Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterindeki "GPS hırsızlığı" davası

AA |  18 Nisan 2019 Perşembe - 13:48 | Son Güncelleme : 18 04 2019 - 13:48

BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin, helikopterin düşmesiyle hayatını kaybettiği olayın ardından helikopterdeki GPS cihazlarının sökülmesiyle ilgili 10 sanığın yargılanmasına devam edildi.


Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı  Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin, 25 Mart 2009'da hayatını kaybettiği helikopter  düşmesi olayının ardından, helikopterden GPS cihazlarının sökülmesi ile ilgili 10  sanığın yargılanmasına devam edildi. 
 
Göksun Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya başka bir  soruşturmadan da tutuklu sanıklar Davut Uçum, Aydın Özsıcak ve Yusuf Yiğit ile  tutuksuz sanıklar Ebubekir Semih Yüksekkaya, Halil İbrahim Açan, Bekir Çerikçi,  Cemal Şahin, Suat Kaplan, Nedim Bakırhan ve Nusret Memiş ile avukatlar katıldı.
 
Dosyaya eklenmek üzere mahkemeye gönderilen bazı belgelerin  okunmasının ardından, tanıkların ifadeleri dinlendi.
 
Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden ifade veren kaza  kırım ekibinde görevli Kerem Mumcuoğlu, Ankara'da Sivil Havacılık Genel  Müdürlüğünde bulunduğu sırada helikopterin düştüğünü öğrendiğini söyledi.
 
Helikopterin kırıma uğramasıyla ilgili ekipte bulunması gereken Hamza  isimli arkadaşının gitmemesi üzerine kendisinin görevlendirildiğini belirten  Mumcuoğlu, kazanın ardından 28 Mart'ta kaza mahalline ulaşmaya çalıştıklarını  ancak hava şartlarından dolayı sadece havadan fotoğraflama yapabildiklerini dile  getirdi.
 
Mumcuoğlu, 29 Mart'ta askeri helikopterin sorumlusunun sadece 3 kişiyi  götürebileceğini söylediğini, bu nedenle kendisinin ekipte yer almadığını, kaza  kırım ekibinden Şıhmehmet Sevdim, Feridun Seren ve esas havacılık teknisyeni  Kenan Köksal'ın gittiğini ifade etti. Kerem Mumcuoğlu, "Biz 31 Mart'ta  gittiğimizde cihazın yerinde olmadığını gördüğümüzde kazanın herhangi bir kaza  olmayıp siyasi ve cinayet yönü olması nedeniyle tutanak tutma ve cumhuriyet  savcısına sözlü bildirme lüzumu hissettik." ifadelerini kullandı.
 
Argus 5000 CE isimli cihazın yerinde olmadığını iki gün önce çekilen  fotoğraflardan anladıklarını ifade eden Mumcuoğlu, "Bir diğer cihaz olan Skymap 3  C isimli cihaz helikopterde bulunması gereken bir cihaz olmadığından, karlar  üzerinde olduğunu daha sonra fotoğraflamalarda fark ettik. 31 Mart'ta cihazla  ilgili cumhuriyet savcılığına sözlü olarak bilgi verdik. Aynı gün Feridun'un bir  tutanak tuttuğunu hatırlıyorum. Ancak bu tutanağı yanlış hatırlamıyorsam, mayıs  ayına ait tarih atarak imzaladık. Çünkü cihazın karlar altında bulunması ihtimali  vardı." diye konuştu.
 
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) tarafından hazırlanan raporun  sorulması üzerine Mumcuoğlu, "ODTÜ heyetinin yanında ben de vardım. Bizim o gün  görerek incelediğimiz tek cihaz ELT cihazıdır. Argus ve Skymap isimli cihazları  fiilen görmedik. Malatya savcılığı huzurunda alınan beyanım muhtemelen yanlış  geçmiş." dedi.
 
Mumcuoğlu, köy muhtarının ahırında helikopterin kapısının bulunduğunu,  söküldüğü iddia edilen cihazların muhtarın evinde olmadığını ve söküldüğü iddia  edilen cihazların karakutu mahiyetinde olmadığını ileri sürdü.
 
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz, Mumcuoğlu'nun Şıhmehmet  Sevdim'in telefon tapelerinde yer alan "(Feridun Seren ile ilgili) 'Biz ona  söylemedik mi, bunları rapora yazalım mı diye? Bize danalar gibi bağırmadı mı?"  yönündeki ifadeleri hatırlatarak, bunların ne demek olduğunu sorması üzerine  Mumcuoğlu, 31 Mart tarihinde Feridun Seren ile herhangi bir tartışmaları  olmadığını ancak daha sonra ilerleyen zamanlarda olaydan sorumlu  tutulabilecekleri düşüncesiyle ve kaza olayının şaibe olarak görülmesi nedeniyle  cihazın yerinde olmadığı hususunun kaza kırım raporuna alınması konusunda  aralarında ihtilaf olduğunu aktardı.
 
Mumcuoğlu, "Ben Feridun'a cihazdan kara kırım raporunda bulunması  gerektiğini söyledim ancak Feridun olayın adli bir vaka olduğunu ve cumhuriyet  savcısına bilgi verildiğini, olayın raporda geçmesine gerek olmadığını söyledi."  dedi.
 
Tanıklardan esas havacılık teknisyeni Kenan Köksal ise helikopter  şirketi çalışanı olduğu için olay yerine gittiğini ve burada sadece 20 dakika  durabildiklerini, ELT cihazının yerini gösterdiğini ve kendisinden sökmesinin  istendiğini söyledi.
 
ELT cihazını değiştirdiği yönündeki iddiaları kabul etmeyen Köksal,  "20 dakika gibi kısa bir zaman dilimi içerisinde benim bunu yapmam mümkün  değildir. ELT cihazının ABD'de testi yapılmıştır, çalıştığı anlaşılmıştır. Ancak  cihazın anteni koptuğu için sinyal gönderememiş. Yine ELT cihazının anteninin de  bizim tarafımızdan sökülüp atıldığı iddiasını kabul etmiyorum. Bu cihaz Mehmet  Aytar isimli kişi tarafından daha önce takılmıştır. Aytar bunu da kabul  etmiştir." diye konuştu.
 
"Cihazlar ele geçse helikopterin uçaklar tarafından türbülansa  düşürüldüğü ortaya çıkacak"
 
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Kemal Yavuz, tanıklardan Kenan Köksal'ın  olay yerinde bulunmaması gerekmesine karşılık olay yerinde bulunduğunu, olmayan  ELT cihazının yerine bir ELT cihazı takarak varmış gibi fotoğrafladığını ifade  etti.
 
ELT cihazının anteninin kaza kırım ekibi tarafından kırılarak  atıldığını belirten Yavuz, şunları kaydetti:
 
"Bu nedenle enkazdan sinyal alınamamıştır, daha doğrusu sinyal  alınamama sebebine zemin oluşturmuşlardır. Olayın zayıf halkası Kerem'dir. Diğer  kaza kırım üyelerinin baskısı altındadır. Kokpit üzerinde bulunan garmın isimli  cihazın hafıza kartı sökülmüştür. Helikopterden sökülen cihazlar yükseklik, konum  ve istikamet bilgisine sahip cihazlardır. Bu cihazlar ele geçse helikopterin  uçaklar tarafından türbülansa düşürüldüğü ortaya çıkacaktı. Türbülansa alınan  helikopter düşmüştür."
 
Yavuz, kaza kırım ekibi ile askeri helikopterin kaza kırımına giden  sanıkların aynı el tarafından yönlendirildiğini, Skorsky helikopterinin bilerek  kaza kırıma uğratıldığını ve cihazları sökenlerin de askerler olduğunu belirtti.
 
"Örgütlü bir yapıya hizmet etmişlerdir"
 
Helikopter pilotu Kaya İstektepe'nin "5 kilometre önümü görmezsem  uçmam." dediği yönünde şahitlerinin bulunduğunu ifade eden Yavuz, "Olayın sis ve  helikopter şartlarından meydana geldiğini kabul etmiyoruz. Zira pilot Kaya,  tecrübeli bir pilottur. Gerek kaza kırım üyeleri, gerekse sanık askerler bilerek  veya bilmeyerek örgütlü bir yapıya hizmet etmişlerdir. Özellikle anten kısmında  tahribat yapılmıştır." diye konuştu.
 
Diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmeyerek, beraatlerini istedi.
 
Olayda yaşamını yitiren İsmail Güneş'in eşi Yasemin Güneş, olayın kaza  değil, suikast olduğunu dile getirerek, cihazların çalınmasının bunun en büyük  delili olduğunu söyledi. Yasemin Güneş, sanıkların cezalandırılmasını istedi.
 
Muhsin Yazıcıoğlu'nun kardeşi Yusuf Yazıcıoğlu ve kız kardeşi Maviş  Ocak da sanıkların cezalandırılmasını talep etti.
 
Duruşma, eksik belgelerin giderilmesi için 19 Eylül'e ertelendi.
 
Duruşmaya, Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ile hayatını  kaybedenlerinin yakınları katıldı.