Merkez Bankası'ndan enflasyon açıklaması!

AA |  31 Ekim 2019 Perşembe - 10:48 | Son Güncelleme : 31 10 2019 - 11:57

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal, "Enflasyonun 2019 yıl sonunda yüzde 12 olarak gerçekleşeceğini, 2020 yıl sonunda yüzde 8,2’ye, 2021 yıl sonunda ise yüzde 5,4’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ediyoruz." dedi.


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat  Uysal, TCMB İstanbul Şubesi'nde "Enflasyon Raporu 2019-IV  Bilgilendirme Toplantısı"nda yaptığı sunumda, enflasyon tahminlerini açıkladı.Enflasyonu düşürmeye odaklı, sıkı bir para politikası duruşu ve güçlü  bir politika koordinasyonu altında enflasyonun kademeli olarak hedeflere  yakınsayacağını belirten Uysal, bu çerçevede, enflasyonun 2019 yıl sonunda yüzde  12 olarak gerçekleşeceğini, 2020 yıl sonunda yüzde 8,2’ye, 2021 yıl sonunda ise  yüzde 5,4’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar  kazanacağını tahmin ettiklerini söyledi.
 
 Uysal, enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2019 yılı sonunda yüzde 11,2  ile yüzde 12,8 aralığında (orta noktası yüzde 12), 2020 yılı sonunda ise yüzde  5,3 ile yüzde 11,1 aralığında (orta noktası yüzde 8,2) gerçekleşeceğini  öngördüklerini ifade eden Uysal, şunları kaydetti:  "Temmuz Enflasyon Raporunu takip eden dönemde enflasyon belirgin bir  düşüşle tahmin aralığının alt sınırına yakın gerçekleşti. Enflasyonun ana  eğilimindeki kayda değer iyileşme ve ithalat fiyatları ile gıda fiyatlarındaki  aşağı yönlü güncellemeler yıl sonu enflasyon tahminini bir önceki rapor dönemine  kıyasla olumlu etkiledi.
 
Diğer taraftan, çıktı açığındaki ılımlı toparlanma eğilimi ile tütün  ürünlerindeki fiyat artışları bir önceki rapor dönemine göre yıl sonu enflasyon  tahminlerini yukarı yönlü etkiledi. Bu doğrultuda, temmuz ayında yüzde 13,9  olarak açıkladığımız 2019 yıl sonu tüketici enflasyonu tahminini yüzde 12’ye  indirdik. Diğer taraftan, aşağı ve yukarı yönlü etkilerin birbirini  dengelemesiyle 2020 yıl sonu enflasyon tahminini değiştirmedik."
 
  "Yıl sonu enflasyon tahminini 1,9 puan aşağı yönlü güncelledik"
 
 TCMB Başkanı Uysal, 2019 yıl sonuna dair enflasyon tahminini 1,9 puan  aşağı yönlü güncellediklerini belirtti.
  Yılın üçüncü çeyreğinde tüketici enflasyonunun Temmuz Enflasyon Raporu  tahminlerine göre 1,5 puan aşağıda gerçekleşmesinin ve gelecek dönemde  enflasyonun ana eğiliminde beklenen iyileşmenin yıl sonu enflasyon tahmini  üzerindeki düşürücü etkisini 1,1 puan olarak öngördüklerini dile getiren Uysal,  Türk lirası cinsinden ithalat fiyatlarına ilişkin varsayımlardaki aşağı yönlü  güncellemenin enflasyon tahminine düşüş yönünde 0,3 puan katkı vereceğini tahmin  ettiklerini ifade etti. Uysal, bunun yanı sıra, 2019 yıl sonu gıda enflasyonu varsayımındaki  güncellemenin enflasyon tahminini 1,2 puan aşağı çektiğini kaydetti. Öte yandan, tütün ürünleri fiyatlarında öngörülerin üzerinde  gerçekleşen artışın 2019 yılı enflasyon tahminine 0,6 puan yukarı yönlü katkıda  bulunduğunun altına çizen Uysal, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ayrıca, bir önceki rapor öngörülerinden bir miktar daha yukarıda  seyretmesi beklenen çıktı açığı, tüketici enflasyonu tahminini 0,1 puan  yükseltici yönde etkiliyor. 2020 yılı enflasyon tahminimizi ise yüzde 8,2 olarak  sabit tuttuk. Enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme ile petrol ve ithalat  fiyatlarına ilişkin varsayımlarımızdaki güncellemelerin 2020 yılı enflasyon  tahminine sırasıyla 0,3 puan ve 0,2 puan düşürücü yönde etki yapmasını  bekliyoruz.
 
  Ancak, bir önceki rapor dönemine göre yukarı yönlü güncellediğimiz  çıktı açığının 2020 yıl sonu tahminini 0,5 puan yukarı çekmesiyle söz konusu  düşürücü etkiler telafi ediliyor. Paylaştığımız bu tahminleri, küresel finansal  koşulların ılımlı seyredeceği ve son dönemde belirsizlik algısında görülen  kademeli iyileşmenin devam edeceği bir çerçevede elde ettik. Parasal sıkılık  düzeyinin enflasyondaki düşüşün sürekliliğini ve hedeflenen patika ile uyumunu  sağlayacak şekilde oluşturulacağı bir görünüm esas aldık."  Murat Uysal, maliye politikasının para politikasıyla eşgüdüm arz  edecek şekilde fiyat istikrarı ve makroekonomik dengelenmeye odaklı bir biçimde  belirleneceğini varsaydıklarını dile getirdi.
 
Murat Uysal, küresel iktisadi faaliyetteki zayıflama 2019 yılının  ikinci yarısında daha da belirginleştiğini ve küresel ekonomi politikalarına  ilişkin belirsizliğin oldukça yükseldiğini belirterek, artan jeopolitik  belirsizlikler ile birlikte değerlendirildiğinde, küresel büyüme görünümünün bir  önceki rapor dönemine göre daha zayıf seyrettiğini kaydetti. Bu gelişmelerin emtia piyasalarını baskıladığını ve ham petrol  fiyatlarının ılımlı seyretmesine neden olduğunu ifade eden Uysal, "Bu doğrultuda,  2019 yılında küresel enflasyon oranlarının, küresel büyüme görünümü ve emtia  fiyatlarına bağlı olarak yatay bir seyir izleyeceğini tahmin ediyoruz." diye  konuştu.Uysal, küresel iktisadi faaliyetteki zayıf seyrin ve enflasyona dair  aşağı yönlü risklerin belirginleşmesiyle küresel para politikalarındaki gevşeme  eğiliminin bir önceki rapor dönemine göre güçlendiğinin görüldüğünü aktararak,  şunları söyledi:  "Bu dönemde, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde parasal  duruş gevşetildi. Bu çerçevede, küresel finansal koşullar daha olumlu bir görünüm  sergiledi ve özellikle ABD’de uzun vadeli tahvil faizleri geriledi. Bu durum,  gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını  desteklemesine karşın korumacılık önlemleri ve küresel ekonomi politikalarına  dair diğer belirsizlikler, gelişmekte olan ülkelere (GOÜ) yönelen portföy  akımlarının zayıf seyretmesine neden oldu. Yılın üçüncü çeyreğinde GOÜ borçlanma  senedi piyasalarına girişler oldukça sınırlı olurken, hisse senedi piyasalarından  yoğun çıkışlar gözlendi. Küresel belirsizliğin yüksek seyri, süregelen jeopolitik  sorunlar, yeniden tırmanan korumacılık eğilimleri ve GOÜ’lerde ülkeye özgü  kırılganlıklar önümüzdeki dönemde söz konusu ülke grubuna yönelen portföy  akımları açısından önemini korumakta."
 
 Küresel ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlikler ve jeopolitik  gelişmelere bağlı olarak geçen dönemde Türkiye’nin risk priminin dalgalı bir  seyir izlediğini anlatan Uysal, "Bu durum ülkeye yönelik portföy akımlarına da  yansıdı. Öte yandan, TCMB politika faizindeki indirimlerin yanı sıra enflasyon ve  enflasyon beklentilerindeki düşüş ile bankacılık sektörü likiditesindeki  iyileşmeye bağlı olarak kredi ve mevduat faizleri belirgin oranda gerilerken,  kredi büyümesi arz ve talep kaynaklı olarak hız kazandı." değerlendirmesinde  bulundu. Uysal, mevcut rapor döneminde, enflasyon beklentilerindeki düşüşle  uyumlu şekilde uzun vadeli tahvil faizlerindeki gerileme eğiliminin devam  ettiğine işaret ederek, "Para politikasındaki temkinli duruş, döviz kurunun  istikrarlı seyretmesi ve enflasyondaki düşüşün tahminlerden de olumlu şekilde  devam etmesinin, bu gelişmede belirleyici olduğunu değerlendiriyoruz." dedi.
 
 İktisadi faaliyetin, 2019 yılı ikinci çeyreğinde Temmuz Enflasyon  Raporu’nda ortaya konulan görünümle uyumlu olarak ılımlı bir toparlanma  kaydettiğini ve üçüncü çeyrekte de bu eğilimin devam ettiğini belirten Uysal,  sözlerini şöyle sürdürdü: "Sektörel yayılımdaki iyileşmenin sürmesine karşın yatırımlar zayıf  seyrini koruyor. Net ihracatın büyümeye katkısının önümüzdeki dönemde azalarak da  olsa devam edeceğini öngörüyoruz. Bu gelişmelere bağlı olarak enflasyondaki düşüş  eğilimi ve finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte ekonomideki kademeli  toparlanmanın süreceğini tahmin ediyoruz. Diğer taraftan, enflasyon görünümündeki  iyileşme devam ediyor. Tüketici enflasyonu yılın üçüncü çeyreğinde 6,5 puan  düşerek yüzde 9,3’e geriledi. Bir önceki yıldan gelen yüksek baz etkisinin yanı  sıra parasal sıkılık düzeyi, iç talep koşulları, ılımlı seyreden döviz kuru ve  emtia fiyatları ile enflasyon beklentilerindeki iyileşme enflasyondaki düşüşe  katkı verdi."
 
    
Enflasyon görünümünde süregelen iyileşmeye bağlı olarak, temmuz, eylül  ve ekim aylarındaki PPK toplantılarında parasal duruşun sıkılığını azaltmaya  karar verdiklerini ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 14’e  indirdiklerini anımsatan Uysal, "Sistemin fonlama ihtiyacı, reeskont kredileri,  TCMB’nin döviz karşılığı TL swap işlemleri ve Hazine’nin piyasa ile  gerçekleştirdiği TL karşılığı işlemler sonucu, bir önceki rapor dönemine göre,  belirgin ölçüde azaldı. Açık piyasa işlemleri fonlaması büyük ölçüde bir hafta  vadeli repo ihaleleri kanalıyla yapıldı ve sınırlı düzeyde Piyasa Yapıcı repo  kullanımı gerçekleşti. Piyasa Yapıcı bankalara kullandırılan likidite imkânının  da etkisiyle BIST gecelik repo faizleri politika faizinin bir miktar altında  oluşmakta." şeklinde konuştu.
Uysal, faiz indirimlerinin kısa vadeli kur takası getirilerini aşağı  çekerken, enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin de katkısıyla orta ve uzun  vadeli getirilerin gerilediğini ifade ederek, Türk lirasının ima edilen oynaklığı  ekim ayında jeopolitik gelişmelere bağlı olarak dalgalı, yılın üçüncü çeyreğinde  yataya yakın seyrettiğini söyledi. Faiz indirimlerinin, enflasyon beklentilerindeki düşüş ve bankacılık  sektörü likiditesindeki iyileşmenin etkisiyle kredi ve mevduat faizlerinin  belirgin oranda gerilediğine dikkati çeken Uysal, "Finansman koşullarındaki  iyileşme ve iç talepteki toparlanmaya bağlı olarak kredi talebindeki artışla  tüketici kredileri ağustos itibarıyla önemli bir ivme kazandı. Tüketici  kredilerine kıyasla daha ılımlı olmak üzere ticari kredilerde de artış gözlemeye  başladık." diye konuştu.
 
"TL'nin istikrarlı seyrinde enflasyon beklentilerindeki iyileşme ve  iç talep koşulları etkili oldu"
 
Uysal, tüketici enflasyonunun üçüncü çeyrekte yüzde 9,3’e gerileyerek  Temmuz Enflasyon Raporu tahmininin alt bandına yakın gerçekleştiğini aktararak,  şunları kaydetti: "Çekirdek göstergelerden B endeksinin yıllık enflasyonu ise  öngörülerimize kıyasla daha düşük bir artış gösterdi. 2019 yılı eylül ayı  itibarıyla enflasyondaki belirgin yavaşlamada güçlü baz etkisinin yanında Türk  lirasının yakın dönemdeki istikrarlı seyri, enflasyon beklentilerindeki iyileşme  ve iç talep koşulları etkili oldu. Ayrıca, arz yönlü unsurlar ve dolar bazında  ithalat fiyatları da enflasyondaki düşüşü destekledi. 2018 yılı Ekim Enflasyon  Raporundan itibaren enflasyon gerçekleşmelerinin TCMB tahminleriyle uyumlu  olması, hatta tahminlerin orta noktasının altında kalması, yıl genelinde tahmin  kredibilitesini destekledi. Parasal duruşun, enflasyonun tahminlerle uyumunu  sağlayacak şekilde belirlenmesi para politikası öngörülebilirliğine önemli katkı  sağladı. Tahmin kredibilitesinin ve para politikası öngörülebilirliğinin artması  enflasyon beklentilerindeki iyileşmede ve beklentilerin kademeli olarak TCMB  tahminlerine yakınsamasında etkili oldu. Yıllık enflasyondaki düşüş tüm ana alt gruplara yayılırken temel  sürükleyici temel mal ve gıda grupları oldu. Temel mal enflasyonu vergi  indirimlerinin sona ermesi ile geçici olarak yükselse de baz etkisi, döviz kuru  gelişmeleri ve ılımlı iç talep koşullarına bağlı olarak yavaşlama eğilimini  korudu. Bu dönemde, güçlü baz etkisi, olumlu hava koşulları kaynaklı arz artışı  ve ılımlı seyreden işlenmiş gıda fiyatları gıda enflasyonunun gerilemesinde  etkili oldu. Enerji fiyatları, elektrik ve doğalgaz kalemlerindeki fiyat  ayarlamalarına bağlı olarak üçüncü çeyrekte yükselse de, grup yıllık enflasyonu  baz etkisiyle geriledi. Hizmet enflasyonu ise birikmiş maliyetlere bağlı  gecikmeli fiyat artışları ve geçmiş enflasyona endekslemenin yukarı yönlü  etkilerine karşın gıda fiyatları ve iç talep koşullarının katkısıyla düşüş  kaydetti."
 
 Uysal, fiyatlama davranışına dair göstergelerin yılın üçüncü  çeyreğinde enflasyon ana eğiliminde kayda değer bir iyileşmeye işaret ettiğini  aktararak, "Tüketici enflasyonunun, ekim ayında da tek hanede kalacağını, ancak  yılın son iki ayında ters baz etkisiyle bir miktar yükseleceğini öngörüyoruz.  Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin devamlılığı ve orta vadeli enflasyon  hedefleriyle uyumu önümüzdeki dönem para politikası duruşu açısından önemli bir  gösterge olacak." dedi. İktisadi faaliyetin bu yılın ikinci çeyreğinde, Temmuz Enflasyon  Raporu’nda ortaya koyduğu görünümle uyumlu olarak ılımlı bir toparlanma  kaydettiğine dikkati çeken Uysal, "Bu dönemde, Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYİH)  bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,5 oranında daralırken, mevsim ve  takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 1,2  oranında artış sergiledi. Net ihracatın yıllık büyümeye katkısı yüksek düzeylerde  gerçekleşirken yurt içi talep geçtiğimiz yıla kıyasla zayıf seyretti. Sanayi  üretimi ve anket göstergeleri, yılın ikinci yarısında iktisadi faaliyetin ılımlı  toparlanma eğilimini sürdürdüğü ve sektörel yayılımdaki iyileşmenin devam  ettiğine işaret ediyor. Öte yandan, yüksek seyreden risk primi ve finansal  koşullardaki sıkılık yatırım harcamalarının zayıf seyretmesine neden oluyor."  diye konuştu.Uysal, üçüncü çeyrekte istihdam piyasasındaki zayıf görünüm ve vergi  indirimlerinin sona ermesi yurt içi talebi sınırlarken, kamu harcamaları ve  finansal koşullardaki kısmi iyileşmenin destekleyici rol oynadığını vurgulayarak,  "Küresel büyüme görünümündeki zayıflamaya rağmen firmaların ihracata yönelimi,  pazar çeşitlendirme esnekliği ve rekabet gücündeki gelişmelerin olumlu etkisiyle  mal ve hizmet ihracatı artmaya devam etti. İthalat talebindeki zayıf görünüm ve  özellikle turizmdeki güçlü seyirle de birlikte, net ihracatın büyümeye katkısı  sürdü ve dış dengedeki iyileşme devam etti. Özetle, üçüncü çeyrekte yurt içi  talep ve net ihracatın katkısıyla ekonomideki ılımlı toparlanma sürerken, işgücü  piyasasındaki zayıf görünüm devam etti." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Ham petrol fiyat varsayımlarını aşağı yönlü güncelledik"
 
Murat Uysal, uluslararası ham petrol fiyatları ve ABD doları cinsinden  ithalat fiyatları Temmuz Enflasyon Raporu varsayımlarının altında kaldığını  belirterek, geçen süre zarfında arz yönlü olumsuz gelişmelerin devam etmesine  karşın küresel ticaret ve büyüme görünümündeki zayıflama nedeniyle ham petrol  fiyat varsayımlarını aşağı yönlü güncellediklerini, 2019 ve 2020 yıllarına  ilişkin ABD doları cinsinden ithalat fiyatları varsayımını da petrol fiyatlarıyla  uyumlu olarak aşağı yönlü güncellediklerini söyledi. Orta vadeli tahminleri oluştururken dışsal olarak aldıkları bir  değişkenin de gıda fiyatları olduğuna işaret eden Uysal, şunları kaydetti: "İşlenmiş ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki olumlu gidişatla Temmuz  Enflasyon Raporu’nda 2019 yılı sonunda yüzde 15 olacağını öngördüğümüz gıda  enflasyonu varsayımını yüzde 10’a çektik. 2020 yılı sonu için ise gıda enflasyonu  varsayımımızı yüzde 11 olarak koruduk. 2019 yılının ilk yarısında mali tedbir ve  teşvikler ile kamu harcamaları kanalıyla iktisadi faaliyeti destekleyen maliye  politikası, 2019 yılının üçüncü çeyreğinde vergi dışı gelirlerin katkısıyla  destekleyici duruşunu sürdürdü. Önümüzdeki dönemde, kamunun iktisadi faaliyete  olan ılımlı desteğinin zayıflayarak sürdüğü bir çerçeve esas aldık. Öte yandan,  yılın üçüncü çeyreğinde tütün ürünleri enflasyonu sigara fiyatlarındaki yüksek  artış nedeniyle Temmuz Enflasyon Raporu öngörülerinin üzerinde gerçekleşti ve  2019 yıl sonu enflasyon tahminindeki aşağı yönlü güncellemeyi sınırladı."
Uysal, tahminleri üretirken, makroekonomik politikaların orta vadeli  bir perspektifle enflasyonu düşürmeye odaklı olarak koordineli şekilde  belirlendiği bir görünümü esas aldıklarını belirterek, "Bu bağlamda, Yeni Ekonomi  Programı çerçevesinde maliye politikasının ekonomideki dengelenme sürecine katkı  verecek şekilde oluşturulmaya devam edeceğini ve kamu kontrolündeki  yönetilen-yönlendirilen fiyat ve ücret ayarlamalarının büyük ölçüde enflasyondaki  düşüş sürecini destekleyecek şekilde belirleneceğini varsaydık. Enflasyondaki  düşüşün devamını önceliklendiren güçlü politika koordinasyonu, risk primi ve  belirsizlik algılamalarındaki iyileşmenin devam etmesi açısından kritik önem  taşımakta." diye konuştu.
 
Temmuz ve eylüldeki Para Politikası Kurulu toplantılarında yaptıkları  faiz indirimlerinin ardından parasal duruşun hedeflenen enflasyon patikasıyla  büyük ölçüde uyumlu olduğu yönündeki değerlendirmelerini hatırlatan Uysal, eylül  ayı PPK toplantısından itibaren geçen süre zarfındaki veri akışının enflasyonun  ana eğiliminde kayda değer bir iyileşmeye işaret ettiğini vurguladı.
Uysal, "Buna ek olarak küresel ölçekte para politikalarının  genişleyici yönde şekillenme eğilimi ve yurt içinde orta vadeli makro politika  çerçevesinin netleşmesiyle birlikte Temmuz Enflasyon Raporu’nda verilen  tahminlere kıyasla belirgin bir aşağı yönlü güncelleme yapıldı. Bu doğrultuda  politika faizinde ilave indirime gidildi." diye konuştu.Uysal, parasal duruşlarını enflasyonun ana eğilimi üzerinde makul bir  reel faiz oluşturacak şekilde belirlediklerini kaydederek, sözlerini şöyle  sürdürdü:
 
"Bu kapsamda enflasyon beklentileri yakından takip edilirken,  tahminlerimiz ve bunların ima ettiği ana eğilimler karar alma sürecimizde önemli  bir yer teşkil ediyor. Enflasyonun diğer belirleyicilerini değerlendirdiğimizde,  toplam talep koşullarının önemli bir göstergesi olan çıktı açığı tahminlerimiz  ışığında, iktisadi faaliyet ve işgücü piyasasındaki görünümün enflasyon üzerinde  aşağı yönlü etkide bulunduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında ithalat fiyatları ve  dış dengeye bağlı makro finansal görünüm de enflasyondaki düşüş eğilimini  destekliyor."
 
 "Yüzde 5 enflasyon hedefine odaklandık"
 
  TCMB Başkanı Murat Uysal, talep ve maliyet yönlü unsurları bir arada  değerlendirdiklerinde enflasyondaki ana eğilimin aşağı yönlü olduğunu ifade  edebileceklerini belirterek, mevcut para politikası duruşunun hedeflenen  dezenflasyon patikasıyla büyük ölçüde uyumlu olduğunu değerlendirdiklerini  aktardı. Uysal, geldikleri noktada, gevşeme yönündeki alanın önemli bir  bölümünü kullandıklarını, bununla birlikte atılabilecek ilave adımların  zamanlaması ve boyutunu veri akışına ve enflasyon görünümündeki gelişmelere göre  şekillendireceklerini vurguladı.
Enflasyonu en kısa sürede kalıcı olarak tek haneye, ardından da yüzde  5 olan nihai hedeflerine düşürmeye odaklandıklarının altını çizen Uysal, gelecek  dönemde parasal sıkılığın düzeyini ana eğilime dair göstergeleri dikkate alarak  enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlemeye devam  edeceklerini anlattı. Uysal, "Bu noktada fiyat istikrarı ve finansal istikrarın ayrılmaz bir  bütünün parçaları olduğunu tekrar vurgulamak isterim. Geçtiğimiz süreçte finansal  kesim ve reel sektör etkileşimini yakından izleyerek bir yandan enflasyonu  düşürmeyi amaçlarken diğer yandan bunun kalıcı olabilmesine yönelik olarak  finansal sistemin sağlıklı işleyişini de gözeten bir yaklaşım benimsedik."  ifadelerini kullandı.
 
 "Elimizdeki araç setini etkin şekilde kullandık"
 
 Son dönemde zorunlu karşılıklar başta olmak üzere ellerindeki araç  setini etkin bir şekilde kullanarak finansal istikrarı ve para politikası aktarım  mekanizmasının etkinliğini destekleyen adımlar attıklarını dile getiren Uysal,  sözlerini şöyle tamamladı: "Bu adımların, ekonominin orta ve uzun vadede sağlıklı, sürdürülebilir  bir büyüme patikasına yönlendirilebilmesine katkı sağlayacağını ve böylelikle  fiyat istikrarını destekleyeceğini öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde krediler ve  iktisadi faaliyette öngörülen ılımlı toparlanmanın, iç ve dış makro dengeler  açısından elde edilen kazanımların devamını sağlayacak ekonomik çerçeveyle uyumlu  olduğunu değerlendiriyoruz."
 
    
 
 

ETİKETLER