Migren ataklarını yönetmek için yedi yol

24 Mart 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 24 03 2018 - 2:30

Toplumda yedi kişiden biri migren hastası. Hastalık birkaç etkili tedavi ile yönetilebiliyor. Migreni tetikleyen gıdalar arasında mayalı yiyecek, içecek ve tuzlu besinler bulunuyor.


Tetikleyicileri bulun

Migren, bazı gıdalardan ve çevresel faktörler tarafından tetiklenebilir. Birkaç ay boyunca baş ağrısı günlüğü tutun ve migrenden önce ne yaptığınızı kaydedin.

İlacı dengeli al

Hafif migren için aspirin ve ağrı kesiciler yardımcı olabilir. Daha şiddetli migren için, mevcut reçeteli ilaçlar var. Bunlar serotonin etken maddeli ilaçlarla akraba. Ve dengeli alınması gerek.

Çevresel etkileri önemseyin                 

Eğer migrenden musdaripseniz, beyniniz çevresel değişikliklere karşı duyarlıdır; gürültülü sesler, hormonal değişiklikler tehdit olarak algılanır ve acıya yol açacak şekilde damarlar büzüşür. Günlük rutininizde mümkün olduğunca tutarlı olun.

Takviyeleri deneyin

Yeni bir şey denemeden önce doktorunuza danışmak gerekli, ancak çeşitli çalışmalar magnezyum, vitamin B12 ve koenzim Q10 gibi farklı besin takviyelerinin bazı hastalarda migreni önlemek için önemli potansiyele sahip olduğunu göstermiştir.

Hafif egzersiz

30 dakika, haftada üç koşu, yüzme, dans, bisiklete binme gibi hafif düzenli aerobik egzersizin bazı hastalarda migren sıklığını ve şiddetini azaltabileceğini göstermektedir. 

Kafein kesmek

Kafein, özellikle günlük olarak büyük miktarlarda düzenli olarak tüketiyorsanız, en yaygın migren tetikleyicilerinden biridir. Bu daha sonra çekilme baş ağrılarını harekete geçirir ve bu da beynin migren merkezini tetikler. Uzmanlar, kafein alımını günde 200 mg’a sınırlandırıyorlar, ki bu da orta büyüklükte bir fincan kahve.

Yeni ilaçlara dikkat

Önümüzdeki birkaç yıl boyunca, aylık bir enjeksiyon yoluyla uygulanan anti-CGRP antikorları olarak adlandırılan yeni bir ilaç kategorisinin pazara girmesi bekleniyor. Bu ilaç, migren hastalarında ortaya çıkan, kan damarlarının büzüşmesine neden olan protein düzeylerini azaltarak, minimal yan etkilerle klinik çalışmalarda etkili oluyor.