Gazetevatan.com » Yazarlar » Bu fırsat da kaçmasın

Bu fırsat da kaçmasın

17 Haziran 2017 Cumartesi


PKK, 1984’te başladı bu ülkede kan dökmeye.PKK terörüyle mücadele 33 yıldır sürüyor. Yan ve/veya dış etkenlerin de etkisiyle bazen örgüt şiddetin dozunu, bazı dönemlerde de devlet mücadelenin yoğunluğunu artırır.

28 yıldır bir gazeteci olarak bizzat şahit olduğum terörle mücadele böyle bir döngüyle devam ediyor.

***

Geçmişte dönem dönem olduğu gibi şu son aylarda da PKK terörüyle mücadelede ciddi bir başarı söz konusu. Sayısal bir başarı...

Özellikle etkin hava harekatları eşliğinde, her gün operasyon var sınırın iki yanında da.

Öldürülen, yakalanan örgüt üyesi sayısı ile imha edilen ya da ele geçirilen silah ve mühimmat miktarında gözle görülür bir artış var.

Örgüt silahlı insan gücünde, kurulu düzeninde ve lojistik birikiminde çok ciddi kayıplar verdi son dönemde. Kayda değer bir bilanço önümüzde duran.

İstihbarat birimleri ve güvenlik güçleri terörle mücadele tarihinin dikkat çekici bir dönemine imza atıyor.

***

Bu tablonun birkaç başat nedeni var.

Birincisi arazide terörist ile karşı karşıya gelenlerin artık  çok büyük oranda - profesyonel personel olması.

İkincisi teknolojik ve teknik donanımda gelinen seviye. Özellikle İnsansız Hava Araçları’nın (İHA) verimli kullanılması... Hem silahlı hem silahsız İHA’lar, PKK ile mücadelede çok etkin ve belirleyici rol oynuyor.

Üçüncü ve son nokta da, bölgesel konjonktür gereği örgütün Türkiye sınırları içindeki silahlı güçlerinin kayda değer bir bölümünü Suriye topraklarındaki YPG  PYD saflarına taşımış olması.

***

Dedim ya...

Geçtiğimiz on yıllarda, benzer dönemlere şahit olduk.

Örgütün ciddi güç kaybettiği, terör eylemlerinin iyice azaldığı periyotlar yaşandı.

Bölgesel konjonktürün etkisinin yanı sıra Ankara’daki kararlılık ve siyasi irade seviyesiyle de doğru orantılı oldu hep kat edilen mesafe.

Ama dönemsel sayısal başarılara rağmen bir türlü bitmedi PKK terörü.

Bunun nedenini de yine terörle mücadele edenler izah etti.

Üniformalı ya da sivil birçok yetkiliden, hep aynı şeyi duyduk:

“Sivrisinekleri öldürmek tamam ama asıl bataklığı kurutmak lâzım” cümlesiyle özetlenebilecek tespitten söz ediyorum.

Dağa çıkışların önünü kesecek tedbirlerin alınması gerektiği şeklindeki demeçlerden...

Örgütün uluslararası bağlarını, maddi kaynaklarını, sahip olduğu dış siyasi desteği kesmek için yapılması gerekenlerin anlatıldığı röportajlardan...

Terörle mücadelenin sadece askeri / silahlı yöntemlerle çözülemeyeceği beyanlarından...

PKK terörünü bitirmek için siyasi, ekonomik ve sosyal adımların da atılması gerektiği yönündeki açıklamalardan bahsediyorum.

Biliyorsunuz işte. Hepimiz biliyoruz...

***

Diyeceğim şu...

PKK terör örgütü; hem Suriye’ye kaydırdığı insan gücü sebebiyle hem de güvenlik güçlerinin mücadele performansının sonucu olarak, Türkiye dahilindeki en güçsüz dönemlerinden birini yaşıyor.

Benzer bir noktaya en son çözüm sürecinden önce gelinmişti.

Şimdi...

Çözüm sürecinde yaşananların da (ve tabii o dönemi kimlerin nasıl sabote ettiğinin) tecrübesiyle...

Hendekler kapatılmış, kent çatışmaları sonunda il ve ilçe merkezleri büyük oranda temizlenmişken...

Kritik merkezlerde yeniden yapılaşma dönemi başlamışken...

Hazır bu noktaya gelinmişken, acilen daha fazlasının yapılması gerekiyor.

Fiziki rehabilitasyonun tek başına yeterli olmadığını biliyoruz.

Bölge ekonomisini  sınırın diğer tarafına bağımlı olmayacak şekilde - canlandıracak, bölge insanının refah (ve bağlantılı olarak) huzur seviyesini artıracak, insani, medeni, demokratik bir iklimi  kalıcı olarak - oluşturmak için yapılması gerekenlerin hızla hayata geçirilmesi şart.

Bundan evvelkilerden farklı, bu defa kesin sonuç alacak şekilde ama.

***

Ne devleti yönetenlerin, ne bölge insanının...

Bu ülkenin, daha öncekiler gibi bu fırsatı da heba etme lüksü yok.

Olmamalı.