Gazetevatan.com » Yazarlar » Kelebek Avı’nı fark etmek

Kelebek Avı’nı fark etmek

24 Eylül 2018 Pazartesi


‘İnsanca yaşamak ve insanca çalışmak istediğimiz için...’

3. Havalimanı İşçileri

Bu böyle bir müddet daha gidecek. Böyle...

Sonra ise...

Bir havaalanı telaşı içerisinde gıcır pistlere bakarken bir anda yolcunun birinin aklına sizler düşeceksiniz.

Ailesine bakıldığında paraya ihtiyacı olmayan ama kendini yaşama borçlu sayan helal süt içmiş gencecik biri olacak o.

O zaman onun dilinde, zihninde, birazdan bineceği ve Erasmus programına dahil olacağı yakın gelecek kadar, sizler de olacaksınız.

O zaman, zamanı geldiğinde, Avrupa’nın uzun gecelerine, hatta geceleşmiş gündüzlerine bakıp dururken dünyada niye bu kadar adaletsizlik var sorusunun, dibinden çıkılmaz bir soru değil, cevabı mevcut bir soru olduğunu keşfettiğinde bu genç insan, sizin verdiğiniz mücadelenin anlamına anlam katılmış olacak.

Size nasıl söylesem... Yalnız değilsiniz. Yeni yetişmekte olan ve bir sürü zırvanın içerisinden kendine yol çizmeye çalışan genç insanın zihni, sizin ve sizin gibilerin yaşadığını görmeye muktedir.

Neden derseniz, dünya kendi tezinin ‘kendi’ antitezini üretmekle meşgul bu ara.

Sessiz sedasız gibi görünen bir üretim bu. Ama öyle.

Geçtiğimiz hafta, Bianet’te genç insanların katıldığı bir atölyede de gördüğüm buydu. Bir sonraki gün üniversiteli sınıfımda da gördüğüm... Dünya bugün bu halde olmasaydı, biz şimdi bitlerimizi ayıklıyorduk diyen o güzelim insanlar... Onlar var... Yarının insanları onlar olacak; geliyorlar. Aynı düşüncelere mi sahipler? Asla. Onları özel ve güzel kılan da bu zaten. Ancak yaşanmakta olan adaletsizliğe ve talana verecekleri yanıt öngörülebilecek bir yanıt. Tüm bu toza, dumana rağmen. Başka bir nesil geliyor.

Alın size kentsel dönüşüme dair yazılmış bir paragraf. Yazı Pelin Denizli’ye ait. Sultancıklı Melike’nin zamanında Fikirtepe’ye, göçe dayalı hayatının ‘bir daha başka bir yere gitmem’ direnişine dair önemli bir kesit-gidecek, gitmek zorunda kalacak olsa bile:

‘Ama Melike mıhlanmış gibi kıpırdamaz. Şaşırır kocası, bir iki dürter ve anlar. Karısı Sultancıklı değil, Fikirtepeli’dir. Melike, tıpkı o tutsak edilmekten kurtarmaya çalıştığı, ait olmadığı kavanoza girmek istemeyen kelebekler gibi çırpınır. İnsanlığın başlattığı bu kelebek avına, sırf başkaları toprağından koleksiyon yapabilsin diye gitmeye hiç yanaşmaz.’

***

Gençler Kelebek Avı’nın farkında. İnsanca yaşamak ve insanca çalışmanın ne olduğunun da. Yarını farklı kılacak olan da bu olacak.