Mücevherde yeni trend: Renkli kombinler

PINAR TARCAN / VATAN |  07 Aralık 2014 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 07 12 2014 - 2:30

Zorlu Center’daki en ünlü mücevher markalarından oluşan yeni pasaj ise Kapalıçarşı’nın şehir merkezindeki alternatifi oldu bile. İşin erbabı Atilla Karat’ın yaratıcısı Atilla Anlı, değerli taşlarda yeni trendleri anlattı. Şu sıralar en moda farklı taşlardan oluşan kombinler...


Atilla Karat markasını yaratan Atilla Anlı, Türkiye’ye ilk pırlanta ithalatını yapan kişi. Markasının ardında müthiş bir hikaye var. Babası Mardin’de toptan bakkaliye işinde olan Atilla Anlı, tesbih yapıp gazlı çakmak tamir eden hayat dolu bir çocukluk geçirmiş. 10 yaşında Mardin’den İstanbul’a gelip iyi bir mücevher ustasının yanıda işe başlamış. O yaşta Kumkapı’da tek başına kalmış. 15 yaşında kendi atölyesini açmış, dil bilmediği için 80’de İngiliz Kültür’e gidip İngilizce sorununu aradan çıkarmış.  Sanat aşkı ağır basınca konservatuara yazılmış ancak oradan da atılınca sanatı taşlarda konuşturma konusunda karar kılmış. İşte Atilla Anlı’nın gözünden Türkiye’deki pırlanta piyasası, trendler ve püf noktalar...

‘Kadınlar kıyafete göre tasarım istiyor’

Kapalıçarşı ezberi bozulur mu bu pasajla?

Kapalıçarşı ezberi hiçbir zaman bozulmaz, çünkü tarihi bir yer. Tek sıkıntısı Eminönü’ndeki trafik sorunun çözülememesi. Zorlu’yu ise bir AVM olarak değil bir çarşı olarak kabul ediyorum.

Pırlanta piyasasında neler değişti?

Pırlanta bence son 10 yıldır üçe ayrıldı. A plus, B ve C. Şimdi C zaten imitasyona dönüşen bir pırlanta sistemi oldu artık. Yani 300 liraya, 500 liraya satılıyor. 599 liraya pırlanta var diyorlar, bunlar çok komik. Pırlantanın da bir şerefi var ama maalesef ki böyle oldu. Pırlanta alırken yatırım olarak da düşünülmeli. 

Yazlık ve kışlık pırlanta ayrımınız var sizin. Yazlık pırlanta ve kışlık pırlanta arasında ne fark var? 

Biz artık kıyafete göre takı tasarımı yapıyoruz. Bir cemiyet düğününe katılmak isteyen bir kadın, abiye kıyafetini gösterip elbisesine göre özel bir tasarım sipariş edebiliyor. Gelenler, “Nasıl bir tuvaleti kıyafeti alıyorsam bu takıyı da alıyorum” diye bir taleple geliyor. Mevsimsel faktörlere gelirsek, yazın çiçekli ya da cıvıl cıvıl renkli bir kıyafet giymişsiniz buna beyaz pırlanta takamazsınız. Biz o kıyafeti örnek alarak, özenerek ona tasarım yapıyoruz. ‘O elbiseye ne gider’ diye beyin fırtınası yapıyoruz. Dünyada da önemli markalarda hep bu var. Renkli mücevher dünyada da çok revaçta. Biz de dünyadaki bu trendin kesinlikle kopyasını değil, daha güzelini, daha iyisini nasıl yaparız diye bir çalışma içerisindeyiz. Kışın ise daha sade, klasik kesimlere ve renklere yöneliyoruz. Renkli kombinler yerine yeşil zümrüt bir gerdanlık tercih etmek daha yerinde olacaktır.

Dört taştan bir yüzük...

Atilla Anlı, yeni kreasyonundan özel bir parça üzerinden kombinlerin örnek de veriyor: “Bu yüzükte safir, zümrüt, star yakut, pırlanta olmak üzere dört değerli taş var. Her birinin özel tasarlanıp kesildiği çok özel bir parça. Bir beste titizliğinde hazırladık. Bir de fiziği düşünmek lazım. Takacağın parmaktaki rahatlığı çok çok önemli. Herkes bilgi birikimini bir araya getirip ortak bir çalışma çıkıyor. En önemli olay hangi rengi hangi renge kombinleyip çıkaracağımız. Şimdi hiç aklınıza gelir miydi kapşon zümrüt, kapşon zümrüt, star ruby’den (yakut) oluşturup şöyle bir yüzük çıkarmak. Benden bir tane daha isteseniz ben bir sene daha veremem bu yüzüğü. Bu şekilde tıraşlanacak. Kapşon zümrütlerin içini delip içinden altın geçireceğiz, alta bağlayacağız.

Yaklaşık değeri ne kadar bu yüzüğün?

35 bin dolar. Ama benim için tahmini değeri biçilmez, çünkü büyük bir sanat var. Bunu satmak için yapmadım böyle bir şey yapabiliyor muyuz diye. Çok yakın tarih içinde Nur-i Osmaniye’deki imalathane aynı zamanda teşhir salonu yaptık orada. Orada çok önemli takı tasarımları sunacağız. Bahara bir çiçek koleksiyonu yetiştiriyoruz. Herkes “Kafayı yemişsin” diyor bunun için, envai taşlar kestirdim.

En pahalı taşı Çinliler alıyor

Safirde renk skalası geniş diyorsunuz, pırlantadaki  renk skalası nasıl?

Türkiye’de genelde sarı ve beyaz pırlantaya alışkanlık var. Ama dünyada çok nadir bulunan pembe, kırmızı, mavi parçalar var. Bir pembe taş mesela, bazen bir karatı istenilen  kaliteli ise 600-700 bin dolar kadar para yapar. Eğer çok istenilen kırmızılıkta ve temizlikteyse... Ama o dünyada çok çok nadir bulunur. İnanmayacaksınız ama onun tek pazarı alıcısı Çinli. Dünyadaki müzayedelerde pırlanta konusunda en eli açık müşteriler Çinliler. Hatta bir tane müzayedede pırlanta bir kolye açık artırmaya çıktı ve 27 milyon dolar civarında. Şok oldum, ‘Çinli böyle bir parayı çıkartıp alabiliyor’ diye.

‘12 saatlik uçak yerine neden Türkiye’ye gelmesinler...’

En iyi taşlar nereden geliyor?

Dünyada artık her yerde maden çıkmaya başladı. Eskiden bir bildiğimiz Afrika toprakları, Kanada, Avustralya çok önemlidir. Şimdi her yer pazar, Hong Kong, Dubai, Belçika, İsrail... Artık her şeyi her yerde bulma şansınız var. İnşallah Türkiye de bu pazarda olacak. Eğer bizden verim alıp da aradıklarını bulurlarsa siz Rusya’dan buraya 2 saat uçak uçarken, 12 saat uçak uçar mısınız. Bu avantajları sağlayabilirsek borsa çok verimli olabilir diye düşünüyorum. Rus pazaranının yüzde 80’ini kaybettik, hepsi Uzak Doğu’ya gitmeye başladı.

O pazarı Türkiye’ye geri almalıyız.

Pırlanta alırken en önemli nokta ne?

Çok dikkat etmek lazım. Uluslararası arenada sertifikalı olmalı. Ürünün arkasında firmanın da vereceği evraklar da mutlaka gözden geçirilmeli. Hem yatırım amaçlı hem bir ziynet eşyası olarak düşünmek lazım. ‘Ben bir cemiyet gecesine gideceğim bir kere kullanayım koyayım kenara’ olmamalı. O kadar yüklü bir para vereceğiniz zaman alacağınız şey de kıymetli özellikli olmalı. Koyduğumuz her mücevherin hem değeri vardır, hem de geri dönüşümünde de değeri vardır.