Gazetevatan.com » Yazarlar » Kaotik saatler

Kaotik saatler

01 Ağustos 2015 Cumartesi


Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla, yeni duvarların bir daha örülmeyeceğine inanmıştık...

Aldanmışız! İsrail, kendine ait olmayan topraklara önce parayla sonra silahlarla sahip olunca; demirden ve betondan duvarlar ördü...

Küçük bir dünyada yaşamaya mahkum ettiği insanlar sefalet ve acı içinde açık hava cezaevi haline getirilen topraklarda yaşamaya ve ayakları üzerinde durmaya direniyor... Ve dünyanın seyredeceğine inanmamıştık...

Aldanmışız!

***

Sınırlarımızın ötesinde başlayan kaotik saatlerin dakikalarına sıkıştırılan bir aralıkta bizi savaşa sürükleyen çanların kimin için çaldığını anlamakta zorlanıyoruz...

Ve bu savaşa nasıl dahil edildiğimizi de...

IŞİD katliamıyla hızlandırılan süreç PKK savaşına nasıl dönüştürüldüğünü de!

Ve şimdi Suriye sınırına duvarların örülme aşamasına gelindi...

Daha düne kadar sınırlarımızdaki mayınlı arazinin temizlenmesi ve tarıma açılmasından söz ediliyordu... Ne oldu?

ABD ve NATO şimdi bu alanı IŞİD ve diğer örgütlerden temizlenmesini ve sınırlarımızın altında Akdeniz’e açılan yeni bir koridor devlet kurmak istiyorsa ve bu temizliği de bize yaptırmak istiyorsa, duvarları niye örüyoruz?

Bilinmiyor! Kimse de sormuyor...

***

Kırk yıldan beri savaşarak büyüttüğümüz PKK örgütü siyasallaşmasını bitirmiş ve yüzde 14 lük bir oy alarak Ankara’nın düz ovasında hakimiyetin kayıtsız ve şartsız millete ait olduğu TBMM çatısı altına gelmiş ve ülkenin milli marşını dahi söylemeyecek kadar küstahlaşabiliyorsa, unutmayalım güvendikleri bir dağ var.

Ve birileri sufle veriyor!

Ve şimdi yeniden savaş günlerine dönüyoruz gibi...

Ortada tuhaflıklar var...

Anlamsızlıkları anlamakta zorlanıyoruz...

Kırk yılda gelinen noktadaki başarısızlığı yeniden düşünmeye kimsenin niyeti yok!

PKK ve siyasi uzantısı HDP sanki ısrarla olayı siyaset değil savaş noktasına çekmek istiyor gibi davranıyor...

***

George Friedman’nın “kör adamın blöfü yani doktrinsiz savaş” günlerine yeniden dönüyorsak o zaman kırk yıl sonra yüzde 28’lik bir oy yüzdesi ile TBMM’ye gelebilmenin hesabı içinde olmadıklarını anlıyoruz...

Başka bir şey planlanıyor...

Bu ülke büyük bir bataklığa çekilmek isteniyor...

Geleceğin savaşlarını anlatan George Friedman diyor ki;

-Dünya ticaretini kontrol eden, dünyayı kontrol etmiş olur! Tankların, uçak gemilerinin ve jet uçaklarının devri kapanıyor...

Ve gelecekte ‘nükleer silahlara sahip olunarak elde edilecek savaşların da bir işe yaramayacağını’ iddia ediyor...

Şimdi, Ortadoğu coğrafyası ve Suriye ile olağanüstü bir ticaret kontrol noktasını yakalamış iken buraya nasıl geldik? Ve kim bizi böylesine ağır bir psikolojik eşiğe getirdi? Yine dağları, sınırları bombalamayarak meseleyi çözebileceğine inanmaya başlayan bir sürece girdik...

***

Barış sürecini elinin tersiyle çeviren, masayı devirip savaşı tercih etmeyi ısrarla isteyen tarafların gizli bir gündemi var... Ben, bu ülkede askeri ve sivil istihbarat teşkilatlarımızın oyun bozabileceklerine ve oyun kurabileceklerine ve hele de dış devletlerin senaryolarına karşı koyabilecek ve bozabilecek bir pratiklerinin olduğuna asla inanmıyorum...

600 subayını altı yıl boyunca Silivri, Metris cezaevine tıkan üç polis iki savcının dandik bir ‘kumpas’ operasyonun dandik CD’sini bile sahte olduğunu çözene kadar develer dama çıktı...

Şimdi bunları bela eden içimizdekilerin dahi oyunlarını bozamayan yapıların küresel devletlerin oyunlarını alt üst edecek bir planı olabileceğine nasıl inanalım? Ve hele bir de bunlarla birlikte stratejik ortaklık adı altında sınırlarımızın ötesinde bir savaş planıyla oyun kurmaya kalkışırsak oyun içinde bir oyun olmayacağına nasıl inanalım?

***

Almanya’nın müttefik gibi bize yanaşıp Osmanlı’yı savaşa sokup sonra da 600 yıllık bir devleti tasfiye ettirmeyi başardığını unutmayalım!

Tasfiye edilen Osmanlı’nın toprakları üzerinde çıkan paylaşım kavgası yüzünden de ikinci dünya savaşı çıkartıldığını...

İki dünya savaşının tek gerekçesinin bu topraklardaki iradeyi ve duyguyu tasfiye etmeye çalışan yedi düvelin olduğunu bilen bizler, Türkiye’yi düşünerek bir oyun kuracaklarına hiç inanmıyorum!

Kimse de inandıramaz beni...

Böl, parçala ve yönet taktiği devam ediyor...

Lakin, her defasında biz aldanan taraf oluyoruz...

İnanın ki, dostça şüphelerimizi yazmaktan ve hatırlatmaktan başka da bir derdimiz yoktur!

Dilerim, yanılıyorumdur...