Gazetevatan.com » Yazarlar » Paris’te Fransız meslektaşlarla...

Paris’te Fransız meslektaşlarla...

22 Aralık 2017 Cuma


Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı’nın çok isabetli ve faydalı bir uygulaması var.

Bakanlık, “Türkiye AB Sivil Toplum Buluşmaları” düzenliyor Avrupa’nın farklı başkentlerinde.

Son buluşmanın adresi Fransa, başlığı da ‘Ortak Geleceğimiz Avrupa’ydı.

Ankara ve İstanbul’dan bir grup gazeteci, Paris’te Fransız meslektaşlarımızla bir araya geldik.

AB Bakanı Ömer Çelik toplantıya katılamadı. Bakanlık Müsteşarı Selim Yenel vardı masada.

Dünkü VATAN’ın haber sayfalarında yer aldı; Yenel’in “Türkiye ve AB; karşılıklı olarak birbirimize tam olarak güvenmiyoruz. Ve biz AB’ne yeniden güvenmek istiyoruz. Bunun için de doğrudan ve samimi bir diyalog ortamına ihtiyacımız var” sözleri önemliydi.

Nazi benzetmesinin derin izleri

 Habertürk Genel Yayın Müdürü Selçuk Tepeli’nin moderatörlüğünde gerçekleşen toplantıda söz alan Le Monde editörü Marc Semo, Türkiye AB ilişkilerindeki sıkıntılı durumun Ankara kaynaklı olduğu görüşündeydi.

“Avrupalı muhataplarına, mevkidaşlarına Nazi diyen bir lideriniz var” cümlesi, Semo’nun bakışını özetlemeye yetiyordu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; ülkesinde yaşayan Türklere yönelik baskıları üzerine, Alman Şansölyesi Angela Merkel hakkında “Yaptıkları Nazi dönemindeki uygulamaları çağrıştırıyor” ifadesini kullanmıştı.

İşte o sözler, Paris’te, Fransız gazeteciler tarafından, “Sizin cumhurbaşkanınız, Avrupalı liderlere Nazi diyor” şeklinde karşımıza çıktı.

Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu izah etti Erdoğan’ın o açıklamasına dair bütün detayları ama bir süre sonra bir başka Fransız gazeteci yine aynı noktayı hatırlattı.

Toplantının sonlarına doğru, aynı konu bir kez daha gündeme geldi. Bu defa biraz daha farklı bir tarzda…

Yan yana oturduğumuz Le Figaro’nun Kıdemli Ortadoğu Muhabiri Georges Malbrunot şöyle dedi:

“Evet, Erdoğan’ın Nazi benzetmesi hepimizi çok rahatsız etti ama Fransız yetkililerin, ‘Sorun İslam’ söylemi de aynı derecede rahatsız edici. Biz burada, Paris’te, devletin en üst seviyesinde bu görüşün dile getirildiğine şahit olduk.”

Taksici ve Zidane örneği

Farklı noktaların irdelendiği ve iki tarafın büyük oranda birbirini anladığı hoş bir ortama sahne olan toplantıdan çıktığımda, önyargıları ve çifte standartları düşünüyordum. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım, kimilerinin sabit fikirleriyle başa çıkmanın mümkün olmadığını…

Biraz yürüdükten sonra bir taksi çevirdim otele dönmek için.

Trafik yoğunluğu, klasik taksici müşteri sohbetini doğurdu.

Sürücü 39 yaşındaymış. Cezayir asıllı…

“Fransızım ben” dedi. Paris’te doğmuş, büyümüş; çocuklarını da burada büyütüyor.

Ve tek bir örnekle özetledi Fransa’daki yabancıların durumunu.

Zinedine Zidane örneğiyle…

“Zidane” dedi… “Gol atarken Fransızdı, kafa attığında Cezayirli.” (*)

“Bize” dedi, “Böyle bakıyorlar.”

“Yani” dedi… “Ülkeye katkı verdiğimiz ve onları rahatsız etmediğimiz sürece Fransızız; Fransa açısından en ufak bir sorun yarattığımızda ise Cezayirli, Türk ya da bir başka milletten.”

***

Otele gelip taksiden indiğimde, Cezayir asıllı Fransız taksicinin sözleri sonrası bir kez daha kani oldum, çifte standartlar ve önyargılarla başa çıkmanın bu dünyadaki en zor iş olduğuna.

(*) Cezayir asıllı Fransız eski futbolcu, 2006 Dünya Kupası final maçında, İtalyan rakibi Materazzi’ye kafa atıp kırmızı kart görmüştü. 1 1 biten maçın uzatma bölümünün son 10 dakikasında bile olsa 10 kişi kalan Fransa, kupayı penaltılarla kaybetmiş, Zidane’ın hareketi maçın önüne geçmişti.