Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir avuç pilav

Bir avuç pilav

30 Eylül 2015 Çarşamba


Londra’da nereye gittiysek Araplar...

Paris’te ise Çinliler...

Ve lüks markalara ait mağaza önlerinde saatlerce kuyruk bekleyen Araplar ve Çinliler’i görünce durumu bir dostumuza sorduk;

- Hani, Çinliler bir avuç pilava çalışıyordu?

Dostumuz durumu özetledi;

- Araplar daha doğrusu İslam coğrafyasının en zenginleri Londra’yı o kadar mesken tuttular ki, İngilizler kentin dışındaki yerlere taşınmak zorunda kaldı ve bu durum hızla devam ediyor. Çünkü Londra’da hayat çok pahalı olmaya başladı!

Ya Çinliler? Dediğimizde ise şöyle özetledi;

- 1 milyar 200 milyon nüfuslu bir ülkeden bahsediyoruz... Ve en önemlisi dünyanın üretim merkezi haline gelen bir Çin gerçeği var artık. Bu ülkenin yüzde 5’i zenginleşmiş olsa 60 milyon kişi eder ve tabii ailelerini, yöneticilerini de dahil ettiğinizde Türkiye nüfusu kadar bir zengin kitle oluyor... Paris gibi kentlerdeki en lüks yerlerde kuyrukta görmeniz çok normal... Lakin, artık kendi ülkelerinde de belirttiğiniz o lüks markaların hemen hepsi var. Hatta çoğunun üretim merkezi dahi kendi ülkeleri! Kısacası, büyük kalabalıklar hala bir avuç pilava çalışmaya devam ediyor!

***

Ve Araplar, yani İslam coğrafyasındaki ülkelerin zenginleri için de durum pek farklı değil... Savaş ve terör arasında sıkışıp kalan, fukaralıkla boğuşan kalabalıklar ölüm ve hayat arasında günü kurtarmaya ve bir avuç pilava çalışırken zenginlerinin Çinliler gibi lüks peşinde koşturmalarını hala anlayabilmiş değiliz...

Aynı durum Hindistan için de geçerli!

Küresel ekonomi, ısınma, finans, medya, sanayi, savaş, moda, sinema, müzik, spor derken dünya gittikçe küresel fukaralık ve çelişkilerin çatışma meydanına dönüşüyor...

***

“Derin ayrılıkların bulunduğu bir ülkeyi yönetmek” diyerek Türkiye’deki siyasi riskleri analiz eden Amerikalı siyaset bilimci Prof. Ian Bremmer gibiler bizdeki durumu eleştiriyor ama dünyayı idare eden dev ülkelerin içine düştüğü bu çelişki dağlarının her geçen gün bir yanardağa dönüştüğü gerçeğini görmek istemiyor oluşu ise düşündürücü!

Bremmer, sadece küresel ekonomiyi yönlendiren gelişmiş ülkelerin kendi evlerinde meselelerde boğulduğuna dikkat çekiyor ve dünyayı gelecekte bekleyen tehlikeleri başlıklar halinde sıralayarak diyor ki;

- Finans kuruluşları felç olmuş, siber saldırılar, siyasi ve sosyal şiddet yaygınlaşıyor ve en önemlisi iklim şartlarının kötüye gitmesiyle besin krizi her an kapıda!

***

Evet, bir yanda dev ülkelerin içine düştüğü çelişki dağları...

Diğer yanda dev ülkelerin kalabalıklarının bir avuç pilava çalışarak yaşamanın telaşıyla boğuşuyor...

Olası bir kesişme noktasındaki buluşma büyük savaşları ve çatışmaları doğuracak!

Lakin, gaflet denizinde kürek çekmeye devam ediyor hemen herkes...