Gazetevatan.com » Yazarlar » Kör itaat

Kör itaat

23 Aralık 2015 Çarşamba


Ülkenin kara haberlerden oluşan yoğun gündeminden adeta kaçıyoruz!
 
Ve trafiğinden...
 
Alplerin karlı dağlarında sanki fabrika ayarlarımıza dönmüş gibiyiz.
 
İstanbul’daki trafik terörünün artık insanları sinir hastası ettiğine eminiz...
 
Uzmanlar ise; araçların egzozlarından çıkan kükürt oranı oldukça yüksek gazları soluduğumuzu ve bu durumunda insanları hasta ettiğini belirtmesine ve yetkili kurumları uyarmasına rağmen kimsenin aldırış ettiği yok!
 
Bir günde trafikte geçen süre; dört saat...
 
Bir ayda 120 saat...
 
Ayda beş gün trafikte tükeniyor.
 
Yani, bir yılda 60 gün!
 
On iki ayın iki ayı trafik teröründe geçiyor!
 
***
 
İstanbul kör itaatlerin ve kör noktaların şehrine dönüştü.
 
İki ağaç için dünyayı ayağa kaldıranların ömürleri trafikte tükeniyor ve gaz soluyor ama trafikteki düzensizliğe aldırış ettiği yok!
 
Konya’dan hızlı tren varmış İstanbul’a...
 
İki saatte geliyormuş.
 
Ankara’dan Konya’ya hızlı tren varmış!
 
İki saatte gidiyormuş...
 
Birileri sormuyor ki, bir günde kaç kişi Konya’dan Ankara ve İstanbul’a gidip geliyor!
 
Ne Konya imiş ya!
 
Biz İstanbul’un içinde iki saatte zor giderken bir yere...
 
***
 
Ve birileriyle İstanbul’da randevulaşmak kabus gibi!
 
İki saatte Avrupa’nın hemen her kentine uçabilirken, İstanbul’un içinde bir yerden bir yere iki saatte gitmek artık insanları deli etmeye yetiyor!
 
Bu yaz Dalaman’dan Göcek’e giderken iki dev tüneli görünce de dayanamayıp sormuştuk; Büyükçekmece’deki deve bağırtan iki şeritli yokuşdan ve inişten 25 milyonluk kente giriş ve çıkış yaparken, bu iki dev tüneli yapanlar hangi akla hizmet etmiş diye sorduk!
 
Çünkü, Sirkeci’den Halkalı’ya giden tren daha ortada yok iken, İstanbul dışına yapılan o tüneller, hızlı trenler ve köprüleri gördükçe yatırımlarda büyük bir plansızlığın ve sorumsuzluğun olduğunu da anlıyoruz!
 
Devlet Planlama Teşkilatı ne yapıyor merak ediyoruz!
 
***
 
Cenevre, Lozan, İnterlaken, Bern, Luzern, Zürih ve Montrö’yü gezdikçe insan adam gibi yaşamak nedir daha iyi anlıyor!
 
Ve İDO Genel Müdürlüğü’den beri tanıdığım ve çok sevdiğim, aynı zamanda Hac’da bile Mekke’de seccadesini bizimle paylaşan dostumuz ve ağabeyimiz Binali Yıldırım’ın yeniden Ulaştırma Bakanlığı görevine gelmesiyle yeniden ümitlendik.
 
Ve İstanbul’un kanayan yarası trafik sorununa odaklanacağını tahmin ediyoruz.
 
İnsanlar toplu taşıma araçlarında ayakta gidiyor ve saatlerce araç kullanıyor! Yani, bu gidişle herkes bel fıtığı, varis ve sinir hastası olacak!
 
Ya herkes İstanbul’un bu keşmekeş trafiğine boyun eğecek ya da herkes İstanbul’u terkedecek!
 
Bıkıp usandık gerçekten...
 
Ankara artık bütçenin büyük bir kısmını İstanbul trafiğine ayırmalı ve kentin içerisinde kalan gişeleri de kaldırmalı.
 
Yer altına inmek ve iki demir döşemek bu kadar zor olmamalı!
 
Kör itaat bir gün itaatsizliğe dönüşecek ama son tren gitmiş olacak!
 
Dostça bir hatırlatma!