Gazetevatan.com » Yazarlar » Paris ve terör

Paris ve terör

22 Nisan 2017 Cumartesi


(...) 13 Kasım 2015’te olağanüstü hâl ilan edilen Fransa’da, özellikle de Paris’te, turizmin bu durumdan pek de fazla etkilenmediği görülüyor.

Olağanüstü hâl halen devam ediyor Fransa’da. Ancak görünen o ki uygulamada bir olağanüstülük hissettirilmiyor en azından -Paris’in ziyaretçilerine. Ya da ‘olağanüstü hâl’in adı var, kendi yok. Arkadaşımın görüşü bu yönde.

“Güvenlik önlemleri hiç de öyle üst seviyede değil” dedi arkadaşım ve devam etti:

“Gördüğüm Paris’in güvenli olduğunu düşünmüyorum.” (...)

***

Yukarıdaki satırlar, daha geçenlerde, 4 Nisan 2017 Salı günü bu köşede yer alan “Terör, güvenlik, turizm” başlıklı yazımdan alıntı.

(  http://www.gazetevatan.com/murat-celik-1054598-yazar-yazisi-teror-guvenlik-turizm-/   )

Üç hafta bile geçmedi bu yazının yayınlanmasının üzerinden.

Ve işte Paris, Champs Elysee’deki (Şanzelize) eylemle bir kez daha yaşadı terör dehşetini.

Dünya turizminin kalbi Paris... Paris turizminin kalbi Champs Elysee...

Sadece bir polisin ölümü ve biri polis iki kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan terör eylemini yine DAEŞ üstlendi.

***

Şöyle demişim o yazının bir yerinde:

“ Sırf turizm kaygısıyla güvenlik hassasiyetinin ikinci plana atılmış olduğunu düşünmüyorum doğrusu.    Fransızlar, terör tehdidine karşı aldıkları önlemleri günlük yaşamı etkilemeyecek şekilde uyguluyor olsa gerek.  ”

Şimdi bakınca, bu tahminin gerçeği yansıttığından ciddi şüphelerim var.

Beşiktaş, futbol, insan...

Bizim ‘mabet’teydik önceki gece.

İsmi bir süreliğine Vodafone Arena olarak değiştirilen bizim ‘İnönü’nün tribünlerindeydik... Beşiktaş’ın Fransız temsilcisi Olympique Lyon’u ağırladığı UEFA Avrupa Ligi çeyrek final rövanş maçında...

Maçın 90 dakikasını 2  1 önde bitirdik. 30 dakikalık uzatma periyodunun ardından penaltı atışlarında 6 attık, 7 yedik ve elendik.

Yani sonuçta 8 gol atıp, 8 gol yedik ama kaybettik.

***

Rakipler başta olmak üzere herkes Beşiktaş taraftarının takımına verdiği muhteşem destekten söz ediyor.

Ben biraz farklı düşünüyorum...

Rakip ataktayken yoğun ıslıkla baskı kurma yöntemi, tribünün insicamını bozuyor bence.

Islıktan tezahürata dönerken top yine rakibe geçtiğinde tekrar ıslık, sonra tam tezahürata başlarken bir daha... Ardından yine aynı döngü. Bir daha, bir daha...

120 dakikalık oyun boyunca düzenli, güçlü tezahürat öylesine az ve kısa süreler için mümkün oldu ki...

***

Lâf aramızda... Eski İnönü’de olsaydık, o efsane tribün atmosferiyle rakibi boğar, kuvvetle muhtemel de yarı finale çıkan biz olurduk önceki gece.

Yeni stat; evet güzel, evet modern, evet medeni vs ama ‘benim İnönüm’ün havası, ruhu yok artık Dolmabahçe’de.

Şahsi düşüncem, duygum bu...

***

Sonu hüzünlü biten, unutulmaz gecelerden biriydi Dolmabahçe’de yaşadığımız.

UEFA’nın iki kulübe birden verdiği cezanın gölgesinde yaşandı maç gecesi.

Adalet ve eşitlik ilkelerine açık şekilde aykırı olan o ceza tehdidinin etkisi altındaydı İnönü tribünleri.

Tek kelime küfür yoktu gece boyu. Maçın sonlarına doğru, Eski Açık’ın Numaralı tarafından sahaya yabancı madde atmaya yeltenen birkaç kişi de kalabalığın sert tepkisiyle karşılaştı.

***

UEFA (adil olmasa da) ceza sopasını göstermese yine böyle mi olurdu emin değilim.

Bir gerçek var, insan böyle bir varlık işte...

Güzellikten, tatlı dilden ziyade; zorlamadan, sertlikten, müeyyideden, hatta tehditten anlıyor çoğunlukla.

Maalesef öyle...

Ve işte bu yüzden; Beşiktaş yönetimi de bazı oyuncularına cezai müeyyide uygulama konusunu bir kez daha gözden geçirse hiç fena olmayacak.