Gazetevatan.com » Yazarlar » Armut dibine düşer

Armut dibine düşer

20 Eylül 2017 Çarşamba


- Otomobillerini engelli park yerine ya da kaldırımdaki engelli rampasının tam önüne veya garaj çıkışına bırakıp gidenlerden, çocuklarına neyi öğretmelerini bekleyeceğiz ki?

- Siz ona “Siz” diye hitap ederken inatla, pervasızca “Sen” diye konuşanların nasıl çocuk yetiştirdiğini tahmin etmek çok da zor olmasa gerek.

- Havaalanlarında biniş kartı alma sırasında ya da pasaport kuyruğunda, yerdeki çizginin arkasında beklemeyi öğrenememiş insanlar mı çocuklarına okul kantinindeki yemek sırasına riayet etmeyi öğretecek?

- Telefonda, kendi aramış olmasına rağmen, ilk söz olarak karşısındakine “Kimsin” diye soranlardan bahsediyoruz. Gerisini varın siz düşünün işte…

- “Hastayım” dediğinizde ya da bir sıkıntınızdan bahsettiğinizde, “Geçmiş olsun” demek veya derdinize ortak olmak yerine kendisinin daha çok hasta olduğundan bahseden, kendi sıkıntılarının daha büyük olduğunu söyleyen insanlarla dolu çevremiz. Çocuklar da bu rol modelleri görerek büyüyor.

***

Bunlar, dün bu sütunda yer alan “Cebir” başlıklı yazı ( http://www.gazetevatan.com/murat-celik-1103317-yazar-yazisi-cebir/ ) üzerine gönderdiğiniz mesajlardan bazıları.

***

Devam edelim…

- Sayın Çelik, yazınızı okumadan hemen önce veli arkadaşlarla tam da bu konuyu konuşuyorduk. TEOG tartışmasından başladı sohbet. Sonra da aynen sizin vurguladığınız yere geldik. Ben eğitimin öğretimden önce geldiğini savunurken gruptaki bir veli, “Bunlar özel okul” deyip şöyle devam etti: “O kadar para veriyoruz, evden eksik kalanları da onlar tamamlasınlar. İşleri ne?” Ne diyeceğimi bilemedim.

***

- Genel bir hastalık var bizde. Geleneksel bir hastalık aslında… Daha kötüsü, artıyor, yaygınlaşıyor süratle. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı tahmin ettiğinizden çok daha yaygın toplumumuzda. Dönemsel olarak insanlar kendilerini rahat hissediyor olabilirler ama bir gün geliyor ve o yılan onlara da dokunuyor. Farkında olmadıkları da işte bu gerçek.

- “Armut dibine düşer” sözü çok doğru. Biz neysek, çocuklarımız da çok büyük oranda o oluyor. Bize öykünüyor, bizi örnek alıyor, bizim gibi olmak istiyorlar. Hatta boynuz kulağı geçiyor. Biz bir yapıyorsak onlar iki yapıyor. O yüzden bizim farkındalığımız çok önemli. Soru şu: Biz bu durumun farkında mıyız?

***

Bunlar sizlerden gelenler…

Bir dokunduk, bin ah işittik yani.

Yoruma ihtiyaç yok herhalde.