Münbiç’te güvenliği beraber sağlamak elbette yapılabilir

İSMAİL TURGUT YUVACAN / Dakar |  03 Mart 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 03 03 2018 - 2:30

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tillerson’ın “Münbiç’in güvenliğinin yarısı sizde yarısı bizde olsun” teklifine “Münbiç gerçek sahiplerinin olmalı” diye yanıt verdiğini anlattı, “Kast ettikleri, kentin asli sakini olan Arapların yerlerine yerleşmelerini sağlama amacıyla, Münbiç’in güvenliğini beraberce sağlamak ise bu elbette yapılabilir” dedi


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrika gezisinin Senegal ayağında başkent Dakar’da gazetecilerle sohbet ederek ziyaretlerini değerlendirdi ve gündemdeki konularla ilgili soruları yanıtladı. “Afrika’nın bir gün ayağa kalkacağına hiç şüphem yok. Atalarımızın kurduğu güçlü bağları bizim geleceğe taşımamız gerektiğine inanıyorum” diyen Erdoğan, yapılan anlaşmalarla ticaret hacimlerinin artırılacağını anlattı. Erdoğan Moritanya, Senegal ve Mali’nin FETÖ’yle mücadele konusundaki desteklerini de hatırlattı. Kıtaya yapacağı bir sonraki ziyarette Güney Afrika’ya uğrayacağını açıklayan Erdoğan, yeni cumhurbaşkanı Ramaphosa’yla telefon görüşmesi yaptığını söyledi ve “Yakında yüz yüze de görüşeceğiz” dedi. Erdoğan, “Afrika’ya biz sömürgeci mantığıyla değil, muhabbetle yaklaşıyoruz” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı, gündemdeki konularla ilgili sorulara ise şu yanıtları verdi:
 
‘Teröristlere misliyle ödeteceğiz’
 
Biz Dakar’da iken Afrin’den çatışma haberleri geldi. Şehitlerimiz, yaralılarımız var. Birincisi bunu sormak istiyorum. İkincisi de ABD’nin Ankara maslahatgüzarının yaptığı açıklamayı sormak istiyorum. ‘YPG’yi Münbiç’ten çekeceğiz, YPG’yi müttefik olarak görmüyoruz, verdiğimiz sözlere bağlıyız’ diyor.
Değerlendirmenizi alabilir miyiz? 
 
“Çatışma haberlerinin hemen akabinde (Genelkurmay Başkanı) Hulusi Paşa ile telefonla görüşerek bilgi aldım. Jandarmadan, JÖH’lerden, maalesef 8 şehidimiz oldu. ÖSO’dan da iki şehit var. Yaralılar da var ama, hayati tehlikesi olduklarına ilişkin bir bilgi gelmedi. Olay akabinde, terör unsurlarının bölgedeki uçaksavarları personelleriyle birlikte yok edilmiş. Oradaki mücadeleyi, kararlı bir şekilde sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Teröristlere yaptıklarını misliyle ödeteceğiz.  
 
Sorunuzun ikinci bölümüne gelince. ABD’liler, ta Obama döneminden beri bizlere, Münbiç’te kalmayacaklarını, oraya girmiş olanları çıkaracaklarını, Fırat’ın doğusuna çekeceklerini söylüyorlar. Telefonlarda ve ikili görüşmelerde bize hep sunun sözünü vermiş olmalarına rağmen, fiiliyatta YPG’yi oradan çıkarmadılar. Şu an Trump ve ekibi de aynı şeyi söylüyor. Ama sözler henüz fiiliyata yansımış değil. Dışişleri Bakanları Rex Tillerson geldiğinde, ‘Çıkaralım onları. Münbiç’in yarısında güvenlik sizde, yarısında bizde olsun’ dedi. Cevaben, ‘Ne sizde olsun güvenlik, ne de bizde! Münbiç oranın gerçek sakinlerinin olmalı’ dedim. ABD’lilerin kast ettikleri, kentin asli sakini olan Arapların yerlerine yerleşmelerini sağlama amacıyla, Münbiç’in güvenliğini beraberce sağlamak ise bu elbette yapılabilir. Dediğim gibi biz, sözlerin fiiliyata yansıdığını görmek istiyoruz.” 
 
S-400’de geri adım yok
 
Son günlerde Türkiye’nin Rusya’dan alacağı S-400 füze savunma sistemleri nedeniyle ABD tarafından bir yaptırıma uğrayabileceği bazı yorumlar ABD basınında ima ediliyor. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz Ağustos ayında kongreden çıkan bir kanunla Rusya’ya yapılacak yaptırımların kapsamı genişledi. Türkiye’nin S-400 alımı nedeniyle ABD yaptırımlarına konu olması gibi bir risk var mı? Böyle bir risk olursa Türkiye silah sistemlerini alma kararını gözden geçirir mi? 
 
“Başbakanlık dönemimi de sayarsak, toplam 16 sene oldu. Artık bizi tanımış olmaları lazım. Bizden söz bir kere çıkar, iş biter. Ruslar ile o konuda anlaşmış olduğumuz için o iş artık bitmiştir. NATO üyesi Yunanistan da Rusya’dan S-300 füzeleri aldı. Yunanistan’a yaptırım mı uygulandı? Kaldı ki ülkemizin güvenliği ile ilgili meselelerde kimden ne alacağımızı başkalarına soracak değiliz. Stratejik ortaklarımızdan, aynı ittifakta yer aldığımız ülkelerden, müttefikliğin gereğini yerine getirmelerini bekleriz. Mesela müttefikimiz olan bir ülkenin, bir terör örgütüne silah temin etmesini, hem de ücretsiz olarak silah vermesini makul karşılamamız mümkün değildir.” 
 
Siviller ejderhaya teslim!
 
Putin ‘Erdoğan sayesinde Doğu Guta’daki siviller tahliye edilebildi’ dedi. Bu Doğu Guta, İdlib veya başka noktalarda sivillerin tahliyesi için beraber çalışılmaya devam edilecek anlamına gelir mi? 
“Ben Doğu Guta ve İdlib ile ilgili Sayın Putin’i aradım. Kendisinden Doğu Guta’dan tahliye için ricada bulundum. Orada çocuklar ve kadınlar öldürülüyor. Sözüm ona sivillerin gözetileceği söyleniyor ama, videolar, fotoğraflar ortada. Yapılanları gördüğüm zaman, insan olmaktan, baba olmaktan, siyasetçi olmaktan, hatta cumhurbaşkanı olmaktan utanıyorum. Bu zulme seyirci kalamayız. Putin’den Doğu Guta’ya insani yardım konusunda, yaralıları oradan tahliye konusunda bize yardımcı olunmasını istedim. ‘Tahliye edilenleri biz alalım, ülkemizdeki hastanelerimizde bunların tedavilerini yaptıralım’ dedim. O da buna olumlu bir yaklaşım gösterdi. Ama bu isteğimizle ilgili maalesef bir mesafe kat edilemedi. Çocukların ve kadınların tahliye edilerek Şam’a gönderildiklerine dair haberler var. Ama Şam’a gönderilmiş olmaları, ejderhaya teslim edilmeleri anlamına gelir.” 
 
Rusya’yla Afrin sıkıntısı yok
 
n Rus Dışişleri Bakanı Lavrov, ‘ABD ile İdlib konusunda anlaşmamız mümkün değil. Biz zaten Türkiye ile gerekeni yapıyoruz, sonuç alıyoruz’ diyor. Ama arkasından Kremlin’e yakın kaynaklara dayanılarak yapılan yorumlarda ise İdlib’de bazı muhalif isimlerden Rusya endişeli olduğundan ve bu meselenin sadece Sayın Erdoğan’ın müdahalesi ile çözülebileceğinden söz ediliyor. Afrin’de olumlu yaklaşıp sessiz kalan Rusya, bizi rahatsız edecek bir teklifle karşımıza gelebilir mi? 
 
“Afrin olayında Rusya’yla bir sıkıntımız yok. İdlib’de gözlem noktaları oluşturma sürecimiz de devam ediyor. Şu ana kadar 8 gözlem noktası oluşturduk. Önümüzdeki süreçte Soçi’deki üçlü zirvenin benzerini İstanbul’da yapacağız. Bu ve benzeri konuları orada da değerlendirme imkanımız olacaktır.”
 
Kıbrıs’ta sondaj beraber yapılmalı
 
Macron’la olan telefon görüşmenizde Kıbrıs konusu da gündeme gelmiş. Konuyu hangi çerçevede konuştuğunuzu bizimle paylaşabilir misiniz? 
 
“Kıbrıs ve münhasır ekonomik bölge konusunda bizim daha yumuşak davranmamızı istiyor. Ben de kendisine bizim uluslararası hukuka uygun davrandığımızı anlattım. Orada bulunacak petrol ve doğalgazda, Kıbrıs’ın kuzeyinin de güneyinin de hakkı var. Bu noktada birilerinin tek taraflı hareket etmesini kabul edemeyiz. Anastasiadis dürüst davranmak istiyorsa yapması gereken bir şey var: Arama çalışmalarının kime nasıl yaptırılacağını Kıbrıs’ın kuzeyiyle müzakere ile belirlemek. Sondaj beraber yapılmalı, çıkacak ürün de beraberce paylaşılmalı.” 
 
Sondaj konusunda bir ‘de facto’ durum oluşturmaya çalışıyorlar. Tartışmaların sürdüğü bu süreçte Türkiye’de bir sondaj gemisini envanterine kattık. Yakın vadede Türkiye’nin bir arama çalışması söz konusu olabilir mi? 
 
-“Tabii ki olabilir, olamaz diye bir şey yok. Bu gemi bunun için alındı. Geminin alınması birinci derecede Rum kesimini rahatsız etti. O bölgede KKTC’nin ve Türkiye’nin rızası olmaksızın bir adım atılamaz. ENI hadisesinde bu görüldü. Yarın Fransa belki Total ile yapmak isteyecek bu işi. ABD belki Exxon ile yapmak isteyecek. Ama KKTC’nin ve Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklarından haklarının çiğnenmesine fırsat vermemiz elbette mümkün değildir.”
 
28 Şubat mağdurları için bakanlık devrede
 
Geçtiğimiz röportajda 28 Şubat sürecinden bahsederken, ‘O zaman verilmiş kararlarla mağdur oldukları için haklarını arayan insanlar var’ demiştiniz. AK parti döneminde o dönemde mağdur olanlarla ilgili Adalet Bakanlığı’nın veya belki başka bir mekanizmanın bir açıklama yapıp o dönemin kumpaslarının mağduru olan bu insanları özgürlüklerine kavuşmaları veya iade-i itibarlarının sağlanması için yeniden yargılama gibi bir süreç başlayacak mı? Sizin bu yönde bir mekanizmaya dair yol göstericiliğiniz olacak mı? 
 
“Bu konu ile ilgili Adalet Bakanlığı’nın yaptığı bir çalışma var. Ama bu ne zaman neticelenir, bu tabii ki yargı meselesi. Bunu şu an benim söylemem mümkün değil. Ama biz arkadaşlarımıza, ‘Bu konuda adaletin tecellisi için bir yasal çalışma yapın’ dedik. Şu anda Adalet Bakanlığı’nda böyle bir çalışmayı arkadaşlarımız yürütüyorlar.”  
 
Senegal ile hedef  400 milyon dolar
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile birlikte başkent Dakar’da Türk şirketleri tarafından yapılmakta olan inşaatların şantiyelerini ziyaret etti. Erdoğan gazetecilerle sohbetinde Senegal ile ilgili “Ticaretimiz 2017’de 250 milyon dolara ulaştı. Hedefimiz inşallah bunu 400 milyon dolara çıkmak. Türk firmalarının inşaat, demiryolu enerji ve metalurji alanlarında Senegal’de önemli çalışmaları var. Türk firmalarına bir güven söz konusu” dedi.
 
Varlık Fonu’na güçlü isim arayışı
 
Türkiye Varlık Fonu için yeni bir yol haritası var mı? Fonun Başkanı görevden alındı. Yeni atama da yapılmadı. Planınız nedir? 
 
“Varlık Fonu şu anda vekaleten yürüyor. Bu vekaleti asalete çevirme yönünde başbakanımızın bir çalışması var. Kendileri bir çalışma yapıp Varlık Fonu’nun başına güçlü, inandığımız, piyasaların da hakikaten takdir edeceği bir ismi bulalım diye bir gayretin içindeler.” 
 
Faizde görüş farklılığı var
 
Kredi faizlerinin düşmesi için bankaları yönlendirici adım atılması söz konusu mu? Neler yapılabilir? 
“Faiz meselesinde devlet bankaları ve danışmanlarımla bir çalışma yaptık. O çalışmanın ardından Sayın Başbakan da bir çalışma yaptı ve arkadaşlarımıza bir süre verdi. Onlar bir çalışma yapacaklar. Akabinde de benim başkanlığımda bu konuyu müzakere etmek üzere tekrar bir araya geleceğiz. Çünkü faiz meselesinde tabii bazı arkadaşımızla tam anlamıyla uyumlu da sayılmayız. Ama faiz konusuna çözüm de bulmamız lazım. Yüksek faiz uygulaması ile ülkemizde yatırımı teşvik edemeyiz, yatırımı teşvik edemediğimiz zaman da istihdamı artıramayız. En büyük sıkıntı burada geliyor. Bakıyorsunuz bir banka 2,7 milyar kar ettiklerinden söz ediyor. Öbürü şu kadar kar ettim diyor. Halbuki kar dedikleri, faiz sayesinde yaptıkları sömürüden ibaret. Hiçbirisi, ‘Biz yatırımcıyı teşvik edelim de sürümden kazanalım’ derdinde değil. Bu ülkede yatırıma destekte elimizdeki bu imkanları onlarla paylaşmak suretiyle ülkenin kalkınmasına yardımcı olalım diye de bir dertleri yok. Bu finans sektörü böyle bir sektör. Onun için şu anda arkadaşlarımız bu çalışmalarını yapıyorlar, bu çalışmadan sonra kendileri ile bir araya tekrar geleceğiz ve kararımızı alacağız.”
 
 
TİKA’nın yaptığı merkezi ziyaret
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Dakar’ın doğusunda yer alan Pikine kentinde yaptırılan Pikine Sosyal Pediatri Enstitüsü Kadın ve Çocuk Merkezini ziyaret etti.
 
 
 

ETİKETLER