Gazetevatan.com » Yazarlar » Ankara’da taşlar

Ankara’da taşlar

19 Eylül 2015 Cumartesi


Ve siyasi partiler listelerini dün YSK’ya teslim etti...

Listelere baktığımızda diyebiliriz ki, ülke için hayırlısı olsun...

Lakin, ülkemiz ve hatta etrafımızda ateş çemberine dönüştürülen coğrafya için gelecek yüzyılın planlamasını sınırlarımızın çok uzaklarında yapılıyor ve pek de hayırlı senaryolar kaleme alınmıyor!

Olası kriz senaryoları beraberinde bir çok gerginlikleri elbette getirecektir ve krizin tırmanacağı son gün ise 1 Kasım akşamıdır...

***

Terör, finans, yönetim ve idari krizlerle her tür oyunun açık veya kapalı oynanacağı bir süreç başlamıştır artık...

Ve Ankara...

Dostlukların kesiştiği, imha ve ihya arasında sıkışan kaderlerin başkentinden sözediyoruz!

Sıfırdan zirveye koşanların, zirveden sıfıra düşenlerin arenasına döndüğü günden beri her bir köşesinde farklı bir oyunun yazıldığı, stratejilerin belirlendiği ve güç koridorlarında kartların yeniden dağıtıldığı ve sürekli yeni bir oyunun başlatıldığı bu kentte, gelişenleri veya gelişmeyenleri bilerek yaşayabilmek gerçekten büyük bir yürek gerekiyor!

***

Buluşabilmek de kolay, ayrılabilmekte...

Ve ayrılıkları sona erdirip kavuşturabilmekte!

Bazen her yer demir bir kapı, bazen her yer kırmızı halı.

İtibar ve itibarsızlaştırma operasyonlarının düğmesine basıldığı düz bir ova...

Taşların yerinden oynadığı, oynatıldığı ve oturtulduğu farklı bir kent...

Aslında, bütün farklılıklara ait güçlerin ya anlaştığı ya da savaştığı bir adres...

Oyunlara karşı yeni oyunların oynandığı veya bozulduğu kimilerini göre küçük ve sevimsiz kentte kimlerin daha sevimli kılınacağı veya sevimsiz ilan edildiği veya edileceği bir kent.

Mahşer meydanı belki bir günde kırk defa kuruluyor...

Kimilerinin kurban edildiği kimilerinin beslendiği ve ne zaman da kesileceği belli olmayan binbir yüzlü siyasetin tam merkezi; Ankara.

***

Diyebiliriz ki, kurban bayramı yaklaşıyor.

İnsanlar on günlük tatile çıktı ya da çıkıyor...

İşte bu süreçte iyi düşünüp ve öyle bir karar vermelidirler ki Ankara’daki taşlar yerine otursun...

Ve ülkenin geleceği belki de bir elli yıl daha kurtulsun...

Kendi muhasebesini yapmaktan yorulmayan insanlarımız biraz da ülke muhasebesini yapmaktan yorgun düşsün ve hür iradesini sandığa yansıtabileceği bir oyunu yine kendi iradesiyle kurabilsin...

Duygularından, kin ve nefretten arınmış bir yürekle bir daha düşünsünler diyoruz...

Yoksa, etrafımızdaki coğrafyada yaşananların, denizlerde boğulanların ve günlerden beri Avrupa’ya gidebilmek için sınır kapılarında bekleyenlerin durumuna düşebilme ihtimalini de hesaba dahil etmek gerekir diyorum...