Gazetevatan.com » Yazarlar » Duvarlara çarpmak

Duvarlara çarpmak

09 Mart 2016 Çarşamba


Tarafsız kalınca sanılıyor ki, ne haklıdan ne de haksızdan yanayız...

Ortalıkta dolaştığımız zannediliyor!

Oysa, bağımsız kalıyoruz...

Çünkü, habersiz kaldığımız ve ayrıntılarını bilemediğimiz savaşlar yaşanıyor...

Dün dost dediklerine, biz evvelki günden beri isyan edercesine bağırıyor “dost değil” diyorduk!

Gülüyorlardı bize...

Şimdi uykusundan daha yeni uyananları bu defa da biz gülerek seyrediyoruz...

Haklı çıkmanın keyfini değil, aslında keyfiyetsizliğini yaşıyoruz...

***

Kimin neye inandığı beni hiç ilgilendirmiyor ama neyin doğru oluşu hepimizi ilgilendiriyor stratejisini hayatımızın her alanına taşımaya gayret ediyoruz...

Ne tarafa dönerse orayı kıble ilan eden ve ayak üstü kırk bin yalan söyleyenlere de pek itibar etmemeye çalışıyoruz!

Ne gazeteci, ne müteahhit ve ne de siyasetçi olduğu belli olmayan ip üstünde yürüyen cambazların ülkeyi idare edenleri ve etrafındakilerini kandırdığına şahit oldukça, anlıyoruz ki hala bağımsız kalmalıyız!

***

Bir zamanlar muhafazakar kesimde Sırrı Süreyya hayranları vardı...

Çoğu da kırk yıllık dostumuzdu...

Hayranlığın nedeni ise güya ezber bozuyormuş!

Şimdi soruyoruz; gelinen bu noktada hayranlıkları yüzünden hiç utanıyorlar mı?

Böylesine ezber bozan karikatür tiplere de, böylesine ucuz hayranlıkların peşinden at koşturanlara hep kuşkuyla bakmışımdır!

Mir Dengi Fırat’a, PKK’nın ele başı APO’ya, Kandil Dağı’ndaki eşkiyalara, saz çalıp türkü söylüyormuş gibi milleti kandıranlara, aşiretleri barıştırıyormuş gibi gözüken ama rüzgar ne yana eserse pervane gibi güçlerin etrafında dönüp duranlara da...

***

Anlamakta zorlanıyoruz.

Ordu mensuplarına operasyon çekildiğinin ilk günlerinde bağırdık; kumpas diye!

Darbeci ve derin devlet iftirasına uğradık!

Oysa, ilk dalgada tutuklanan generallerden birisiyle bir ay önce bir iftar sofrasında büyük bir kavgaya rağmen!

Şike operasyonu olduğu dönemde BJK Yöneticisi idim ve Baş Başa programımda bu ülkede spor yazarı diye geçinen tipi tiplerle kumpas diye tartıştım...

Başka şeylerle suçlandık!

Daha sonra ne pis oyunların çıktığına şahit olduk!

Ve olmaya da devam ediyoruz.

Ama kimse de “sen haklı çıktın” diyecek kadar cesur olamadı...

***

İktidardaki ve muhalefetteki liderler; etrafındaki uyduruk danışmanlar, fırıldaklar, siyasetin bin menzil önünde giden sonradan paraşütlü ve uzaktan kumandalı ve ihaleci gazetecilerden kurtulamadığı müddetçe daha çok bağımsız kalmayı tercih edeceğiz...

Çünkü, yıllarca bu komedi tiplerin yalan ve iftiralarıyla değerlendirmeye tabi tutulduk.

Ankara’nın lüks restoranlarında muhafazakar gazeteci ve siyasetçi kadrosu şaraplarını yudumlayarak tezgah kutlamalarını yapıyorlardı...

Ve gecenin ilerleyen saatlerinde yeni iftira oyunlarının planlarını kurguluyorlardı...

Kısacası, kimin kim olduğunu biz biliyoruz...

Hepsinin duvarlara çarptığını da görüyoruz.

Daha neler göreceğiz!

***

Muhafaza etmesi gereken her değeri ayaklar altına alanlar ihanetin adını da değişim koydu!

Dalkavuk danışman, gazeteci, iş adamı ve siyasetçi kadroların daha sonra perde arkasında çevirdikleri bütün oyunları ve nerelerden çıktıklarını ve kime çalıştıklarını da görüyoruz.

Ve kim bilir daha neler göreceğiz, ilahi adalet sayesinde...

Tarafsız kalıyoruz bazen...

Ve bataklığın kurumasını bekliyoruz...

Kuruyacağına da inanıyoruz...