Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Katar’daki yapay bir kriz’

‘Katar’daki yapay bir kriz’

15 Haziran 2017 Perşembe

Ankara’daki iftar programında gazetecilerle bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, körfez krizini ‘yapay bir kriz’ olarak niteledi ve ekledi: Hiçbir background’u yok. Komplo teorileri içerisinde büyütülmüş bir kriz değil. Müsbet gelişmeler kaydediliyor


Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Ankara’daki iftar programında basın kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. İftar sonrası açıklamalarda bulunan Kurtulmuş, körfezi 10 gündür çalkalandıran krizle ilgili açıklamalarda bulundu. Krizi ‘Yapay bir kriz’ olarak niteleyen Kurtulmuş, “Yani herhangi bir şekilde iki ülke ya da bir ülke ve karşı taraftaki diğer ülkeler arasında reel bir sebebe dayanan bir kriz değildir. Hiçbir anlamı yoktur. Hiçbir background’ı (arkaplanı) yoktur bu krizin. Birden ortaya çıkarılmış, türetilmiş, birtakım komplo teorileri içerisinde de büyütülmüş bir krizdir” dedi ve ekledi: “Örnek olsun diye söylüyorum, İran-Irak arasında savaş öncesindeki krizin birtakım reel şartları vardı. Suriye’deki bu derin ve 6 yılı aşkın krizin başlangıcında çok reel gerekçeleri vardır. Ama bu krizin herhangi bir gerekçesi yok. Dolayısıyla bizim bunun altını çizmemiz gerekiyor. Bu, doğru bir tavır değil. Bir başka ülkeye karşı takınılmış olsaydı da doğru bir tavır değildi. Burada daha fazla birtakım gerginlikleri oluşturmaktan başka gerekçesi yok. Çok uzun süre de sürdürüleceğini zannetmiyorum.  Biraz, Trump’ın ziyareti sonrasında ortaya çıkan havadan etkilenmiş görünüyor bölge ülkeleri. Ama sonuçta işte nihayetinde bunu dengeleyecek başka tavırlar da ortaya çıkıyor. Fransa’nın İngiltere’nin tavrında olduğu gibi. Ben bu krizin çok aşırı noktalara uzanmadan bir türlü dengeleneceğini düşünüyorum. Belli bir anlayışın da ortaya çıktığını, müspet diyebileceğimiz bazı gelişmelerinde olduğunu ifade etmek isterim. İngiliz ve Fransız tarafı da Katar ile ilgili müspet sayılabilecek bazı görüşleri dile getirdiler. Herkes görüyor ki bu büyük bir kriz potansiyeli taşıyor.” Kurtulmuş’un açıklamalarından satır başları şöyle:

 

‘Sorumluluğun farkındayız’

“Tabii Türkiye olarak bizim İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığı dolayısıyla da ayrı bir sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğun da farkındayız. Görüşlerimizi dile getirerek aradaki farklılıkların bir an evvel diplomasi yoluyla çözülmesi sorunun geride bırakılması için çaba sarf ediyoruz, sonuç almayı da ümit ediyoruz. Ortaya konulan bu ambargolar, televizyon kanallarının kapatılmasına varacak olan, sözüm ona tedbirlerin de aslında Körfez İşbirliği ülkelerinin genel standardına da aykırı olduğunu ifade etmek isterdim. Bu bölgede herkesin yapması gereken bu özgürlük alanlarının önünün açılması halkın katılım süreçlerinin desteklenmesini temin etmek, bunu ortadan kaldıracak olan birtakım uygulamaların konulmasını da yanlış buluyoruz. Kaldı ki bölge halkları tarafından yakından tanınan bazı din adamlarının ve bazı yardım ve hayır kuruluşlarının da terörist listesine dahil edilmesini de çok anlamsız bir çaba olarak görüyorum. Zaten malum bu listeler yayınlandıktan sonra, zaten BM tarafından da kabul edilmiş listeler değildir, bu listelerin havada kalacağı anlaşılıyor.”

‘Bedelli askerlik programda yok’

“Geçen sefer çok büyük bir beklenti vardı ve milyonlarca insanın talebiydi. Ama başvuru nasıl oldu? Talep öyleydi. Bu aşamada böyle bir çalışma yok. Gündemde böy  le bir konu yok. (SORU:Terörle mücadelede bildiğim kadarıyla süreli askerler gönderilmiyor. ) O da var ama nihayetinde bizim milletimiz askerlik meselesini kafasında böyle ayırmıyor. Yani büyük oranda uzmanlar bu mücadelenin içerisinde ama diğer unsurlardan da hiç olmazsa, geride de olsa istifade ediyorlar. Yani gündemde yok.”

‘DAMAT’ ELEŞTİRİLERİ

‘Mahkemeler devam ediyor’

“Yargılama süreçleri ile ilgili olarak süreç devam ediyor bildiğim kadarıyla. Tahliye edilmiş olsalar da mahkemeler devam ediyor. Mahkemelerin objektif bir şekilde sonuçlandırılarak karar almalarını temenni ederiz. Yine bir başka eleştiri de siyasi ayak meselesidir. Ben ilk günden itibaren 17 Temmuz’dan itibaren söylemiş birisi olarak söylüyorum, bu kadar hazırlanmış bir darbe teşebbüsünün mutlaka çok farklı yerlerde ayaklarının olması muhtemeldir. Bu mahkemeler ve diğer bütün mahkemelerin hepsini kamuoyu yakından izliyor. Amacımız sulandırılmadan, niteliği değiştirilmeden, özellikle çatı davalarının sulandırılmadan sonuçlandırılması sonuç alınabilmesidir.“

‘Zamanı geldiğinde’ kabine değişir’

“Türkiye’de ilk defa bir kabine değişikliği olacak değil. Çok sayıda kabine değişikliği oldu. Zamanı geldiği zaman, gerekli görüldüğünde kabine değişikliği yapılır. Cumhurbaşkanı, Başbakan oturur, konuşur, bu değişiklikler yapılır. Toplantılar da bu gündeme gelmedi. Aksine Cumhurbaşkanı ve Başbakan 180 günlük çalışma takviminin hazırlanmasını ve Temmuz başı gibi uygulanmaya konulmasını Bakanlardan talep ettiler. Siyasi irade kiminle nasıl çalışacağını ortaya koyar.”