Gazetevatan.com » Yazarlar » Geçmişin bagajı

Geçmişin bagajı

19 Ağustos 2015 Çarşamba


İslam coğrafyasında kazanlar yine kaynıyor, kaynatılıyor ve kaldırılıyor!
 
Altındaki “odun” görevini ise yine bölgedeki farklılıklardan oluşan kırılmamış sayısız fay hatları yerine getiriyor...
 
Farklılıkları çatışmaya dönüştüren güçler bölgedeki öz kaynaklardan yararlanıyor!
 
Mezhep ayrılıkları, aşiret ve ırk farklılıklarını eş zamanlı körükleyen güçler, Selçuklu ve Osmanlı’nın tasfiyesinden sonra yeni savaşları çıkartmakta veya savaşlara gebe bırakmakta hiç zorlanmadıkları görülüyor.
 
Çünkü, baltık kurusa da ısındığında ya da ıslatıldığında yeniden balçığa dönüşebiliyor...
 
Kaç yüzyıldan beri ısıtılıyor ve ıslatılıyor, bilen var mı?
 
Geçmişin asırlık bagajı o kadar doldurulmuş ki...
 
***
 
Ekonomiden kaynaklanan savaş risklerinin gölgesinde yürütülen bağımlı ve güdümlü siyasetin sonu yeni bir bataklıktan başka bir şey değil.
 
Asırlardan beri iç ayaklanmaların düşündürdüklerinden çok uzak bir yerlerde gezinen coğrafyadaki halk, isyan ve kargaşadan beslenerek yaşıyor.
 
Ve tasfiye sonrası tahtlara oturtulan krallar ise rüya aleminde dolaşmaya devam ediyor...
 
Yeraltı değirmenlerinin “kara suyu” diye bilinen üçte ikisi elinden alınmış petrol kazançları ile saltanat süren krallar, aşiretler ve terör örgütleri coğrafyayı hemen her gün farklı bir terör yüzüyle tanıştırıyor...
 
Ve kazancın karşılığını kan ile veriyor.
 
Kabus artık meçhul bir yolcu gibi bekleniyor!
 
***
 
Geçici inşa edilen prefabrik dostlukların tek geçerli adresi ise; kalıcı çıkarlar!
 
Uzun bir yol aramıza çekenler büyümenin büyüsüne ve lüksüne kapılmışlar.
 
Kentler yıkık ve dökük.
 
Milyonlarca insan yani anne, çocuk aç ve çıplak.
 
Medeniyete ve eğitime küskünler.
 
Kaçabilenler ve kalabilenler arasında tükenen bir yaşam yaşanmaya çalışılıyor...
 
Gülmenin ve mutluluğun ne oluşuyla daha hiç tanışmayan milyonlarca çocuk büyük bir kin ve nefretle gençliğe adım atıyor...
 
Ve en tehlikeli psikolojik eşiğine böylesine bir duygu ile geçiliyor...
 
***
 
Silah artık herkesin elinde.
 
Kurşunlar artık adres soruyor!
 
Müdahalenin sınırlarını kendi çıkarlarına göre çizen efendi devletlerin tek derdi ise kaynakları ele geçirmek...
 
İnsanların kuşlar kadar bir değeri dahi yok.
 
Prof. İlber Ortaylı söylemişti;
 
- Kral Faysal bir defasında İslam coğrafyasında bir buçuk devlet var... Buçuğu İran, biri ise Türkiye’dir!
 
Evet, efendi devletlerin hedef tahtasında sadece İran ve Türkiye var...
 
Karar verirken geçmişin bagajındakileri iyi tasnif etmeli...
 
Artık, geçmişin bagajındaki yük ve sorumluluk her geçen gün biraz daha taşınamayacak kadar ağırlaşıyor!