Gazetevatan.com » Yazarlar » Ekol’cüler!

Ekol’cüler!

03 Ekim 2015 Cumartesi


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yenikapı’daki mitingde “milli ve yerli” milletvekillerini TBMM’ne gönderin diye kalabalıklara seslenirken, aslında bu ülkenin belki de yüzyıllık bir dramını gündeme getirdi...
 
Selçuklu ve Osmanlı Devleti’nin çökertilmesinde en büyük etken olan ihanetlerin sorgusunu başlattı.
 
Ve yıkılışların birinci nedeniydi!
 
Yani, siyasi bilimcilere ve tarihçilere büyük bir araştırma kapısını araladı...
 
Lakin, medya ve üniversiteler ya da stratejik araştırma kuruluşları bu konunun üzerinde duramadı...
 
Ve belki de durmaları işlerine gelmedi!
 
***
 
600 yıllık bir devlet olan Osmanlı’nın “Tanzimat” seromonisi ile başlayan yıkılış sürecinin detayları, ihanetleri ve daha doğrusu “yerli ve milli” olmayanların dosyaları istenildiği gibi hiç açılamadı!
 
Ve belki de açtırılmadı...
 
TRT’de yayınlanan Filinta ve Diriliş adlı dizilerde ihanetlerin yüzlerce sayfasına şahit oluyoruz...
 
Ve yine ülkelerarası istihbarat ve kirli oyunların bir kısmı Kurtlar Vadisi’nde yıllardan beri anlatılmaya çalışılıyor!
 
Kalabalıklar ise zamanı öldürmek veya geçirmek için beyaz camın renkli dünyasını seyretmeye devam ediyor ve popülist magazin kültüründen yakasını kurtaramıyor!
 
***
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan “yerli ve milli” diyerek yüzyıl boyunca sisler bulvarında gezinen gayrı milli ve yabancılaşanların açığa çıkartılmasını ve büyük bir soru işaretinin cevaplandırılmasını istiyor...
 
Bu ülkede kim kimdir? Sorusunun cevabı hala belli değil...
 
30 yılı aşkın meslek hayatımızda yaşadıklarımız ve duyduklarımız o kadar teyit edilmeye muhtaç ki!
 
Kimileri ya Alman ya Amerikan ya da Arap ekolünden...
 
Şunlar ya İngiliz ya Fransız ya da İsrail ekolünden...
 
Filanlar ya Rus ya İtalyan ekolünden...
 
Falanlar ya yatay, ya dikey, ya da paralel ekolden...
 
Ya mason ya sabetay ya da bir yerlerden dönme...
 
İran, Çin, Japon, Brüksel, NATO, BM ekollerini saymıyoruz...
 
Ve derin devlet, asker, polis veya MİT ya da falan ve filan tarikattan olanları dahil etmiyoruz bile...
 
***
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan “yerli ve milli” derken kuyruğunun ya da yüreğinin başka ekollere ve iplerinin bir yerlere bağlı olmaması gerektiğini anlatmaya çalışıyor...
 
Aklını, yüreğini ve bütün hesaplarını bu ülkeye, bayrağa ve insanlarına ait olmasını kastediyor...
 
Lakin, lobiler ısrarla konuyu anlamazlıktan gelerek olayı etnik kimlik ve ırkçılık noktasına taşıyarak farklı bir tartışma konusu başlatıyor...
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir zamanlar en yakınında bulunan- tek maharetleri gammazlıktan öteye geçmeyen- ve olayı anlamazlıktan gelerek konuyu etnik kimlik ve ırkçılık noktasına taşımaları da oldukça düşündürücü!
 
***
 
Evet, bu ülkenin geleceğini belirleyecek, söz sahibi olacak olan hemen her sektörde “yerli ve milli” adamların olması gerekiyor!
 
Medya, finans, iş dünyası, eğitim, bürokrasi, siyasi ve daha ötesi kritik noktada bulunan hemen herkesin “yerli ve milli” olması şart.
 
Aksi halde batırılan ve tarihin derinliklerine gönderilen 16 devletin yanına daha çok devlet gönderebiliriz!
 
Evet, şimdi sıra siyaset bilimciler ve tarihçilerde!