Memur alımında güvenlik soruşturması AYM tarafından iptal etti

DHA/AA |  29 Kasım 2019 Cuma - 16:26 | Son Güncelleme : 29 11 2019 - 17:06

Devlet memurluğuna girişte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması şartını getiren düzenleme AYM tarafından iptal edildi.

2018 yılında çıkarılan düzenlemeyle kamu hizmeti ve görevine atanacaklar hakkında ’güvenlik soruşturması’ ve ’arşiv araştırması’ yapılacağı şartı getirilmişti. CHP, iptali için AYM’ye başvurmuştu.


Anayasa Mahkemesi, 7070 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında  Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun'un bazı hükümlerini iptal etti.  CHP'nin, ilgili kanunun bazı hükümlerinin iptali istemiyle yaptığı  başvuruyu esastan görüşen Yüksek Mahkeme'nin kararı, Resmi Gazete'de bugün  yayımlandı. Buna göre, avukat hakkında örgüt veya silahlı örgüt suçlarından ya da  terör suçlarından dolayı soruşturma açılmış olması durumunda da müdafilikten  yasaklama kararı verilebilmesini öngören düzenleme Anayasa'ya aykırı bulunarak  iptal edildi.
 
Kararda, müdafilik görevinden yasaklamanın 5271 sayılı Kanun'un 151.  maddesinde düzenlendiği, buna göre örgüt, silahlı örgüt veya terör suçlarından  şüpheli, sanık veya hükümlü olanların müdafilik görevini üstlenen avukatın,  kendisi hakkında sayılan suçlardan soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde,  müdafilik görevinden yasaklanabileceği belirtildi.
 
Müdafilik görevinden yasaklamanın bir cezalandırma olmadığı, özellikle  örgütlü suçlar bakımından yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmesini amaçlayan  bir yargılama tedbiri olduğu ifade edilen kararda, kuralın müdafi yardımından  yararlanma hakkına, avukat için ise çalışma hakkına sınırlama getirdiğine işaret  edildi.Sınırlamaların Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesine  uygun olması gerektiği aktarılan kararda, şu ifadelere yer verildi:
 
 "Savunma hakkının etkin şekilde kullanılmasına ve maddi gerçeğe ulaşma  amacına hizmet eden müdafinin, müdafilik görevini üstlendiği kişinin işlediği  ileri sürülen suçla herhangi bir bağlantısı bulunmaksızın veya müdafilik görevini  kötüye kullandığına ilişkin herhangi bir olgu mevcut olmaksızın basit bir suç  şüphesi nedeniyle müdafilik görevinden yasaklanmasına imkan tanıyan kurallar,  müdafi yardımından yararlanma ve çalışma hakkı bağlamında bireyi olağan dışı ve  aşırı bir yük altına sokmakta, dolayısıyla müdafi yardımından yararlanma ve  çalışma hakkına orantısız bir sınırlama getirmektedir. Bu itibarla söz konusu  kurallar ölçülülük ilkesini ihlal ettiği gibi hukuk devletinin adalet ve  hakkaniyet ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır."
 
 "Kadro ihdas ve iptaline ilişkin kurallar kanunla düzenlenmeli"
 
Jandarma Genel Komutanlığı, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile  Sahil Güvenlik Komutanlığının 2017 yılı fiili kadrolarının 2016 yılı sonuna kadar  TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunca belirlenmesini düzenleyen kanun hükmü de  anayasaya aykırı bulunarak iptal edildi.Kararda, bu kurumların Anayasa'nın 123. maddesinde ifade edildiği  üzere, idarenin bütünlüğü içinde yer aldığı belirtildi. Bu kurumlarda genel idare  esaslarına göre yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli  görevleri ifa eden personelin Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında olduğu  aktarılan kararda, bunların kadrolarına, bu kadroların ihdas ve iptaline ilişkin  kuralların da Anayasa'nın 128. maddesi uyarınca kanunla düzenlenmesi gerektiği  vurgulandı.
 
Dava konusu kuralda, anılan idarelerin 2017 yılı fiili kadrolarının  2016 yılı sonuna kadar TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunca belirlenmesinin  öngörüldüğü ifade edilen kararda, kuralın bu haliyle yasama yetkisinin devri  sonucunu doğurduğu, kamu görevlilerinin statülerinin kanunla düzenlenmesi  yolundaki anayasal kurala aykırılık oluşturduğu, bu nedenle iptal edilmesi  gerektiği bildirildi.
 
 "Kuralın, açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekir"
 
 Devlet memurluğuna alımda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması  yapılması şartını getiren düzenleme de anayasaya aykırı bulunarak iptal edildi.  İptal kararı oy çokluğuyla alındı. Kararda, Anayasa'nın 128. maddesinde memurlar ve diğer kamu  görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin hususların kanunla  düzenleneceğinin hüküm altına alındığı belirtilerek, bu ilke uyarınca kamu  görevlilerinin nitelikleri ve atanmalarına ilişkin kuralların kanunda  gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerektiği  ifade edildi.
 
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasıyla elde edilen verilerin,  kişisel veri niteliğinde olduğu aktarılan kararda, bu kapsamda kamu mercileri  tarafından özel yaşamıyla ilgili sorular sorulması dahil olmak üzere, bir bireyin  özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla ilgili bilgilerinin alınması, kaydedilmesi ve  kullanılmasının özel hayata saygı hakkına sınırlama niteliği taşıdığı bildirildi.
 
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasının memurluğa  alımlarda genel şartlar arasında sayılmasına karşın güvenlik soruşturmasına ve  arşiv araştırmasına konu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğuna, bu  bilgilerin ne şekilde kullanılacağına, hangi mercilerin soruşturma ve araştırmayı  yapacağına ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığı belirtilen kararda,  "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda, devlet memurluğuna  atanmada esas alınacak kişisel veri niteliğindeki bilgilerin alınmasına,  kullanılmasına ve işlenmesine yönelik güvenceler ve temel ilkeler kanunla  belirlenmeksizin bunların alınmasına ve kullanılmasına izin verilmesi,  Anayasa'nın 13, 20 ve 128. maddeleriyle bağdaşmamaktadır." tespitine yer verildi.
  
"Yasama yetkisi, idareye devredilmemeli"
 
  Anayasa Mahkemesi, Sağlık Bakanlığına pozisyon ve ihtiyaç durumuna  göre, KPSS puanı esas alınarak, Bakanlık tarafından yapılacak sözlü sınav ve  yerleştirmeye ilişkin usul ve esasların bakanlıkça belirleneceğini öngören  düzenlemeyi de iptal etti. Sağlık hizmetlerinin niteliği itibarıyla belli bir düzen içinde  sunulması gereken, kişilerin ve toplumun varlığı ve huzuru yönünden vazgeçilemez,  ertelenemez ve ikame edilemez hizmetlerden olduğunun altı çizilen kararda,  sözleşmeli personel tarafından sunulacak sağlık hizmetlerinin devletin genel  idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin gerektirdiği asli  ve sürekli görevlerden olduğu kaydedildi.
 
 Bu görevleri yerine getiren sözleşmeli personelin, Anayasa'nın 128.  maddesinde yer alan "diğer kamu görevlisi" kapsamında olduğu aktarılan kararda,  sözleşmeli sağlık personelinin özlük işlerine yönelik temel ilkelerin kanunla  belirlenmesi gerektiği bildirildi. İptali istenen kuralla Bakanlığa KPSS sonucuna göre ya da pozisyon ve  ihtiyaç durumuna göre KPSS puanı esas alınarak sözlü sınavla sözleşmeli personel  atama yetkisi verildiğine işaret edilen kararda, kamu görevlisi statüsündeki  sözleşmeli sağlık personelinin sözlü sınavla mesleğe alınmasının kanun koyucunun  takdir yetkisinde olduğu, ancak bu personelin sözlü sınavla mesleğe alınmasına ve  yerleştirilmesine ilişkin temel ilkelerin Anayasa'nın 128. maddesi uyarınca  kanunla düzenlenmesi ve Anayasa'nın 7. maddesi uyarınca yasama yetkisinin idareye  devredilmemesi gerektiği vurgulandı.
 
Sözlü sınav ve yerleştirmeye ilişkin usul ve esasların bakanlıkça  belirleneceğinin öngörüldüğüne işaret edilen kararda, şunlar kaydedildi: "Kanunda sözlü sınavda hangi ölçütlerin gözetileceği hususlarına yer  verilmediği gibi sınavı kazanan adayların yerleştirilmesinde uygulanacak esaslara  ilişkin herhangi bir düzenleme de yapılmamıştır. Diğer bir ifadeyle Kanunda sözlü  sınav ve sınav sonrası yerleştirmeye ilişkin temel ilkeler belirlenmemiş ve  kuralın ikinci cümlesiyle bu hususların düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılmıştır.  Bakanlıkta istihdam edilecek sözleşmeli personelin sözlü sınavla mesleğe alımına  ve yerleştirilmelerine ilişkin temel ilkelerin kanunda belirlenmeksizin  yönetmelikle düzenlenmesine imkan tanınması kamu görevlilerinin statülerinin  kanunla düzenlenmesine ve yasama yetkisinin devredilmezliğine ilişkin anayasal  ilkelerle bağdaşmamaktadır." Bu hükme ilişkin iptal kararının, Resmi Gazete'de yayımlanmasından  itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı.