Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir dönemin anatomisi

Bir dönemin anatomisi

17 Haziran 2015 Çarşamba


Ülke, seçimin ardından koalisyon veya erken seçim beklentilerinin kaosuna yakalandığı bir süreçte, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün basın danışmanı Ahmet Sever’in kitabı gündemi işgal etti...
 
Kitap, bir dönemin bilinmeyenleri değil, hemen herkesin bildiği ekipleşmelerin, yönlendirmelerin, çekişmelerin, çatışmaların perde arkasındaki yaşananları anlatıyor...
 
Lakin, moda tabiriyle “zamanlaması manidar” diyoruz... Neden şimdi?
 
Ve “en çok kimin işine yarıyor? Sorusu akla getirilmeli... Ahmet Sever’e göre ise, manidar olmayan bir zamanı bulmak mümkün değilmiş! Ve eklemiş; tarihçilere vesika bırakmış... Tarihçiler, hatırlatmalar ile hatıraları ayırt edecek adamlardır!
 
***
 
Elbette, herkesin bir hesabı var...
 
Lakin, başı dik, alnı açık gezebilmek ve başı yastığa koyduğumuzda rahat uyuyabilmek için hesapsız olmak ve hesapsızca, kitapsızca yaşamak gerekiyor!
 
“Tuzak” ve “pusu” anlayışıyla siyasetin yol haritası çizildiği, işgal edildiği ve stratejiden sayıldığı günden bu yana, hesaplaşmalar; daima kırıcı, üzücü, karalayıcı oluyor ve daha da ötesi itibarsızlaştırmaya yönelik bir amaç taşıyor...
 
***
 
Her şeyin vaktinde söylenmesi gerekiyor!
 
“Sır kâtipliği” veya bir dönem önemli görevlerde bulunanlar, görevi bıraktıktan sonra “tayin edilen” o gün geldiğinde yaşadıklarını da “gazetecilikmiş” gibi piyasaya sürenleri asla ciddiye almıyorum...
 
Çünkü, hatıralar tek taraflıdır ve içinde yığınla şüphe bulutu taşır...
 
Yiğitlik, görev sürecinde yapılanlar ve alınan tavırların bütünüyle orantılıdır...
 
Gerisi hikâyedir...
 
Karalayıcıdır...
 
İftiradır ve tek taraflıdır...
 
Ve kitaba daha şimdiden yığınla düzeltme ve yalanlama gelişi de iddiamızı doğruluyor...
 
***
 
Herkes işinin ve görevinin hakkını çalıştığı ve oturduğu süreçte verecek!
 
Kim ne biliyorsa da zamanında çıkıp söyleyecek...
 
“Günlük” tutarak “ajanda” gazeteciliğini sektöre yerleştiren meslektaşlarımızın eserlerini hiç okumak istemedim...
 
Biliyoruz ki, yazılanların çoğu günah çıkarmaya yöneliktir...
 
İslam dininde ise, yığınla günahı sırtına yüklenip bir paravanın ardında duran papaza gidip
 
İşlenen günahları anlatarak yani “günah çıkartmak” diye bir kural yoktur...
 
***
 
Ve hemen herkes yaşadıklarını kaleme alırken “Nasıl?” olmuşun hikayesini anlatır...
 
Keşke, “Niçin?” olduğunu yazabilseydiler!
 
Bir dönemin anatomisini; gazeteci ve günlük köşe yazarları değil, tarihçiler yapmalı!
 
Çünkü, tarihçiler laflarla değil belgelerden yola çıkar...