Milli Savunma Bakanı Akar açıkladı: Önümüzdeki yıl kullanılmaya başlanacak

AA |  21 Kasım 2019 Perşembe - 10:31 | Son Güncelleme : 21 11 2019 - 12:44

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Barış Pınarı Harekatı'yla ilgili açıklama yaptı. Bakan Akar açıklamasında, "Kürt kardeşlerimizle sorunumuz olmadığını ifade etmemize rağmen, Barış Pınarı Harekatı'nı yalnız yapmak zorunda kaldık" dedi.

Bakan Akar, açıklamasının devamında "Hava savunma sistemleri: TSK, Alçak/Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi HİSAR’ı inşallah önümüzdeki yıldan itibaren kullanmaya başlayacaktır. Bu başarı, yüksek irtifa hava savunma füze sistemimiz SİPER bakımından da büyük bir müjdedir" ifadesini kullandı.


Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2020 yılı  bütçesinin sunumunda, tüm dünyada güvenlik ve istikrarın birtakım risklere,  tehdit ve tehlikelere maruz kaldığını belirtti.
 
Başta siyasi, sosyal, ekonomik, askeri, teknolojik ve çevre faktörleri  olmak üzere yaşanan gelişmelerin istikrar ve güven ortamını ciddi şekilde tehdit  ettiğini ifade eden Akar, şunları kaydetti:
 
"Böyle bir ortamda başta FETÖ, DEAŞ, PKK/KCK/PYD-YPG gibi terör  örgütleri olmak üzere vatanımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın güvenliğine,  82 milyon vatandaşımızın huzur ve refahına, egemenlik ve bağımsızlığına yönelecek  her türlü tehdit ve tehlikeye karşı 'Ölürsem şehit, kalırsam gazi' anlayışı  içerisinde azim ve kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz. Mücadelemiz, en son  terörist etkisiz hale getirilinceye kadar gece-gündüz,  yaz-kış, dağ-bayır  demeden yurt içinde ve sınır ötesinde devam edecektir. Bu harekat ne zamana kadar  sürecek dendi? Bunun cevabı, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar.   Asil milletimizin ve sizlerin de desteğiyle terör örgütleri ile mücadelemiz, tüm  güvenlik güçlerimizle birlik, bütünlük ve koordinasyon içerisinde azim ve  kararlılıkla sürdürülmüş ve büyük başarılar elde edilmiştir."
 
Akar, terör örgütlerine yönelik artan bir tempoda devam eden  operasyonlarda barınma alanları ile lojistik üs ve depolarının imha edildiğini  belirterek, "Sözde lider kadroları etkisiz hale getirilerek, hudut hattında ve  ötesinde alınan tedbirler ile oluşturulan baskı neticesinde terör örgütlerinin  hareket serbestisi ve eylem kabiliyetleri önemli ölçüde engellenmiştir." dedi.
 
24 Ağustos 2016'da başlayan Fırat Kalkanı Harekatı'nın 29 Mart 2017'de  tamamlandığını hatırlatan Akar, "Önceliğimiz, bu harekatı DEAŞ'la Mücadele  Küresel Koalisyonu ile birlikte gerçekleştirmekti. Çok arzu etmemize rağmen bu  durum maalesef gerçekleşmemiş ve TSK, harekatı tek başına yapmak zorunda  kalmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri, DEAŞ'a karşı göğüs göğüse savaşan tek ordu  olup, Fırat Kalkanı Harekatı ile 3 binden fazla en radikal DEAŞ'lıyı Suriye'nin  kuzeyinde etkisiz hale getirmiştir." diye konuştu.
 
"12 GÖZLEM NOKTASI OLUŞTURULDU"
 
Akar, sınırlarda bir terör koridoru oluşturulma girişimlerinin  bertaraf edilmesi, hudutlarda güvenlik ve istikrarın sağlanması, sınırda  konuşlanan PKK/PYD-YPG ve DEAŞ'lı teröristlerin etkisiz hale getirilmesi için 20  Ocak 2018'de Zeytin Dalı Harekatı'nın başlatıldığını hatırlattı.
 
İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesinde, Astana Mutabakatı gereği ateşkes  ihlallerinin gözlenebilmesi için Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarınca 12 gözlem  noktası oluşturulduğunu dile getiren Akar, şunları ifade etti:
 
"İdlib'de Astana süreci ve Soçi Mutabakatı çerçevesinde çabalarımız ve  insani yardımlarımız hassasiyetle devam ediyor. Yeni bir mülteci akınının, yeni  insanlık dramının yaşanmaması için her türlü çabayı gösteriyoruz. Kalıcı istikrar  ve ateşkes ise ancak Rejimin işgal ettiği alanlardan 17 Eylül 2018 tarihli Soçi  Mutabakatı'nda belirlenen hatta çekilmesi ile sağlanabilecektir."
 
Münbiç'deki gelişmelere de değinen Bakar Akar, ABD güçlerinin 14 Ekim  2019'da bölgeden çekildiğini, müteakiben rejim unsurları tarafından güneyden  kuzeye intikal faaliyetinin gerçekleştirildiğini söyledi.
 
"KENDİ ADIMLARIMIZI ATTIK"
 
Rejimin, Suriye krizine, askeri yollarla çözüm üretme arayışından  vazgeçmediğini, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi kışkırtmalarını sürdürdüğünü, bu  tutumunu sürdüreceğine yönelik değerlendirmesini dile getiren Akar, "Bu kapsamda  özellikle Tel Rıfat'ta aktif bir tutum izlenmekte ve bölgedeki devriyelerin  yoğunlaştırılması için Rusya Federasyonu unsurları ile mutabakat görüşmeleri  devam etmektedir." dedi.
 
Fırat'ın doğusundaki ciddi terör tehdidine dikkati çeken Akar, şunları  kaydetti:
 
"Bu tehdidin ortadan kaldırılması konusundaki görüşlerimizi,  amaçlarımızı ve kararlılığımızı, Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bizler,  kamuoyuyla uzun zamandır paylaşıyoruz. Yaklaşık 70 yıllık NATO üyesi bir ülke  olarak önceliğimiz, müttefiklerimizle birlikte hareket ederek bu terör tehdidini  ortadan kaldırmak yönündeydi. Bu amaçla uzun görüşmeler gerçekleştirdik, ortak  birtakım çalışmalar yaptık. Ancak birçok konuda anlaşma sağlanmasına rağmen nihai  noktada mutabakat sağlanamadı ve maalesef Türkiye, terörle mücadelede yalnız  bırakıldı. Bunun üzerine Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda kendi  adımlarımızı attık ve 9 Ekim 2019'da Barış Pınarı Harekatı'nı başlattık. Harekat,  ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, Adana Mutabakatı, BMGK'nin  terörle mücadeleye yönelik kararları ile BM Sözleşmesinin 51'inci Maddesinde yer  alan 'Meşru Müdafaa Hakkı' çerçevesinde yapılmaktadır."
 
"158 TERÖR ÖRGÜTÜ MENSUBU ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ"
 
Akar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2020 yılı  bütçesinin sunumunda, terör örgütüne karşı mücadelenin Irak'ın kuzeyinde de azim  ve kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.
 
Bu kapsamda Hakurk ve Haftanin bölgelerinde başlatılan Pençe  harekatlarının planlandığı şekilde devam ettiğini anlatan Akar, "Operasyonlarda  şu ana kadar 9 silah arkadaşımız şehit olmuş, 74 personelimiz yaralanmış, buna  karşılık 158 terör örgütü mensubu ise etkisiz hale getirilmiştir" diye konuştu.
 
SINIR FİZİKİ GÜVENLİK SİSTEMİ
 
Suriye sınırında yürütülen Acil Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi  kapsamında, sınır hattı boyunca modüler beton duvar, devriye yolu, yüksek  güvenlikli tel çit ve gözetleme kulelerinin tesis edildiğini belirten Akar,  bunlar sayesinde hudut ihlallerinin önüne önemli ölçüde geçildiğini  vurguladı. 
 
İran hudut güvenliğinin artırılmasına yönelik hazırlanan İran Hududu  Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi Projesi kapsamında Ağrı, Iğdır ve Hakkari olmak  üzere 3 aşamalı olarak planlandığına işaret ederek, projenin 137 kilometrelik  bölümünün gerçekleştirildiğini söyledi.
 
EGE VE AKDENİZ'DEKİ DURUM
 
Yurt içi ve sınır ötesinde yürütülen terörle mücadelenin yanı sıra  Kıbrıs ve çevresi dahil, mavi vatandaki hak, alaka ve menfaatlerin korunmasına da  azim ve kararlılıkla devam ettiklerini dikkati çeken Akar, iyi komşuluk  ilişkilerini geliştirmek, karşılıklı anlayışı artırmak amacıyla, Türkiye ve  Yunanistan Savunma Bakanlıkları arasında başlatılan Güven Artırıcı Önlemler  kapsamında, 22-24 Mayıs 2019'da Atina'da ve 17-20 Haziran 2019'da Ankara'da olmak  üzere 2 toplantının icra edildiğini, üçüncü toplantının ise hazırlıklarının  sürdürüldüğünü bildirdi.
 
Akar, bu toplantılarda, 20 başlıkta Güven Artırıcı Önlemin icra  edilmesi üzerinde anlayış birliğine varıldığını aktararak, konuşmasına şöyle  devam etti:
 
"Bununla birlikte Doğu Akdeniz ve Ege'de Türkiye’yi adeta denize ayak  basamayacak hale getirmeyi amaçlayan çabalara ve uluslararası hukuktan  kaynaklanan haklarımızın çiğnenmesine de asla izin vermeyeceğiz.  Aynı şekilde,  Doğu Akdeniz'deki doğal kaynakların ülkemiz ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  dışlanarak adeta gasp edilmesi girişimlerini kesinlikle kabul etmeyeceğiz.  Türkiye, ısrarla Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta, deniz yetki alanlarında, eşit egemen  hakların korunması ve kaynakların adil paylaşımının tüm kıyıdaş devletlerin  mutabakatıyla belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır."
 
Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis araştırma gemileri ile Yavuz ve  Fatih sondaj gemilerinin Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait fırkateyn ve  korvetlerin korumasında araştırma ve sondaj faaliyetlerine devam ettiğini  belirten Akar, şunları söyledi:
 
"Diğer özel, tekil bir olayda bildiğiniz üzere KKTC bayrağının  yakılması olayı oldu. Bunu en sert şekilde kınıyoruz. Bu ırkçı saldırılar Kuzey  Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağının adada ebediyen dalgalanmasına asla engel  olamayacak. Bizim kimsenin hakkında, hukukunda, hele hele toprağında gözümüz  yoktur.  Bu konuda 'iyi komşuluk ilişkilerini arzu etmemiz' taviz ve zafiyet,  'Hiçbir oldubittiye izin vermeyeceğiz' dememiz de tehdit olarak algılanmamalıdır.  Kıbrıs bizim milli meselemizdir. Kimse bu konuda bizden taviz beklemesin. Bu  konudaki fikirlerimiz ve yaklaşımımız zaten ortadır.
 
Türk Silahlı Kuvvetleri, Ege ve Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve KKTC'nin  hak, alaka ve menfaatlerini korumaya, Kıbrıs Ada'sında uluslararası garanti ve  ittifak anlaşmaları doğrultusunda barış ve güvenliğin teminatı olmaya devam  edecektir."
 
NATO İLE İLİŞKİLER
 
NATO ile ilişkilere de değinen Akar, "Son dönemde NATO üyesi bazı  ülkeler Türkiye'nin güvenliği başta olmak üzere pek çok konuda müttefiklik ruhuna  uygun bir tutum sergilememiş olsa da NATO bizim için hala önemli bir savunma ve  iş birliği zemini olmayı sürdürmektedir" dedi.
 
Akar, geçmişte olduğu gibi şimdi de müttefiklerle dayanışmayı değerli  gördüklerini ifade ederek, NATO üyeliğinden veya müttefiklikten vazgeçmek gibi  bir niyetlerinin olmadığını, bu konudaki bütün sorumlulukları yerine  getirdiklerini ve getirmeye devam edileceğini söyledi.
 
NATO'nun ruhuna ve misyonuna uygun hareket eden Türkiye'nin,  müttefiklerinden de benzer bir yaklaşım beklemesinin en doğal hakkı olduğunu  vurgulayan Akar, "Türkiye sadece kendi sınırlarını değil, NATO sınırlarını da  korumaktadır. Türkiye'nin güvenliği, NATO dahil tüm Avrupa'nın güvenliğidir.  Bilinmelidir ki Avrupa ile terörizm arasındaki son engel olan Türkiye, terörizmle  savaşın cephe ülkesidir." değerlendirmesinde bulundu.
 
BARIŞI DESTEKLEME VE KORUMA FAALİYETLERİ
 
Türk Silahlı Kuvvetlerinin NATO, BM ve AB bünyesinde Afganistan'dan  Kosova'ya ve Bosna Hersek'e, Lübnan'dan Somali'ye kadar dünyadaki barışı  destekleme misyonlarına katkı sağladığını belirten Akar, Türkiye'nin  Afganistan'da halen NATO tarafından yürütülen Kararlı Destek Misyonu'na en büyük  katkıyı yapan ikinci NATO ülkesi olduğunu dile getirdi.
 
Suriye'deki gelişmelere bağlı olarak hava ve füze tehdidine karşı hava  ve füze savunmasına takviye etmek için müttefik ülkelerce Türkiye'ye Patriot ve  SAMP-T sistemlerinin konuşlandırıldığını anımsatan Akar, şöyle konuştu:
 
"Bu kapsamda, İspanya'nın 2015 yılında konuşlandırdığı PATRIOT  sistemleri 2019 yılı sonuna kadar ülkemizde bulunacaktır. Bu sürenin daha da  uzatılması söz konusudur. Ancak İtalya'ya ait SAMP-T sistemi yıl sonu itibarıyla  ülkemizden ayrılmış olacaktır.  Ülkemizin hava ve füze savunması için uzun  menzilli bir hava ve füze savunma sisteminin milli imkan ve kabiliyetler ile  tasarlanıp üretilmesine yönelik çalışmalarımız da son hızla devam etmektedir.
 
TSK, Alçak/Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi HİSAR'ı inşallah  önümüzdeki yıldan itibaren kullanmaya başlayacaktır. Bu başarı, yüksek irtifa  hava savunma füze sistemimiz olan SİPER bakımından da büyük bir müjdedir. SİPER  envantere girinceye kadar aciliyet arz eden yüksek irtifa hava ve füze savunma  sistemi ihtiyacımızın bir an evvel karşılanması maksadıyla Rusya Federasyonu'ndan  S-400 tedariki için başlattığımız süreç planlandığı şekilde devam etmektedir."
 
Akar, mayın temizleme çalışmalarına ilişkin ise "Büyük bölümü  ülkemizin doğu ile güney sınır bölgesinde yer alan mayınlı bölgeler olmak üzere,  toplam 15 milyon metrekarelik mayınlı bölgenin temizliği tamamlanarak, 21 bin 800  civarında mayının imha edilmesi sağlanmıştır." dedi.
 
PERSONEL FAALİYETLERİ
 
Türk Silahlı Kuvvetlerinin personel mevcuduna da değinen Akar,  "TSK'nin halihazırdaki mevcudu 367 bin 777'si asker, 41 bin 405'i sivil olmak  üzere toplam 409 bin 182 personelimiz bulunmaktadır." bilgisini verdi.
 
FETÖ'nün 15 Temmuz'daki hain darbe girişimi ardından yaşanan ihraç  sürecine ilişkin de bilgi veren Hulusi Akar, şöyle devam etti:
 
"15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle  TSK'den 150 general/amiral, 8 bin 413 subay, 7 bin 612 astsubay, 1232 uzman  erbaş/sözleşmeli er, 459 devlet memuru/işçi olmak üzere toplam 17 bin 866  personel ihraç edilmiştir. 2 bin 709 personel de geçici görevden uzaklaştırma  kararıyla şu anada görevlerinden uzaklaştırılmış bulunmaktadır. Ayrıca 909 emekli  personelin daha sonra ortaya çıkan bilgi ve belgeler çerçevesinde rütbeleri geri  alınmıştır."
Silahlı Kuvvetlerin, içindeki FETÖ'cülerin temizlendikçe güçlendiğini  ve milletiyle daha sıkı bütünleşerek her zamankinden daha etkin, caydırıcı ve  saygın şekilde faaliyetlerine devam ettiğini bildiren Akar, "FETÖ ile mücadele  kapsamında, Cumhuriyet Başsavcılıkları, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile  koordinasyon faaliyetlerimiz aksatılmadan sürdürülmektedir. Yeni bilgi ve belge  elde edildikçe, gerekli adli/ idari işlemler derhal başlatılmaktadır. FETÖ  bağlantılı son personel de Bakanlığımız bünyesinden temizleninceye kadar  mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Amacımız, bu şanlı üniformayı tek bir  hainin bile taşımasına engel olmaktır." ifadelerini kullandı.
 
PERSONEL TEMİN DURUMU VE ASKEREALMA FAALİYETLERİ
 
Personel teminine yönelik çalışmalar kapsamında Milli Savunma  Üniversitesine bağlı olan Harp Okulları ve Sağlık Bilimleri Üniversitesinde 7 bin  215, Astsubay Meslek Yüksek Okullarında 4 bin 413, dost ve müttefik ülkelerden  971 misafir askeri öğrenci olmak üzere toplam 12 bin 599 askeri öğrenci öğrenim  gördüğünü ifade eden Akar, modern, öngörülebilir, eşit hizmet sürelerine sahip,  eğitimli insan gücü kaynağının etkin ve verimli kullanılmasına yönelik yeniden  düzenlenen Askeralma Kanunu'nun 26 Haziran 2019 yürürlüğe girdiğini anımsattı.
 
Kanun kapsamında askerlik hizmetinin erbaş ve erler için ilk 6 ay  zorunlu, ikinci 6 ay gönüllülük esaslı olmak üzere yeniden düzenlendiğini, yedek  astsubaylık statüsünün ilk kez ihdas edildiğini anlatan Akar, dövizle askerlik  hizmetinde yaş sınırı kaldırıldığını ve bedelli askerlik hizmeti uygulamasının  sürekli hale getirildiğini dile getirdi.
 
Özellikle yedek astsubaylık statüsünün halk tarafından büyük teveccüh  ile karşılandığını aktaran Akar, Bakanlığın vatandaş ve kurumlara yönelik  hizmetlerinin e-Devlet ağına entegrasyonunun önemli ölçüde tamamlandığını  söyledi.
Şehit ve gazilerin fedakarlıklarının karşılığının olmadığını bunun da  bilincinde olduklarını vurgulayan Akar, devletin ve milletin, bütün imkanlarıyla  bugüne kadar şehit ve gazilerin yanlarında olduğunu ve bundan sonra da olmaya  devam edeceğini vurguladı.
 
Milli ve manevi değerleri canı pahasına koruyan şehitlerin yakınlarına  ve gazilere yönelik ilgili bakanlıkların sorumluğunda sağlanan birçok hak  bulunduğunu ifade eden Milli Savunma Bakanı Akar, bu hakların geliştirilmesine  yönelik çalışmaların da başta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak  üzere, tüm ilgili bakanlıklarla koordineli olarak yürütüldüğünün altını çizdi.
 
Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görev yapacağı harekat bölgelerinde  konuşlanma ihtiyaçlarına yönelik yurt içi ve sınır ötesinde üs bölgesi kurulması  çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
 
Akar, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda bakanlığının 2020 yılı  bütçesinin sunumunda, askeri yardım ve güvenlik iş birliği faaliyetleri  kapsamında Milli Savunma Bakanlığınca bu sene dost ve müttefik ülkelere 126  milyon lira tutarında hibe ve tahsis işlemi gerçekleştirildiğini belirtti.
 
Yurt içinde ve sınır ötesindeki harekatların sağlık hizmet desteğinin,  sınır ötesi ve muharebe hattında askeri sağlık personeli, geri bölgede ise Sağlık  Bakanlığı personeli ile başarılı şekilde icra edildiğini ifade eden Akar, "Pençe  Harekatı için Hakkari/Derecik'te, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi Harekatı için  Hatay/Cilvegözü'nde, Zeytin Dalı Harekatı için Afrin/Cinderes'te Bakanlığımıza  ait 3 seyyar asker hastanesi aynı anda açılmış ve faaliyetlerine Sağlık  Bakanlığının personel desteği ile devam etmektedir." diye konuştu.
 
Yüksek teknolojiye dayalı savunma sanayisinde yerlilik ve millilik  oranının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği, teşviki ve desteğiyle  yüzde 70'lere ulaştığını dile getiren Akar, yürütülen modernizasyon çalışmalarını  şöyle sıraladı:
 
"F-16 uçaklarının modernizasyonu, lazer güdüm kiti, hassas güdüm kiti,  kanatlı güdüm kiti geliştirilmesi, lazer güdümlü roket, tank topu mühimmatı,  modüler barut, tank taşıyıcı araç ve römorku, çevre gözetleme radarı, silah  tespit radarı, hava savunma erken ikaz radarı, denizgözü ahtapot-s elektro-optik  keşif ve gözetleme sistemi, ateş destek otomasyon sistemleri, HÜRKUŞ, ATAK  Helikopteri, Bayraktar TB-2 Taktik İHA Sistemi, ANKA İHA Sistemi, Milli Gemi  (MİLGEM), Havadan Bağımsız Tahrikli (HBT) Denizaltı, Milli Piyade Tüfeği, ALTAY  Tankı ve Zırhlı Araçlar, BORA, KASIRGA ve HİSAR Sistemleri, Tanksavar Silah  Sistemleri, Hava Savunma Silah Sistemi (KORKUT) ve Satıhtan Satha Güdümlü Mermi  (ATMACA)."
 
ASKERİ FABRİKALARLA ÖZEL SEKTÖR ARASINDA İŞBİRLİĞİ"  
 
Akar, Askeri fabrika ve tersanelerin sanayicilerle daha yakından  çalışması, fabrika, tersane imkanlarının ekonomiye kazandırılması için Bakanlık  mevzuatında bazı düzenlemeler yapıldığını anımsatarak, gerek yurt dışı gerekse  yurt içi pazara yönelik ürün ve hizmet arzında, özel sektör ile askeri fabrika ve  tersaneler arasında muhtelif iş modellerinin geliştirildiğini ifade etti.
 
Söz konusu düzenlemelerin arasında "onaylı tedarikçi havuzu" ve  "stratejik iş birliği anlaşmaları" da yer aldığını ifade eden Akar, onaylı  tedarikçi havuzu ile kaliteli malzemenin zamanında ve en doğru şekilde teslimi  konusunda standartlık sağlamak, mal ve hizmet tedariğinde esneklik ve güvenirliği  artırmak ve tedarikçiler arasında rekabet artırılarak en düşük maliyetle mal ve  hizmet temin etmek amaçlandığını söyledi. Akar, stratejik iş birliği  anlaşmalarıyla da üretim, bakım, onarım, modernizasyon faaliyetlerinde kritik  önem arz eden ve yurt dışından temin edilen ham madde, malzeme, yedek parça ve  sistemlerin, bunlarla ilgili hizmetlerin yurtiçi tedarik kaynaklarının  oluşturulması maksadıyla kamu veya özel sektör kurum ve kuruluşlarıyla uzun  vadeli iş birliği yapılması yoluna gidildiğini belirtti. Askeri tersanelerce  yürütülen projelere de değinen Akar, şöyle devam etti:
 
"MİLGEM Projesi'nin 4'üncü gemisi KINALIADA Korveti 3 Temmuz 2017'de  denize indirilmiş olup geçici teslimi Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla 29  Eylül 2019'da yapılmıştır. İ sınıfı fırkateynlerin birinci gemisi olan  İSTANBUL'un 3 Temmuz 2017 tarihinde ilk kaynağı Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından  gerçekleştirilmiştir. Geminin blok inşa ve kızak üstü montaj faaliyetlerine devam  edilmektedir. 6 adet yeni tip havadan bağımsız tahrikli denizaltı projesi  başlamış, bu kapsamda dördüncü denizaltı AYDINREİS'in ilk kaynak töreni 4 Kasım  2018'de yapılmış, inşa ve donatım faaliyetlerine ise devam edilmektedir. Projenin  ilk denizaltısı PİRİREİS'in Aralık 2019 içerisinde havuza çekiminin  gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. İkinci denizaltı HIZIRREİS'in donatımına,  üçüncü ve dördüncü denizaltılarımızın gövde imalatlarına devam edilmektedir. Yine  bu dönemde projenin beşinci denizaltısı SEYDİALİREİS'in ilk kaynak töreninin icra  edilmesi planlanmaktadır. Bu projedeki kazanımlar, Milli Denizaltı (MİLDEN)  kapsamında inşa edilmesi hedeflenen yerli ve milli denizaltılar için güçlü bir  referans olacaktır. Ayrıca, PREVEZE Sınıfı Denizaltıların Yarı Ömür  Modernizasyonu ve BARBAROS Sınıfı Fırkateynlerin Yarı Ömür Modernizasyonu  projeleri yürütülecektir."
 
"ÖLÜRSEM ŞEHİT, KALIRSAM GAZİ..."
 
Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunun faaliyetlerine de değinen Akar,  Türk Silahlı Kuvvetlerinin, yerli ve milli silah sistemleri ile donatılmış,  eğitimi, disiplini, moral ve motivasyonu yüksek, modüler, esnek ve uluslararası  harekatlar dahil her türlü ortamda gece-gündüz kesintisiz görev yapma  kabiliyetine sahip etkin, caydırıcı ve saygın bir ordu niteliğinde olmasının  hayati öneme haiz olduğunu vurguladı.
 
Sayıştay denetçileri tarafından Bakanlıkta yapılan denetimler  neticesinde düzenlenen Milli Savunma Bakanlığı 2018 yılı Sayıştay Denetim  Raporu'nda herhangi bir kamu zararının tespit edilmediği, denetim sürecinde sorgu  gönderilen personel bulunmadığı, yersiz ödeme, ihale iptali veya yargılamayı  gerektirecek herhangi bir hususa rastlanmadığı ifadelerinin belirtildiğini  aktaran Akar, tasarruf tedbirleriyle ilgili gerekli hassasiyetin de  gösterildiğini dile getirdi.
 
Asil milletin tarih boyunca karşılaştığı tüm zorlukları kederde ve  kıvançta bir ve beraber olarak aştığını belirten Akar, "Bugün de milletçe birlik,  beraberlik ve dayanışma içerisinde karşılaştığımız zorlukları birer birer  aşıyoruz." diye konuştu.
 
Gücünü milletinin sevgisi, güveni ve duasından alan Türk Silahlı  Kuvvetlerinin kahraman ve fedakar evlatlarının hem bölge hem de dünya barışına  katkı sağlamaya devam edeceğini vurgulayan Akar, "Bu asil milletin bağrından  çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri başta FETÖ, DEAŞ, PKK/KCK/PYD-YPG gibi terör  örgütleri olmak üzere vatanımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın güvenliğine ve  82 milyon vatandaşımızın huzur ve refahına yönelecek her türlü tehdit ve  tehlikeye karşı 'Ölürsem şehit, kalırsam gazi' anlayışı içerisinde azim ve  kararlılıkla mücadelesini sürdürmektedir.  Mücadelemiz, en son terörist etkisiz  hale getirilinceye kadar gece-gündüz,  yaz-kış, dağ-bayır demeden yurt içinde ve  sınır ötesinde devam edecektir." dedi.
 
Hulusi Akar, savunma ve güvenlik konularını ülke, millet ve devlet  meselesi olarak gördüklerini, çalışmalarını da bu anlayışla sürdürdüklerini ifade  ederek, "Türk Silahlı Kuvvetleri, binlerce yıllık şanlı tarihimizden süzülüp  gelen milli, manevi ve mesleki değerleriyle akıl ve bilim ışığında, Anayasa  çerçevesinde ve yasalar doğrultusunda, milletinin emrinde ve görevinin  başındadır. Bizler savunma ve güvenlik konularını ülke, millet ve devlet meselesi  olarak görüyoruz ve çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz." diye konuştu.
 
Terörle mücadele ve sınır ötesindeki operasyonlarda ülkesinin birliği  ve beraberliği için şehit olan TSK mensuplarına Allah'tan rahmet gazilere şifa  dileyen Akar, sözlerini, "Şu anda karada, denizde, havada yurt içi ve sınır  ötesinde zorlu arazi ve hava şartlarında görevlerini büyük bir kahramanlık ve  fedakarlıkla yürüten kahraman mensuplarımıza sağlık ve esenlik içinde kazasız,  belasız hayırlı görevler diliyorum." diyerek tamamladı.