Milli Eğitim Bakanı: 15 Ekim'de vizyon belgesini açıklayacağız

AA |  17 Eylül 2018 Pazartesi - 14:21 | Son Güncelleme : 17 09 2018 - 16:17

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, iki ay bir haftadır, birçok kişinin kendisinden icraat beklediğini belirterek, "Artık bir şey yapması lazım Ziya hocanın diyorlar. Sosyal medyada özellikle bunu fark ediyorum. Ben bir bilim insanıyım, veriyi görmeden bir planlama yapmam." dedi.


Selçuk, yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması dolayısıyla TRT  Haber'de katıldığı canlı yayında soruları yanıtladı.
 
Eğitimin, toplumsal mutabakat olmadan yapılacak bir iş olmadığını dile  getiren Selçuk, "Çünkü bu bir millet ödevi. Millet ödevi olduğu için herkesin  ortak paydasına dikkat etmek gerekiyor. Bu yönden de aslında bir avantaj diye  bakıyorum bu desteğe." değerlendirmesinde bulundu.
 
Bakan Selçuk, 15 Ekim'de bir vizyon belgesi açıklayacaklarını  hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Bu belge, bizim yol haritamızı da ortaya koyacak. İstiyorum ki  arkadaşlarımla beraber, 3 yıl içinde her sene ne yapmayı planlıyoruz, bunu çok  net, şeffaf, hesap verebilir bir şekilde ortaya koyalım. Hiç kimse huzursuz  olmasın, bu ülkede ne olacağını görsünler. Bizim ne yapmak istediğimizi ifade  edelim. Neyi yapıp, neyi yapamadığımızı da bu ifadelerimize bağlı olarak görelim.
 
İki ay bir haftadır, birçok kişi icraat bekliyor. 'Artık bir şey  yapması lazım Ziya hocanın' diyorlar. Sosyal medyada özellikle bunu fark  ediyorum. Ben bir bilim insanıyım, veriyi görmeden bir planlama yapmam. Sahayı  görmem lazım ve bütün sistemi kabaca analiz etmemiz lazım. Bunu yapmadan 'akşam  düşündüm, sabah şunu yapayım' meselesi değil bu. Onun için 15 Ekim'e kadar biraz  sabretsin insanlar."
 
Bakan Selçuk, bilerek hemen acil icraatlara geçmemeyi tercih ettiğini  belirterek, "Çünkü eğitim gerçekten çok uzun soluklu bir iş. 1970'lerden beri  yaşadığımız sorunlar var. Bu sorunları bir ayın içinde bir icraatla yeniden  tanzim etmek doğru değil. Bu, uzun soluklu bir iş. Biz, bir maraton koşuyoruz."  dedi.
 
Öğretmen adaylarının eğitimine düzenleme
 
Gelecek ay açıklanması planlanan vizyon belgesine değinen Bakan  Selçuk, şunları söyledi:
 
"Büyük projeden kastım şu; eğitim bir sistem, hatta uluslararası, aynı  zamanda ulusal bir sistem. Bu sistemin bileşenleri var, alt sistemleri var. Alt  sistemlerin tümünün, birlikte dönüştürülmesi söz konusu. Bu alt sistemlerden  birinde, küçük bir değişiklik yaparsak, sistemin diğer bütün bileşenleri bundan  etkileniyor. O yüzden bizim yapacağımız değişiklik, sistemin bütün bileşenlerini  birlikte düzenlemeye çalışan bir değişiklik."
 
Selçuk, öğretmen eğitiminde YÖK ile beraber tarihi bir adım atma  fırsatı bulacaklarını, orta öğretimden yüksek öğretime geçişle ilgili çok ciddi  düzenlemeler planladıklarını, bu planlamaların tamamının araştırmalara dayalı  olduğunu belirtti.
 
Öğretmen eğitiminin göreve geldiğinden beri vurguladığı bir konu  olduğunu ifade eden Selçuk, yeni mezun olacak öğretmen adaylarının eğitiminin  yeniden düzenlenmesinin, eski öğretmen okulu tarzı bir öğretmen eğitimine  yönelmenin söz konusu olduğunu kaydetti.
 
Yıllardır öğretmenlerden şikayet edildiğini ama öğretmenin  mezuniyetinden önce ve sonra çağın gerektirdiği destekleri alamadığını vurgulayan  Selçuk, "Öğretmenimizin her türlü maddi ve manevi kalkınması için elimden gelen  bütün çabayı sarf ediyorum. Her yerden eğitim için bir şeyler koparmaya  çalışıyorum. Elbette öğretmenlerimiz bu uzun soluklu eğitimlere katıldığında,  kendilerine hem sertifika anlamında hem de maddi olarak bazı katkıların olması  planlanıyor." dedi.
 
Okulların CBS'deki yerleri belirleniyor
 
Bakan Selçuk, liseye geçiş ile ilgili ilk yerleştirme sonucunda 90 bin  civarında öğrencinin açıkta kaldığını, 1 milyon 15 bin öğrencinin istediği  yerlere yerleştirildiğini, hala 3 bin küsur öğrencinin bir yere yerleşemediğini  söyledi.
 
Bir liseye yerleşemeyen 3 bin küsur öğrenci için cumartesi günü yeni  bir genelge yayımladıklarını anlatan Selçuk, bu genelgenin, okulların çocukları  yerleştirirken daha esnek davranabilmeleri ve komisyonların bu çocukların  istedikleri yerlere yerleşmesi konusunda daha rahat hareket etmelerini sağlayan  bir genelge olduğunu kaydetti.
 
Bütün okulların coğrafi bilgi sistemindeki (CBS) yerlerini  çıkardıklarını aktaran Selçuk, dolayısıyla kaç dersliğin olduğunun somut olarak  görülebileceğini, sistemin çocuğun ve ailenin lehine dönüştürülmesinin mümkün  olduğunu, bunu gerçekleştireceklerini anlattı.
 
"Mesleki eğitime dokunmamız lazım"
 
Sınav sistemlerine ilişkin görüşü sorulan Selçuk, bir sınav  sisteminde, sınavı, soruyu ya da soru sayısını, adını değiştirmenin sınav  sistemini iyileştirmek veya ortadan kaldırmakla ilgili etkisi olan değişkenler  olmadığını söyledi.
 
Selçuk, kıta Avrupası'nda imkanı en iyi olan okulla imkanı kötü okul  arasındaki farkın yüzde 10 civarında, bunun Türkiye'de ise yüzde 60'ın üzerinde  olduğunu kaydetti.
 
Bakan Selçuk, Türkiye'de bu farkı yüzde 20'lere indirmeleri halinde  sınav baskısının doğal olarak azalacağına işaret ederek, bunun dışında  yerleştirme biçimiyle ilgili değişiklikler gerektiğini aktardı.
 
Mesleki eğitimin önemine vurgu yapan Bakan Selçuk, şöyle konuştu:
 
"Mesleki eğitimi güçlendirmeden asla yüksek öğretimdeki sınav talebini  düşüremeyiz. Bizim ortaöğretimdeki bu LGS vesaire sınavını planlarken asıl  mesleki eğitime dokunmamız lazım. Mesleki eğitim iyileştirilir ve çocuklar orada  gerçekten tatmin olurlarsa o zaman sınava girmekle ilgili talep de düşer. Bunun  gibi 8-9 ana faktör var. Bunların senkronize olarak dönüştürülmesi halinde sınava  olan talebin doğal olarak düşmesini bekliyoruz. Biz sınavın tipini, sorusunu,  adını değiştirerek çocukların bu konudaki problemini çözmeye çalışmayacağız.  Sistemin bütün bileşenlerini birlikte kotarmaya çalışacağız."
 
Bakan Ziya Selçuk, 3 yıllık programlarının sonunda bu konunun toplum  tarafından net olarak algılanacağını tahmin ettiklerini belirterek, "Benim  sorunum Türkiye'nin eğitim sistemini belli bir noktaya getirmek değil, benim  sorunum küresel rekabet sorunu. 'Bunun için ne yapabiliriz' sorunu 3'üncü yıldan  sonra Türkiye'nin karşısına çok büyük bir mücadele alanı olarak çıkacak." dedi.
 
Mevcut müfredatta bir değişim yapılıp yapılmayacağı sorulan Selçuk,  kısa vadede böyle bir düşüncelerinin olmadığını ifade etti.
 
"Şu anda 2 bin 540 civarında dershane var"
 
Selçuk, dershaneler konusundaki bir soru üzerine, dershanelerin tabi  ihtiyaçtan kaynaklandığını dile getirerek, "Eğer biz dershanenin ortaya çıkma  şartlarını düzenlemeksizin sadece dershaneyi ortadan kaldırmaya çalışırsak onun  varoluşunun tabi nedeni hala yaşıyordur, dolayısıyla dershane yaşıyordur. Şu anda  2 bin 540 civarında dershane var. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu dershanelerin kesin  ve net olarak kaldırılmasıyla ilgili şüpheye yer götürmeyecek şekilde talimatı  var." diye konuştu.
 
Bunun doğal şartlarının ortadan kaldırılması ve insanların  ihtiyaçlarını başka araçlarla giderilmesini sağlamak konusunda çalışmalarının  olduğunu vurgulayan Bakan Ziya Selçuk, bu çalışmanın da sona doğru geldiğini  söyledi.
 
Milli Eğitim Bakanı Selçuk, bununla ilgili 7 parametrede bir tedbir  paketlerinin olduğunu ifade ederek, "Bu paket, ihtiyacı yok saymıyor ama 'biz  bunu şu şekilde karşılıyoruz'un yanıtını veriyor. Bununla ilgili azami bir takvim  var. Azami 3 ay içerisinde kamuoyuyla paylaşılacak. Somut adımlarını takvimini de  ortaya koyarak ifade edeceğiz." dedi.
 
"Karma eğitim tartışması"
 
Karma eğitim tartışmasıyla ilgili görüşü sorulan Selçuk, mahkeme  kararı gereği karma eğitim ibaresinin yönetmelikten çıkarıldığını anlatarak,  şöyle devam etti:
 
"Bu buradan çıkınca Türkiye birden bire alevleniyor. Muhalefet  ihtiyacı olan insanlar da burada müthiş bir araç bulup bunun üzerinden konuyu  köpürtüyorlar. Yasada var olan bir şey ve bizim de şu an uymakla mükellef  olduğumuz ve desteklediğimiz bir metin var ortada. Bu metin orada dururken bir  alt metin olan yönetmelikte böyle bir ifade mahkeme tarafından istendiği için  kaldırıldığında bu kaldırılmış olmuyor. Zaten önemli olan yasadır, yönetmelik  değildir. Bizim ne böyle bir derdimiz var, ne bir programımız var, ne bir  hedefimiz var. Lütfen insanlar dedikoduyla hareket etmesinler, çok net olarak  bunu ifade etmiş olalım."
 
"İkili eğitim, sabahçı öğlenci eğitim tamamen kalkacak mı?" sorusu  üzerine Selçuk, "3 yıllık vizyonun temel parametrelerinden bir tanesi bu. Biz  bunu kaldırmak zorundayız. 2020 yılının sonu bizim bunun için hedefimiz. 3 yıllık  vizyonun içerisinde, 'Türkiye artık ikili eğitimi konuşmasın' şeklinde net bir  hedefimiz var. Bunu bir temenni olarak yapmayacağız, net bir hedef olarak  koyacağız. Dolayısıyla ikili eğitimin kalkması zaten geçen sene de o dönemki  Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım tarafından telaffuz edildi, 2020'nin sonunda  bunun kalkacağı, biz de ikili eğitimin kalkmasının ötesine geçmeyi hedefleyen bir  vizyon içeriğine sahip olacağız." diye konuştu.
 
Selçuk, tematik liselere yaklaşımının sorulması üzerine, şunları  kaydetti:
 
"Lise türlerini arttırmanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum,  deneyimlerim bunu gösteriyor. Bizim program türlerini arttırmamız lazım ama bu da  ekonominin ihtiyaçlarıyla paralel olması lazım. Eğitimin ana hedefi elbette insan  yetiştirmektir ama ekonomiyi de dikkate almaktır, sanayiyi de dikkate almaktır,  hizmet sektörünü de dikkate almaktır. Oradaki ulusal durum, milli perspektif ve  uluslararası perspektif neyse bizim lise programlarımız bununla ilgili  olabilmeli. Yani bizim çocuklarımız eğer bir meslek paketi alacaklarsa ki onu da  şimdiden söyleyeyim, Anadolu lisesi öğrencilerinin bile bir meslek paketi  almasını istiyoruz. Meslek lisesi zaten alacak ama her çocuğun bir beceriye sahip  olmasıyla ilgili bir modüler sistem üzerinde çalışıyoruz. Daha doğrusu bununla  ilgili çok ciddi bir birikim zaten eskiden beri vardı. Bizim iki sene önce simüle  ettiğimiz bir yapı da vardı. Onun biraz daha gelişmişini şimdi düzenliyoruz."
 
 "Aralık sonunda 20 bin öğretmen daha atanacak"
 
Selçuk, öğretmen atamalarıyla ilgili olarak şöyle konuştu:
 
"Bütçede bir tasarruf dönemindeyiz ve bu sene aslında 2018 için  planlanan öğretmen sayısı 20 bin ile sınırlıydı, sonradan 5 bin atama daha  gerçekleşti, ücretli öğretmenlerin kadroya alınmasıyla ilgili ve benim göreve  geldikten sonra Sayın Cumhurbaşkanımızdan, 'Öğretmen arkadaşlarımın  beklentilerinin farkındayım, onlar benim için hayattan bir şey bekleyen insanlar.  Onlar bir istatistik değiller, onlar insan ve umutları, beklentileri var.  Biliyorum ekonomik olarak da tasarruf dönemindeyiz ama bir 20 bin kadro daha.'  şeklinde istirhamım oldu ve inanın ikinci cümleyi kurmadan bu 20 bin kadro daha  alındı, aralık sonunda da bu yapılacak. Meclis'in açılmasını bekliyoruz. Şu an  yapamamamızın nedeni bu kanuni bir düzenleme gerektirdiği için Meclis'in  açılmasını bekliyoruz. Aralık sonunda 20 bin öğretmen daha atanacak."
 
Sözleşmeli öğretmenlerin bazılarının güvenlik soruşturması nedeniyle  bugün göreve başlayamaması ile ilgili olarak da Selçuk, "En geç bu hafta içinde  çözülür, Sayın İçişleri Bakanımızla cuma günü tekrar görüşme fırsatımız oldu ve  orada kendisinin talimatı doğrultusunda hemen 2-3 gün içerisinde bunun  halledileceğiyle ilgili bilgi aldım. Yani muhtemelen yarın itibarıyla bu sorun  tümüyle çözülmüş olacak." diye konuştu.
 
Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Öğretmen arkadaşlarıma daha fazla bir şey söylemeyeyim çünkü onlar  beni anlıyorlar, onlar benim gözümü gördüklerinde ne demek istediğimi biliyorlar,  kendilerine şükran borçluyum. Çocuklarıma, kuzularıma söyleyeceğim şey, çaba  göstermeleri, emek vermeleri. Küçük küçük çukurlar kazmak değil de kuyu kazması  lazım çocukların, yani uğraşması, didinmesi lazım, çok yorulması lazım, böyle  yaptığında hayatın kendisine gülümsediğini fark edecek. Velilerimizden beklentim  şu, kendi öz geçmişlerine bakarak çocukları için bir öz gelecek yaratmasınlar,  onların öz geçmişi çok farklı bir şey, bu çocukların gelecekleri çok farklı bir  şey. Müsaade etsinler, öğretmenlerin sağduyusuna güvensinler, onlarla iş birliği  yapsınlar ve çocuklarının peşinde aşırı derecede durmasınlar. Çünkü eskiden 5  çocuğu olan, 4 çocuğu olan bir ailenin ilgi, sevgi, zaman, para çocuğu zaman  ayırdığı şeyleri 4'e, 5'e bölerdi, şimdi 5 çocuğun hakkını 1 çocuk üzerine boca  ediyoruz ve çocuklar doz aşımından gidiyorlar. O sebeple bıraksınlar, bu çocuklar  hayatla mücadele etsin, çocuklarının her sorununu önceden çözmesinler, özellikle  çocuklarının problem yaşamasına müsaade etsinler, bunu yapmazlarsa çocukların  psikolojik bağışıklığı çöker."

ETİKETLER