o terörist adamın (Reyhanlı sanığı Mihraç Ural) oraya gitmiş olması. Bunu ben Sayın Putin’e söylediğimde, ‘Benim bundan haberim yok’ dedi. Ondan sonra konuyla ilgili görüşmeler yaptı. Bize aktardıkları bilgiye göre adam oraya sahte kimlikle giriş yapmış. Böyle bir teröristin her ne surette olursa olsun görüşmecilerin arasına sızabilmesi, Soçi’nin en büyük açığı olmuştur. Bunu anlamak mümkün değil.

İttifakta tek mühür iki logo

- İç politikaya dair bir sorum olacak. Bahçeli ile tekrar bir araya gelecek misiniz? Nasıl bir mutabakat formülü var?

İttifakla ilgili arkadaşlar, bu hafta tekrar bir araya gelecekler. Şu anda görüşülen birçok şey var. İttifak modeli içinde yer alacak siyasi partilerin logoları yan yana mı olsun, ayrışık mı olsun, bunlar müzakere ediliyor. İsmi, ‘milli mutabakat’ ya da ‘cumhur ittifakı’ tarzında bir isim olabilir. İttifak bünyesindeki partilerin logoları, onların en tepesinde de ana logo olabilir. Tek bir mühür basılacak. Tüm bu hususlara dair düşünceler şu anda müzakere ediliyor.

- İttifaka girecek parti sayısını sınırlamayı düşünüyor musunuz ?

Şu anda öyle bir sınırlama söz konusu değil; bu konuda Sayın Bahçeli ile mutabıkız. Üç olur dört olur. Yeter ki oturalım konuşalım, mutabık kalalım. Bütün mesele gerçekten milli yerli olsun. Ülkenin değerlerine sahip çıkmada sıkıntısı olmasın.