Gazetevatan.com » Yazarlar » Ağladıkça

Ağladıkça

16 Aralık 2015 Çarşamba


Ülkemizin güneydoğusunda adeta cinnet hali yaşanıyor!

Ve sınır boylarımızda...

Kentlerde huzura kurşunlar sıkılıyor.

Barikatlar kuruluyor.

Ve hendekler kazılıyor...

Kendilerini tutunamayanlar kervanına dahil edebilmek ve dünya kamuoyuna gösterebilmek için her tür gizli oyuna kapılarını açan PKK ve siyasi uzantıları evi içerden yakmaya çalışıyor!

Yangın yerine döndürülen bu ülkenin bütün enerjisi yangın söndürmekle geçiyor.

Yaralarımızı saramadan ve harabe kentlerimizi yeniden yapamadan her gün bir yangına gidiyoruz!

***

Jön Türkler hareketiyle Osmanlı Devleti’ne adeta dinamit koyup parçalayanların ve tasfiye edenlerin aynı oyunu devam ediyor.

Yüzyıllık bir oyunla yüzyıllık bir yalnızlığa mahkum edilmişiz!

Ve kırk yıldan beri de Jön Kürtler hareketiyle ve ırkçılık oyunlarıyla bizi birbirimize bir daha düşürmek, bölmek ve parçalamak istiyorlar!

Üçe bölünen Irak ve kaça bölündüğünü bilemediğimiz Suriye, Libya ve Mısır yanardağ gibi...

Ve ne zaman patlayacağı belli değil!

***

1950’lerde Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde örgütlenen siyasi Kürt hareketi Demirel’in Adalet Partisi’nde daha da güçlendiler.

Ve Özal döneminde kendilerine daha güçlü bir yer bulan hareketin oyuncuları Ak Parti içerisine yerleşerek daha da önemli bir yer tuttular!

Siyaseti öğrendiler ve hareketi siyasallaştırdıklarına inandıkları günden itibaren bağımsız vekil senaryolarından vazgeçip parti kurdular...

Açılıp kapanmalardan sonra bugüne geldiler!

Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan’ın tek amacı asgari müştereklerde bütün farklılıkları birleştirmek ve bir arada mutlu yaşayabilmek için bunlara geçit verdiklerine inanıyoruz.

Birlik ve beraberliği yeniden inşa etmek, terörü bitirmek ve bölgeyi kalkındırmaktan başka amaçları da yoktu.

Ama bu dört partinin şemsiyesi altında masumiyeti oynayanlar günü geldiğinde yani yağmur bittiğinde ve güneşi gördüklerinde kendi yollarını çizdiler!

***

Bir dağ kadar koynumuzda sakladığımız ihanetlere yenik düşüyoruz!

Ve sürekli oyalanıyoruz, inandırılıyoruz ve pusulara düşürülüyoruz.

Her kalleşliğin ipi uzaklarda bir yerde.

Ve biz hala ipin ucundakileri bulamıyoruz.

Ucundakiler yıllardan beri birleşerek büyürken biz ayrılarak büyümeye çalışıyoruz.

Bir gün herkes kendi ateşinde yanacak ama kimse farkında değil!

Ne kurşun sıkanlar, ne hendek kazanlar ve ne de taş atanlar!

Lakin, sağ duyunun ve bölgedeki yürekli insanların bu oyunu bozacağına da inanıyoruz.

Ve siyasi iradenin...

Büyük bir doğumun sancılarını çekiyoruz.

Güzel günlerin geleceğini de biliyoruz.

Ağladıkça değil güldükçe...