Gazetevatan.com » Yazarlar » Külfetli dostluklar

Külfetli dostluklar

02 Mart 2016 Çarşamba


Devletlerin dostu olmadığını, öncelikli sıraya göre menfaatlerin daha önemli olduğunu bilmeyen kalmadı artık...
 
Mesele, bu dostlukları ve menfaatleri yönetebilmekten geçiyor!
 
Ve süreçlerin nerede sonuçlanacağını kestirebilmek, görebilmek ise devleti yönetenlerin en önemli dönemecidir...
 
Bu da kırk adım sonrasını tahmin edebilmekten geçiyor.
 
Böylesine bir tahmini devleti yönetenlerin yapabilmesi için sağlıklı bir istihbarat yapısının işlemesi lazımdır!
 
Çünkü, kimse oturduğu yerden strateji ve siyaset üretemiyor...
 
***
 
Hayaller başkadır gerçekler daha başkadır...
 
92 yılında Körfez Savaşı sürecinde Irak’a gittiğimizde kamyonetlerin arkasına doluşan silahlı peşmergelerle Zaho, Erbil ve Dohuk kentlerinin dağlarında dolaşan Talabani ve Barzani, Türkiye’ye göre peşmerge idi.
 
Ve biz Irak’ın toprak bütünlüğünü koruyalım derken dünya kamuoyunda Saddam yanlısı olarak bilinmekteydik!
 
Bize o zaman denilseydi ki, bir gün bu adamların biri Başbakan ve diğeri de Cumhurbaşkanı olacak!
 
Ve başta biz gazeteciler olmak üzere bu ülkeyi yönetenler ve kamuoyu bunu söyleyene deli deyip geçerdi...
 
***
 
Ve bu ülkeyi o zaman yönetenler dahil olmak üzere hepimiz daha sonra gördük ki, biri Başbakan diğeri de Cumhurbaşkanı oldu...
 
Peşmergelerde ordu mensubu diye Irak’ın kuzeyinde üniformalarıyla dolaşıyor...
 
Demek ki o süreçte bu ülkenin istihbaratı geleceği görememiş ve büyük oyunlara kendileri yenik düştüğü gibi devleti yönetenleri de yanıltmış!
 
Bağdat’ta Tarık Aziz ve Taha Yasin Ramazan ile röportaj yaptığımızda ise yine birileri bize o zaman deseydi ki; bu adamlar bir gün cezaevine atılacak ve idam edilecek!
 
Ve yine biz gazeteciler ve bu ülkeyi yönetenler ve kamuoyu bunu söyleyene deli deyip geçerdi...
 
***
 
Ve Amerika ile müttefiklerinin orduları Irak’ı alt üst etti ve Saddam dahil herkesi idam etti ve biz bunu hep birlikte gördük.
 
Bu ülkenin kaderi görerek pozisyon almaktan artık çıkmalı...
 
Belki de son yüz yılda ilk defa -son on yıldan beri- büyük oyunları bozmaya ve içinde yer almaya çalışan bir Türkiye gerçeği ile dünya tanışıyor ama sayısız karanlık senaryolarla bu ülke masadan kaldırılmaya çalışılıyor...
 
Lakin, en büyük üzüntümüz ise içerdekilerle savaşımız bitmiyor ve hala da sürüyor!
 
Kısacası, devletler ile ilişkilerimiz külfetli dostluklara dönüşüyor.
 
Ödeyemeyeceğimiz faturalar önümüze konuluyor!
 
Ve bu ülke büyük bir savaşın içerisine çekilmeye çalışılıyor...
 
Rus krizinden dahi medet umarak içeriyi karıştırmaya çalışan lobiler neredeyse kına gecesi düzenleyecek...
 
***
 
Olmaz, olamaz diyerek meseleyi geçiştirmekle sadece günü kurtarmış oluyoruz...
 
Oysa, ya olursa bu ülke ne yapacak? Sorusuna cevap aramaya daha çok kafa yormalıyız...
 
Nice olmaz, olamaz dediklerimiz artık bir bir etrafımızda oluyor...
 
Asıl mesele olursa biz ne yapacağız ve ne yapmalıyız kısmını kamuoyuna anlatmalıyız!