Gazetevatan.com » Yazarlar » Kadri Gürsel örneği ve vahim bir durum

Kadri Gürsel örneği ve vahim bir durum

12 Nisan 2017 Çarşamba


Cumhuriyet yazarları hakkındaki FETÖ / PDY iddianamesinde, Kadri Gürsel üzerinden gündeme taşınan çok mühim bir konu var.

Hürriyet’ten Sedat Ergin dün köşesine taşıdı konuyu.

Ergin’in yazısının son bölümünü aynen aktarıyorum:

***

“...Buradaki sorun yalnızca Kadri Gürsel’in meselesi değil. Her vatandaşın meselesi. Sosyal medya üzerinden gönderdiğiniz bir mesaj tanımadığınız kişiler tarafından paylaşılıp çoğaltılabilir. Attığınız bir tweet mesajını gıyabınızda paylaşanlar arasında cep telefonuna ByLock programı indirmiş olanlar varsa, bu sizin de FETÖ ile bağlantılı olduğunuz anlamına mı gelir? Türkiye’de ByLock kullananların sayısının 200 binin üstünde olduğunun tahmin edildiğini unutmayalım. Aynı durum cep telefonunuza gelen SMS mesajları açısından da geçerli. Bu yolun açılması halinde Türkiye’deki bütün vatandaşları bekleyen tehlike, tanımadığınız kişiler tarafından cep telefonunuza gönderilen SMS mesajlarının günün birinde bir suç isnadı olarak aleyhinize kullanılabilmesi ihtimalidir.

Öyle anlaşılıyor ki, savcıların sosyal medyayı kullanan her vatandaşı, edilgen bir konumda aldıkları mesajlar üzerinden suçlayabilmesi artık hukuken rutin bir egzersize dönüşmektedir.

Kadri Gürsel’in de avukatlığını yapan, ülkemizin önde gelen ceza hukuku otoritelerinden Prof. Köksal Bayraktar, savcının bu suçlama kalıbını ceza hukukunun “masumiyet karinesi” ve “kişi güvenliği” ilkeleri açısından son derece tehlikeli buluyor:

“Gıyabınızda cep telefonunuza bir mesajın gelmesi, sosyal medyaya gönderdiğiniz mesajınızın paylaşılması ya da elektronik posta hesabınıza bir e-mail’in düşmesi ve bu iletişimin ByLock kullanan bir şahıs tarafından yapılması sizin açınızdan hiçbir cezai sorumluluk doğurmaz. Hatta bir ByLock’cu telefonunuzdan sizi arayabilir ve siz telefonunuzu açıp ‘alo’ diyebilirsiniz; o kişiyi dinleyip konuşabilirsiniz de... Burada önemli olan nokta suç kastının bulunup bulunmadığıdır. Suç kastının bulunması için sizin o kişinin ByLock kullandığını bilmeniz, ayrıca sizinle kurulan iletişimin yasadışı ByLock faaliyeti ya da suç örgütünün faaliyeti ile ilgili olduğunun da farkında olmanız gerekir. Ancak o zaman suç kastı oluşabilir.”

***

Durum bu...

Birkaç ilave örnekle daha da somutlaştıralım karşı karşıya bulunduğumuz vahameti.

***

Mesela ülkenin bir bakanı...

Seçim bölgesinden, partisinin il ya da ilçe teşkilatından bir grup tarafından o bakana cep telefonu kısa mesajı ya da elektronik posta yoluyla onlarca mesaj geliyor.

Bu SMS ya da e-mailleri atanlar arasından telefonunda ByLock programı yüklü olanlar çıkarsa; bu durum, salt ‘alıcı’ konumundaki bakanı bağlar mı?

Ya da mesela ülkenin ana muhalefet lideri veya diğer muhalefet partilerinden birinin genel başkanı... Attığı bir tweet, yüzlerce, binlerce kişi tarafından ‘retweet’leniyor. Yani yeniden paylaşılıyor...

Twitter’dan yayınladığı mesajını paylaşanlar arasında FETÖ bağlantılı kişiler bulunuyorsa veya o mesajı yanıtlayan ya da paylaşanlardan telefonunda ByLock programı yüklü olanlar varsa; böyle bir durumdan o muhalefet lideri sorumlu tutulabilir mi?

***

Örnekleri çoğaltmak mümkün... Siyasetçilerin, bilim insanlarının, iş adamları / iş kadınlarının, sporcuların, gazetecilerin; sizin, bizim, hepimizin başına gelebilecek bir durumdan bahsediyoruz.

Gelen arama, sms, WhattsApp ya da herhangi bir sosyal medya mesajı... Hasılı, tanımadığınız insanların sizle, sizin iradeniz dışında iletişim kurmasından sizin sorumlu tutulmanızdan söz ediyoruz.

Kadri Gürsel ya da bir başkasına özel bir mevzu değil yani söz konusu olan.

Ve ilgili herkesin ayrımına varması gereken bir durum bu.

Özellikle de adalet dağıtanların.